Son yıllarda hızla artmakta olan uyuşturucu madde kullanımı, farklı sosyal katmanlarda farklı şekillerde var olarak aileleri, ülkeleri derinden yaralayan, ırk ve etnik farklılık ayırmadan halkın yüzleşmek durumunda kaldığı bir halk sağlığı problemi haline gelmiştir.
Uyuşturucu ticareti dünyada ticaretinin yaklaşık yüzde 10’una tekabül etmektedir. Her geçen gün artış göstermektedir.
Çocuğu olan hemen herkes bilir ki, hayattaki en değerli varlıklarımız kanımızdan canımızdan olan evlatlarımız. Eminim ki, giymeyip giydirdiğimiz, yemeyip yedirdiğimiz, pek çok anne baba vardır.
Evladının ayağına taş değse, pek çoğumuzun canı daha çok yanar. Gerçek anne ve babalar evlatları için her türlü fedakârlığı yaparlar.
Geçtiğimiz günlerde hep birlikte çok acı bir olaya şahit olduk. Bir baba, sevdiği, okşadığı, yedirdiği, içirdiği, giydirdiği, büyüttüğü bir evladını sokak ortasında tabancayla öldürüyor.
Sebep? Uyuşturucu belası.
Uyuşturucu parası için babasına bıçakla saldıran bir oğul ve silahıyla öz oğlunu öldüren bir baba. Ne kadar acı değil mi?
Son yıllarda uyuşturucuya ulaşmak o kadar kolaylaştı ki, hemen köşe başında uyuşturucuya ulaşmanın mümkün olduğunu uzmanlar söylüyor. Her üç aileden birinde uyuşturucu kullanan birinin olduğunu da konunun uzmanları söylüyor.
Sokak ortasında oğlunu öldüren babanın olayı da, sıradan bir ölüm, bir cinayet haberi değil. Devletine yıllarca hizmet etmiş 52 yaşındaki emekli bir polisimizin 23 yaşındaki öz evladını vurmak zorunda kalmasını kim nasıl açıklayabilir ki? Evladını vurup, kanlar içindeki evladının ölüsünün başında çaresizce beklemenin acısını hiçbir kimse, hiçbir şekilde anlatamaz.
O görüntü bir babanın bittiği ve bir ailenin yok olduğu andır. O gün o olayla ülkemizin kanayan yarasını ve toplumsal çürümenin en acı örneklerinden birini yaşadık ve hep birlikte gördük. Ve babanın ilk sözleri “Oğlumu uyuşturucudan ve kumardan kurtaramadım" ne kadar acı değil mi?
Soruyoruz!
Televizyon ekranlarında sigarayı, alkol kadehlerini gizleyen yetkililer, uyuşturucu belasını neden önleyemiyor? Sokak köşelerinde, okul önlerinde, peynir ekmek gibi satılan ve yüz binlerce gencimizi içinden çıkılmaz bir bataklığı sürükleyen uyuşturucuyu hiç mi görmüyorsunuz?
Gelecek nesillerimiz yok oluyor görmüyor musunuz?
Kadın cinayetleri, çocuk cinayetleri katlanarak artıyor görmüyor musunuz?
Uyuşturucuya çare bulamayan yetkililer o koltuklarda neden oturuyorsunuz?
Sınırlarımızdan giren zehir trafiğinden hiç mi haberdar değilsiniz?
Daha fazla geç kalmadan amansız bir mücadeleye acilen başlanmalıdır.
Gelin hep birlikte gençlerimizi bu bataklıktan kurtaralım. Uyuşturucunun kökünü, devlet ve millet olarak kazıyalım. Ülkemizin geleceğini kaybetmemek için vakit kaybetmeden uyuşturucuyla mücadele seferberliğine acilen başlayalım.