Memduh GÜNEY-EGETELGRAF/ AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, Ege Telgraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Aylin Suphandağlı ve gazeteci Cihad Taysi’nin hazırlayıp sunduğu "35. Paralel" programının konuğu oldu. Canlı yayında İzmir’in güncel sorunlarını, altyapı eksikliklerini ve merkezi hükümet ile yerel yönetim arasındaki ilişkileri değerlendiren Çankırı, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kentin hak ettiği noktada olmadığını savunan Çankırı, İzmir’in ideolojik tartışmaların ötesinde, siyaset üstü bir anlayışla ele alınması gerektiğinin altını çizdi. "İzmir hepimizin şehri. Rengi, kimliği, siyaseti yok" diyerek sözlerine başlayan AK Partili vekil, yerel yönetimin "Hükümet bize engel oluyor" yönündeki söylemlerine sert tepki gösterdi ve bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını dile getirdi.

‘İDDİALAR YAKIŞIKSIZ’
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İzmir Büyükşehir Belediyesi kanadından sık sık yükselen "Merkezi yönetim İzmir’i üvey evlat görüyor, kente yatırım yapmıyor" şeklindeki eleştirileri yanıtlayan Ceyda Bölünmez Çankırı, bu tür ifadelerin artık komik ve yakışıksız bir boyuta ulaştığını söyledi. AK Parti iktidarı döneminde İzmir’e yapılan yatırımların resmi rakamlarla ortada olduğunu vurgulayan Çankırı, şu bilgileri paylaştı: "AK Parti’nin 22 yıldır İzmir’de hayata geçirdiği tam 1 trilyon 275 milyar liralık devasa bir yatırım bütçesi var. Bu yatırımların tamamını alt alta, üst üste koyduğunuz zaman kentin çehresini değiştiren çok büyük işlere imza attığımız açıkça görülür. Bugün modern otoyollardan, devasa İzmir Şehir Hastanesi’ne kadar tüm bakanlıklarımız nezdinde çok ciddi projeler üretildi ve tamamlandı. Ancak maalesef bu yatırımlar muhalefet tarafından görülmek istenmiyor, kasıtlı olarak kamuoyuna farklı yansıtılmaya çalışılıyor."
İzmir’in coğrafi konumu, uluslararası limanı ve köklü tarihiyle Türkiye’nin en kıymetli hazinelerinden biri olduğunu hatırlatan Çankırı, "İzmir asla üvey evlat değildir. Ortada bir problem varsa, bu yerel yönetimlerin vizyonsuzluğundan ve hükümetle eş güdümlü çalışmayı becerememesinden kaynaklanıyor. Muhalefet kanadı, yereldeki kendi hizmet ayıplarını örtbas etmek adına faturayı sürekli merkezi hükümete kesiyor. Bu durum kesinlikle bir kaçış noktasıdır, sorumluluktan kaçmaktır" dedi.

VİZYON VE DERTLENME
Belediyeciliğin bir vizyon ve şehre duyulan aidiyet meselesi olduğunu belirten Çankırı, geçmiş dönemlerden örnekler vererek eleştirilerini sürdürdü. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Yılmaz Büyükerşen’i örnek gösteren AK Parti Milletvekili, "Yılmaz Büyükerşen de muhalefet partisinin bir belediye başkanıydı. Ancak Eskişehir’i bir dünya kenti, bir turizm merkezi haline getirmeyi başardı. Demek ki iş üretmek, bahanelerin arkasına sığınmamak tamamen kişilerle ve vizyonla alakalı bir durum. Bunun yaşla ya da dinamizmle de ilgisi yok. Geçtiğimiz dönem İzmir’i yöneten başkan için ‘En genç, en dinamik başkan, yurt dışına en çok giden isim’ denildi. Ama sonuç ne oldu? Demek ki mesele sadece gezmek değil, o şehrin dertleriyle dertlenmektir. Biz AK Parti milletvekilleri olarak her zaman ortak akıldan, yapıcı ve birleştirici bir yaklaşımdan yanayız. Bu duruşumuzu da her platformda net bir şekilde ortaya koyuyoruz" ifadelerini kullandı.
"TRAFİK KİLİT”
Programda kentsel dönüşüm ve kronikleşen trafik sorunlarına da değinildi. Aylin Suphandağlı’nın "Hükümet kanadı olarak kentsel dönüşüm ve trafik sorunlarına karşı nasıl bir proje geliştirmek istiyorsunuz?" sorusunu yanıtlayan Çankırı, yerel yönetimin üzerine düşen mali ve idari sorumlulukları yerine getirmediğini iddia etti. Türkiye’de genel idare ile yerel yönetimin ortaklaşa hayata geçirdiği en başarılı projelerden birinin İZBAN (İzmir Banliyö Sistemi) olduğunu belirten Çankırı, "İZBAN, Türkiye’ye örnek olmuş bir toplu taşıma modelidir. Ancak Ulaştırma Bakanlığımızın yapmak istediği altyapı yatırımlarına, büyükşehir belediyesinin kendi payına düşen bütçeyi aktarmaması, projelerin eş zamanlı yürümesini engelledi. Bu koordinasyonsuzluk da doğrudan vatandaşa mağduriyet olarak yansıdı" dedi. İzmir’in ana ulaşım akslarının yanı sıra şehir içi trafiği rahatlatacak alternatif yolların açılmadığını söyleyen Çankırı, "İZBAN’a paralel olarak yapılması gereken, tabiri caizse şehrin kılcal damarları olan ara yollarda hiçbir yenilenme, genişletme çalışması yok. Bugün İzmir’in en büyük sorunlarından biri budur. Seçim dönemlerinde 'Deniz taksi getireceğiz' dediler. Mevcut belediye başkanlığının üzerinden 2 yıl 4 ay gibi uzun bir süre geçti, ortada hala bir deniz taksi yok. Vaatler hep havada kalıyor" şeklinde konuştu.

