Çevreyi nasıl severiz!

Abone Ol

Doğal ve Arkeolojik Sit alanları, muhteşem doğaya sahip, emsalsiz güzellikteki Anadolu coğrafyasını korumak ve yaşatmak için, emsalsiz bir fırsattı. Koruma ilkelerini belirleyen çevre yasaları, Anayasamıza uyumlu uluslararası anlaşmalardan ve Birleşmiş Milletler sözleşmelerinden oluşturulmuştur. 
Ülkemizin kurucu ilkeleri olan Anayasamız halihazırda, çevre ve doğa duyarlılığını ilke edinmişti. Ancak, yasal ortamın şekillenmesi, dünya ile eş zamanlı yenilenen yönetmeliklere dayanan kanun düzenlemeleri ile oluşmakta, zamana ve gelişen durumlara göre şekillenmeye devam etmektedir. 
Çevreci bakış açısı özünde ülkemiz insanının kültüründe var olan bir olgudur. Ancak zaman içinde şekillenen sosyal algılar, toplumları etkileyen medya veya popüler kültür etkisinde bir oyandan bir diğer yana savrulmaya devam etmektedir. 
Değerli hocamız Celal Şengör, çevrecilere sert eleştirilerde bulunurken, kısmen büyük ölçüde haklıdır. Ve haklı olarak, neyi niye protesto ettiğini bilmeyen popüler kültürü kast etmektedir. 
Dernek olarak, 3 yıl boyunca, Delikli koy için sayısız dilekçe vermemiz gerekti. Endemik tür bitkilerden, türün devamlılığı tehdit altında bulunan ve yık olmaya yüz tutan Kum Zambaklarının da evi olan Deliklikoy’un doğa harikası coğrafyasını, korumak adına bizden başka dilekçe yazan çevreci ile tanışmadık. Nihayetinde başvurularımız netice verdi ve Jeolojik Sit tanımı ile yapılaşmaya kapatıldı. 
Yine de koyu korumak üzere yapılması gereken, doğal park koruma alanı düzenlemelerini alanda göremiyoruz. Deliklikoy’a yüzmeye, kamp yapmaya, fotoğraf çekilmeye gelen binlerce ziyaretçi, farkında olmadan, kum zambaklarını ezmeye devam ediyorlar. Onlar kesinlikle doğa sever! Orada bulunmak istemelerinin de sebebi bu. 
Ne var ki, her doğa hayranı ardından, koy bir adım daha doğallığından, sahip olduğu güzelliklerden uzaklaşıyor. Her doğa severin ziyareti ile bir kum zambağı soğanı daha ölmüş oluyor. Alanda bu durumu anlatmaya, doğa severleri bilinçlendirmeye çabaladıysak da nafile. Bir gece, sarhoş bir vandalın, gecenin bir vakti, koyun tek Ardıç ağacını iş edinip, kökünden testereyle kestiği ve zarif ağacı yok ettiğine şahit olduk. 
Diğer yanda, binlerce yılda oluşmuş kireç kayalıklarına, aşkını ilan eden duvar yazılarını izledik. Her ziyaretimizde, daha fazla çöp toplamak zorunda kaldık. Muhteşem tabiatı olan DelikliKoy’un hiç şüphesiz tüm ziyaretçileri çevre, doğa sevenlerdir. 
Çevreyi nasıl seveceğimizi öğrenmemiz sanıyorum çok uzun soluklu bir yolculuk olacak. Bizler evrimimizi tamamladığımızda, çevrenin nasıl korunacağını çözdüğümüzde, ve çevreye zarar vermeden yaşamak nedir öğrendiğimizde, belki de korumaya gerek duyulacak bir çevre kalmayacak!