Cumhuriyet Halk Partisi bugün belki de son yılların en kritik dönemlerinden birini yaşıyor. Farklı görüşler, farklı liderlik anlayışları ve farklı gelecek tasavvurları partinin içinde giderek daha görünür hale geliyor. Siyasette fikir ayrılıkları doğaldır. Hatta güçlü demokrasilerin vazgeçilmez unsurudur. Ancak bu ayrılıkların kopuşa dönüşmesi, sadece partiye değil, Türkiye siyasetinin tamamına ağır bedeller ödetebilir. CHP, sıradan bir siyasi parti değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş, 103 yıllık Cumhuriyet tarihinin en köklü siyasi miraslarından biridir. Türkiye'de bugüne kadar 400'ü aşkın siyasi parti kurulmuş, büyük bölümü tarihin sayfalarında yerini almıştır. Buna karşın CHP, tüm baskılara, darbelerle kesintiye uğrayan siyasi hayata ve yaşadığı krizlere rağmen varlığını sürdüren iki büyük geleneksel partiden biridir. Bu yönüyle CHP artık sadece bir siyasi parti değil, aynı zamanda güçlü bir siyasi markadır. Ancak tarih, bu markanın bölündüğünde nasıl ağır bedeller ödediğini de göstermektedir. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından tüm siyasi partiler gibi CHP de kapatıldı. Yeniden siyaset sahnesine dönüş süreci sancılı geçti. Aynı siyasi geleneği temsil eden farklı partiler ortaya çıktı. Oylar bölündü, güç dağıldı, seçmen uzun yıllar ortak bir çatı altında buluşamadı. Bu parçalanmanın toparlanması hiç de kolay olmadı. Bunun siyasal sonuçlarını Türkiye çok net yaşadı. 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nı Recep Tayyip Erdoğan yaklaşık yüzde 25 oyla kazandı. Muhalefetin parçalı yapısı, seçim sonuçlarını belirleyen önemli etkenlerden biri oldu. Sonrasında gelişen siyasi süreç, Türkiye'nin kaderini değiştirdi. Erdoğan önce ulusal siyasetin en güçlü aktörlerinden biri haline geldi, ardından yaklaşık çeyrek asırdır ülke yönetiminde belirleyici konuma ulaştı.
PARÇALI GÖRÜNTÜ
Elbette bugünkü siyasi tabloyu yalnızca o dönemdeki bölünmeye bağlamak doğru olmaz. Ekonomik, toplumsal ve siyasal birçok dinamik bu süreci şekillendirdi. Ancak muhalefetin parçalı görüntüsünün iktidar dengelerini etkileyen önemli unsurlardan biri olduğu da inkâr edilemez. Bugün CHP içinde yaşanan tartışmaların da bu tarihsel hafızayla değerlendirilmesi gerekiyor. Her siyasi hareketin içinde farklı sesler olacaktır. Eleştiri olacaktır, yarış olacaktır, kongre olacaktır. Bunlar demokrasinin gereğidir. Ancak rekabetin düşmanlığa, fikir ayrılığının kopuşa, kişisel hesapların kurumsal geleceğin önüne geçmesine izin verilirse, kaybeden yalnızca CHP olmaz. Çünkü güçlü demokrasiler, güçlü iktidarlar kadar güçlü muhalefetlere de ihtiyaç duyar. Bugünlerde yeni bir parti kurulması yüksek sesle dillendiriliyor. Böyle bir durumda evet kısa vadede CHP ciddi yara alır. Seçmen nezdinde "bölünmüşlük" algısı oluşabilir. Teşkilatlar, belediyeler ve milletvekilleri arasında saflaşmalar yaşanabilir. Bu atmosferde de yerel yönetimlerin tavrı önemlidir. Büyükşehir belediye başkanları, il ve ilçe örgütleri ile belediye meclis üyelerinin hangi tarafta yer alacağı siyasi dengeyi önemli ölçüde etkiler. Tarihsel olarak CHP geleneğinde bölünmeler yaşandı. 12 Eylül sonrasında aynı siyasi çizginin farklı partiler altında siyaset yapması, merkez soldaki oyların dağılmasına yol açtı. Bunun seçim sonuçları üzerinde etkisi olduğu da genel kabul gören bir değerlendirmedir. Öte yandan CHP, 100 yılı aşkın geçmişi, köklü örgüt yapısı ve yerel yönetimlerdeki varlığı nedeniyle tek bir liderle özdeşleşen bir parti değildir. Bu da olası bir ayrılık durumunda partinin tamamen dağılmasını zorlaştıran önemli bir etkendir. Sonuç olarak, böyle bir ayrılık gerçekleşirse: CHP'nin kısa vadede oy kaybetmesi ve siyasi güç kaybı yaşaması evet olasıdır. Yeni kurulacak partinin ise kalıcı olup olmayacağı ise lider kadrosuna, örgütlenme başarısına, seçmen desteğine ve siyasi gündeme bağlıdır. Bugün milyonlarca seçmenin CHP'den beklentisi; kişisel hesapların değil ortak aklın, kırgınlıkların değil uzlaşının, ayrışmanın değil birlik duygusunun öne çıkmasıdır. Hiç kimse, günü kurtarmak adına yarının telafisi mümkün olmayan sonuçlarını görmezden gelmemelidir. Tarih bazen kendini birebir tekrar etmez; ancak benzer hataları yapanlara benzer faturalar çıkarır. CHP'nin geçmişten çıkaracağı en önemli derslerden biri de budur. Bugün belki en çok ihtiyaç duyulan şey; birbirini suçlayan yeni gruplar oluşturmak değil, farklılıklarını aynı çatı altında yönetebilen güçlü bir siyasi irade ortaya koyabilmektir. Çünkü ayrışmanın kazananı olmaz. Ama birlikteliğin kazananı, sadece bir parti değil, demokrasinin kendisi olabilir.