LİMAN VE KÖRFEZ
İzmir Körfezi’nin yolcu taşımacılığında verimli kullanılabileceğini ancak ticari aksların doğru yönetilemediğini belirten Çankırı, kentin ekonomik geleceği açısından Alsancak Limanı’nın önemine dikkat çekti. Liman ticaretinin gerilemesi ve şehre gelen kruvaziyer gemisi sayısının azalmasının tamamen yönetimsel bir zaafiyet olduğunu savunan Çankırı, şu iddialarda bulundu: "Alsancak Limanı’ndaki özelleştirme süreciyle birlikte bu yönetimsel problemler ortadan kalkacak ve liman eski ticari canlılığına kavuşacaktır. Körfezin temizliği de kentin geleceği için hayati önem taşıyor. Hatırlarsınız, 2024 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum İzmir’e gelerek kentin tüm bileşenlerine adeta bir ödev verdi. Bilim kurulu oluşturuldu, yapılması gerekenler raporlandı. Ancak yerel yönetim bu kurulu ve uyarıları yeterince ciddiye almadı. Bakanlığın sunduğu reçete saati saatine uygulansaydı, bugün çok daha temiz, kokmayan ve yaşayan bir İzmir Körfezi görebilirdik."
‘METROLAR DURDU’
Kentin raylı sistem yatırımları konusundaki aksamalara da değinen Çankırı, metro ihalelerinin ve yönetim süreçlerinin tamamen İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda olduğunu hatırlattı. Buca ve Gaziemir metrolarındaki gecikmeleri eleştiren Çankırı, "Buca metrosu tamamen yerel yönetimin hatalı süreç yönetimi yüzünden durdu. Fuarın kalbi olan Gaziemir’deki metro projesi de aynı akıbete uğradı. Kentte birbirine kavuşmayan, entegre edilemeyen iki ayrı tramvay hattı var. Bunların acilen birleştirilmesi gerekiyor. Ancak kendilerine kentin master planını sorduğumuzda, ortada somut bir planın olmadığını görüyoruz. Sayıştay raporları da kentin ne kadar kötü yönetildiğini belgeliyor. Raporlara göre İzmir’de acilen 1 milyon ton asfalt dökülmesi gerekiyor ancak sokaklar çukur içinde. Bu şehir mevcut araç trafiğini taşıyamıyor artık. Seçim meydanlarında vadedilen battı-çıktılar, kavşak düzenlemeleri nerede? Neden hayata geçirilmedi? Bakın yanı başımızda Aliağa’da, Menemen’de yapılan battı-çıktı projeleriyle trafik kesintisiz akıyor. Demek ki istenince yapılabiliyor. Bizim mikrodan değil, makro projelerden gitmemiz, şehri bütüncül bir planla ele almamız gerekiyor. Büyükşehir belediyesinin kilitli parke taşı fabrikası var ama köylere gittiğimizde hala yolu, taşı, izi olmayan yerler görüyoruz. Bu taşlar nereye dökülüyor?" sorusunu yöneltti. 5393 sayılı Belediye Kanunu’na göre körfez temizliği, kanalizasyon ve derelerin ıslahı gibi görevlerin tamamen belediyeye ait olduğunu ifade eden Çankırı, İZSU’nun (İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi) bütçesini doğru kullanamadığını iddia etti. İç körfeze akan 24’e yakın dere olduğunu belirten Çankırı, "Birinci Sanayi sitesinin orada bulunan Meles Çayı ne zamandır temizleniyor ama hala bitirilemedi. Konak, Karşıyaka, Bayraklı, Urla gibi ilçelerin altyapısı 1980’lerden kalma. Derelerin doğrudan körfeze atık taşıdığı noktalar var. İZSU’nun sorumluluğu çok büyük ama görevini yerine getirdiğini düşünmüyorum. Alsancak’ta aylardır süren çalışmalar var, neyin çalışması yapılıyor, neden bitirilemiyor kimse bilmiyor. Yol yapımını Karayolları, barajı DSİ yapsın, peki yerel yönetim ne yapacak? Sadece konser düzenleyip çiçek mi ekecekler? Üstelik çöpü bile doğru düzgün toplayamıyorlar. Bugün İzmir’de ciddi bir sivrisinek problemi var. Zamanında, larva döneminde doğru ilaçlama yapılmadığı için halk bu çileyi çekiyor. İş planınız olmazsa, 'Nasıl olsa bu şehirde ceketimizi assak oy alıyoruz' mantığıyla yaklaşırsanız vatandaşı böyle geçiştirirsiniz. Biz AK Parti olarak bu şehirde 1 milyon insanın oyunu alıyoruz. Biz hizmet üretebileceğimizi kanıtladık. Bize oy vermeyen vatandaşlar da artık bu düzenden sitem ediyor" dedi.

