Türkiye, dünyada en çok sokak hayvanına sahip ülkelerden biri. Sokaklardaki kedi ve köpek varlığına ilişkin farklı kaynaklarda farklı rakamlardan söz ediliyor. Kimi kaynaklara göre sokak hayvanlarının sayısı 10 milyon civarında gösterilirken, sokak hayvanlarının özellikle büyük şehirlerde yoğunlaştığı biliniyor.
Dönemsel olarak sokak hayvanlarının rehabilite edilmesine yönelik farklı projeler dile getirilse de ülke genelinde sokak hayvanlarını kapsayacak birleştirici, bütünleştirici bir projeden ve gelecek vizyonundan söz etmek maalesef mümkün değil.
Macaristan seyahati dönüşünde sokak hayvanlarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ‘Belediyeler, sokaklarda yaşayan hayvanları barınaklara almalı. Bu konunun takipçisiyim. Ne gerekiyorsa yaptık, yapacağız’ ifadeleri yepyeni bir tartışmanın fitilini ateşledi yeniden.
Erdoğan’ın Beykoz ve Konya belediyelerini sokak hayvanlarının rehabilitasyon süreçleri konusunda başarı örneği olarak göstermesi de toplumun farklı kesimlerinde, farklı tepkilere yol açtı.
Evcil hayvanlara çip takılması zorunluluğunun gözle görünür bir fark yaratmadığı ülkemizde sorunun çözümü için her kafadan bir ses çıkıyor neredeyse. Kimi kesimler başıboş hayvan sorununun kökten çözülmesi gerektiğine dikkat çekerken, bir başka kesim ise kısırlaştırma ile hayvan popülasyonunun kontrol altına alınmasını savunuyor.
BARINAKLAR…
Belediyelerin geçici hayvan barınaklarının bu soruna çözüm olamadığı çok açık. Erdoğan’ın örnek gösterdiği Konya Büyükşehir Belediyesi’ne ait hayvan barınağında yaşanan acı hadise ise hala çok taze ve güncel.
Erdoğan’ın sorunun çözümünde örnek olarak gösterdiği Avrupa ülkeleri ise geçmişte gerçekleştirilen uygulamalarla çok da insani bir çözüm olarak görülmüyor maalesef.
Az sayıdaki Avrupa ülkesi dışındaki şehirlerde sokaklarda bir tane bile ‘evcil hayvan’ görülmemesinin sebebi yıllar boyunca uygulanan katı kısıtlamaların yanı sıra belli dönemlerde hayvanlara yönelik uygulanan ve çok da dost canlısı olmayan müdahaleler aslında.
Ülkemizde bu ‘sorunun’ çözümü noktasında nasıl adımlar atılacağı yönünde yaygın bir kanaat yok. Bundan sonrasına ilişkin yol haritasının belirlenmesinde ise toplumun tüm kesimlerini kucaklayabilecek adımların atılması gerekiyor.
Çözüm sürecinin netleşebilmesi için alanında uzman isimlerin bir araya gelmesi ve bilimsel yöntemlere göre hareket edilmesi şart. Veteriner hekimlerden hayvan koruma derneklerine, yerel yönetim temsilcilerinden sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin bu sürecin bir noktasında işin içine dahil edilmesi ve en mantıklı yöntem ya da yöntemlerin değerlendirilmesi, tartışılması gerekiyor. Vicdanı noktalarda ise hassasiyet gösterilmesi şart. Birçok uzmanın dikkat çektiği gibi ‘kısırlaştırma’ en önemli adımlardan biri. Bu noktada başarılı örneklerin artması için yerel yönetimlerin desteklenmesi şart.
Erdoğan’ın ülke gündemine armağan ettiği sokak hayvanları meselesinde çıkar yol bulabilmek adına gündem rüzgarına kapılmadan harekete geçmemiz gerekiyor.