Böyle gelmiş böyle gider

Abone Ol

Yazının başlığına bakıp, bu yazar yine bizi hayallere taşıyacak diye düşünmeyiniz.Üzerinde yaşadığımız yaşlı gezegen bir gün yanılıp ters yönde dönmeye başlamadıkça bizim ülkede “böyle gelmiş böyle gider” sözünün aksini ispatlamak oldukça zor görünüyor.

Yaşam biçimlerine iç geçirdiğimiz futbolda ileri ülke insanlarının, çocuklarına futbolu öğretme şekillerine veonların da hiç vazgeçmedikleri disiplin ve düzene dayalı güle oynaya öğrenme arzularına baktıkça içim sıkılıyor. Ne yani onlar insan değil mi, kaş üstünde göz mü taşıyorlar, yoksa uzaydan mı geldiler türünden anlamlı eleştirinizi kabul etmeyi çok isterdim ama evet galiba kaşlarının üzerinde hayata karşı fal taşı gibi açılmış koca gözleri var Dahası hemen her oyuncunun bedeninde üç dört ciğere ilaveten centilmenliğin kitabını imzalayıp bize armağan edecek kadar da sporcu ruhu.

Çok yakından tanığım efendim; Oturuyorlar bir masanın etrafına, eteklerinde ne kadar taş varsa döküp özgürce tartışıyorlar. Bilinen tüm olumlu ve olumsuz örnekleri inceleyip, en hararetli tartışmaları kıyasıya yaptıktan sonra bir sisteme karar veriyorlar. Sonra da aldıkları kararı kısa vadeli düşünmeksizin, sonuçlardan ve kişilerin kaprislerinden tamamen âri olarak ciddiyet ve istikrarla uyguluyorlar. İstikrar. İşte size başarının altın anahtarı. Bu yüzden bizi kıskandıran hamleleri cesurca yapabiliyorlar ve hayret ki hayret, bir kişi de çıkıp ,”bir dakika, böyle iş olmaz, bilmem kim bey buna ne der” falan demiyor. Dedim ya tanığım, hadi anlatayım da belki etkili ve yetkili kimliklerimizden herhangi biri bu anlatımda işe yararbir şeyler bulur. Uzun yıllar önce, Belçika futbolunun henüz son on yıldaki patlamayı yapmadığı zaman diliminde, T.F.F Dış İlişkiler Kurulu üyesi olarak kafile başkanlığını yaptığım Genç Milli takımımız ilebir turnuva için Belçika’yagitmiştik. Belçikalılar sempatik,Karadenizli hemşerilerimiz gibi zeki, neşelive dost canlısı insanlar.

Ülkemizde her yıl düzenlenen uluslararası U-16 Ege Kupasına en çok katılan üç ülkeden biri oldukları ve T.F.F’nin o zamanki Dış İlişkiler Müdürü, çok değerli spor insanı sayın Metin Tunçer sayesinde mihmandarlıklarını defalarca keyifle üstlendiğim için, Federasyon başkanlarından tutunuz malzemecilerine dek yılların eskitemediği ve halen süren dostluklara sahibim. Bu süreçte alt yapının teknik direktörleri ve bugün her biri yıldız olmuşoyuncularlaaramızda küçük zeka oyunları ve sihir dedikleri şakalarım sebebiyle çok sıcak bir iletişim kurulmuştu. Hazır oraya gitmişken federasyonuziyaret edeyim diyerek elimde bir kutu lokumla kapıdan içeri adım attığımda dostlarım beni apar topar, aşağı yukarı hepsini tanıdığım yönetim kurulu üyelerinin yer aldığı bir toplantıya soktularve orada bir neşe patlaması yaşandı ki sormayın. Baktım yüzler gülüyor ve  ”Charliethebest, bu imkansız, sen burada, casus casus” deyip duruyorlar. 

(Charliekim derseniz, o bendenizim efendim zira uzun ismime dilleri dönmediği için “eğer isterseniz yakın çevrem gibi siz de bana Charlie diyebilirsiniz“dediğimden bu yanadiğer UEFA görevleri dahil her yerdeadım Charlie kaldı.) Meraklandım elbette, acaba neydi inanılmaz olan? Biz, dedi başkanları Av.François de Keersmaecker : “Bugünkü toplantı gündemine göre  teknik kalitesi bizden kat be kat üstün Türkiye ile değişik alt yaş gruplarında yılda birkaç kez oynamak için nasıl bir yol izleriz diyorduk ki kapı açıldı, sen içeri girdin. Ona gülüyoruz..”dedi.

Adamların gündemine bakar mısınız lütfen. Nasıl büyük bir gurur duydum size anlatamam. Gerçekten de üstünüzama ya aynaya doğru dürüst bakmayı bilmiyor ya da aynayı genellikle dev aynasından seçenlerimiz yüzünden,aldatan yansımaların tuzağına düşüyoruz.Biliyor musunuz, aslındahiç tesadüf değildiryabancıların gençlerimizi üst düzey takımlara baş tacı yapıp,kendi milli takımlarında oynatmaya çalışması. Yok mudur yani nüfusu aşağı yukarı bizim kadar olan dünya şampiyonu Almanya’da Erhan Önal, İlyas Tüfekçi, Erdal Keser,Hamit -Halil Altıntop kardeşler, Mesut Özil, İlkay Gündoğan, Hakan Çalhanoğlu gibi sıra dışı beyinler? Neden en önemli mevkiler için yıllarca hep bu isimler tercih edildiler dersiniz? Bugün artık dünyanın her yerinde yetenekli genç yıldızlarımız ile anılmıyor muyuz?

Hal böyle ise,oldukça sayın futbol üstatlarımızacaba dünyafutbol arenasındaki yerimizin neden bir türlü şu “istikrar” sözcüğü ile kucaklaşamadan kıyıda köşede dolaştığını ve her yeni gelenin Amerika’yı yeniden keşfe çalışıp her şeyi ters yüz ederek yeni düzen kurduğunu tane tane anlatabilirler mi bizlere? Çünkü basit ve anlamlı bir cümle kurabilmek şöyle dursun, başladığı cümleyi bitirebilmek için bin dereden su getiren, hatta yarı yolda lafın başını unutup başka konuya geçen insanlar olarak cümlemizin,ya algı ayarlarımızda sorun var ya dabir plan- program yapıp arkasında durabilmekte.

Doğu’nun en batısında, muazzam bir edebiyat ve tarih birikimi ile bezenmiş, her türlü hıyanet, melanet ve zorluğa rağmenyedi düvele karşı yüzyıllardır ayakta kalmış, sosyal refleksi üst düzey insanlar olarak futbolda da önde olmaya hakkımız yok mu? Var kardeşim, elbet var diye bir gün yola düşeceklerden ricacıyım efendim. İlk iş olarak yolda göreceğiniz bildik tabela vedimağlara yazılı bugünkü yazı başlığını siliveriniz lütfen.

Böyle gelmiş böyle gitmesin.