ARKA BAHÇE ELEŞTİRİSİ
İzmir’in birinci derece deprem kuşağında yer aldığını hatırlatan Ceyda Bölünmez Çankırı, kentsel dönüşümün kaplumbağa hızıyla ilerlemesini sert bir dille eleştirdi. Hükümet olarak İzmir’de 25 bine yakın konut ürettiklerini, Bayraklı’da deprem konutlarını 2 yıl gibi kısa bir sürede teslim ettiklerini belirten Çankırı, kentsel dönüşüm alanındaki engellemelere şu sözlerle dikkat çekti: "Karabağlar’da 13 mahalleyi kapsayan kentsel dönüşüm problemi yıllardır çözülemiyor. Bakanlık olarak planları hazırlayıp çıkartıyorsunuz, hemen dava açıp itiraz ediyorlar. Kim itiraz ediyor? Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi arka bahçesi olan odalar ve yapılar itiraz ediyor. Burada ideolojik körlük yüzünden olan kime oluyor? Elbette mahallesine doğalgaz getiremeyen, yolu, izi olmayan vatandaşa oluyor. Yeşildere’de kamulaştırma yapıldı ama hala bir arpa boyu yol alınamadı. Biz rezerv alan ilan ettiğimiz yerlerde konutları hızla yükseltiyoruz, İzmir için 21 bin konut sözü daha verdik ve bu sözleri tutacağız."
EKONOMİK MESAJLAR
Program yapımcısı Cihad Taysi’nin vatandaşların TOKİ projeleri ve ekonomik şartlarla ilgili serzenişlerini aktarması üzerine özeleştiri yapmaktan çekinmeyen Çankırı, son yerel seçim sonuçlarını değerlendirdi. 24 yıllık iktidarları boyunca girdikleri her seçimi zaferle taçlandırdıklarını ancak 2024 yerel seçimlerinde istedikleri sonucu alamadıklarını ifade eden Çankırı, "Bu seçimin en net mesajını emeklilerimiz verdi. Yaşam şartlarının zorluğu sandığa yansıdı ve vatandaşımız tepkisinde son derece haklıydı. Cumhurbaşkanımız ve Maliye Bakanımız bu şartların iyileştirilmesi, enflasyonun yeniden tek haneli rakamlara indirilmesi için canla başla çalışıyor. Ancak bizim de kendimize dönüp bir özeleştiri yapmamız şart. Ülkemizde maalesef fırsatçılık büyük bir ahlaki problem haline geldi, devletimiz bu fırsatçılarla da kararlılıkla mücadele ediyor" dedi. Tüm Türkiye’de oy kaybı yaşanırken AK Parti’nin İzmir’de kendi oy oranını korumayı başardığını belirten Çankırı, "Tabelaya bakıldığında İzmir’de Cumhur İttifakı’nın iki belediyesi var. Ancak ben inanıyorum ki 2028 genel seçimlerinde Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yeniden büyük bir ivme kazanacağız ve bu rüzgarla 2029 yerel seçimlerinde İzmir’i gerçek belediyecilikle tanıştıracağız" diye konuştu.

BÜYÜKŞEHİR ADAYLIĞINA YEŞİL IŞIK
Programın sonunda gazetecilerin "Gelecek yerel seçimlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı için görevin verilmesi durumunda kabul eder misiniz?" sorusunu içtenlikle yanıtlayan Ceyda Bölünmez Çankırı, iddialı açıklamalarda bulunarak şu ifadelerle sözlerini noktaladı: "Bizler dava insanıyız. Partimiz ve liderimiz bize hangi görevi tevdi ederse, onu hakkıyla, layıkıyla yerine getirmek için hiç düşünmeden kolları sıvarız. İzmir’i ve İzmir halkını çok seviyorum. Bu kentin sokaklarını, insanını, kronikleşen tüm problemlerini çok iyi bilen ve 'Şu projeler hayata geçirilirse İzmir kurtulur' diyebilecek vizyona sahip biriyim. Dolayısıyla bu şehre en üst perdeden hizmet etmeyi tabii ki çok isterim. Bizim için önemli olan unvanlar değil, bu kadim şehre hizmet etmektir. Görevden hiçbir zaman kaçmadım, yine kaçmam. Sahada yürüttüğümüz çalışmalarda vatandaşımıza geçen o samimiyetimizin, sevgimizin ve içimizdeki bitmek bilmeyen İzmir aşkının sandığa ve hizmete başarıyla yansıyacağına inancım tamdır."





