CHP’de ayrıştırmanın değil, liyakatın, emeğin zamanı ..

Abone Ol

Siyasette başarı çoğu zaman doğru kadrolarla mümkündür. Bir partinin gücü yalnızca söylemlerinden değil, aynı zamanda sahaya sürdüğü insanlardan, yani adaylarından gelir. Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan konulardan biri de aday belirleme süreçlerinin ne kadar adil, şeffaf ve liyakat esaslı olduğu meselesidir. Özellikle yerel yönetimlerde, bir şehrin kaderini belirleyen isimlerin nasıl seçildiği, o şehrin geleceğini de doğrudan etkiler. Geçtiğimiz yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partimiz, önemli bir strateji ortaya koyarak özellikle genç ve kadın adaylara ağırlık verdi. Elbette gençlerin ve kadınların siyasette daha fazla yer alması son derece kıymetlidir. Demokratik toplumların gelişmişlik göstergelerinden biri de budur. Kadınların ve gençlerin siyasette güçlü bir şekilde temsil edilmesi, toplumsal dengeler açısından da gereklidir. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir nokta vardır; Temsil ile liyakat arasındaki denge.

EMEK VE BİRİKİM

Genç olmak tek başına yeterli bir kriter değildir. Aynı şekilde kadın olmak da bir görevin tek başına gerekçesi olamaz. Siyasette esas olan; emek, birikim, deneyim ve liyakattir. Bir insanın yıllarca parti içinde çalışması, mahalle mahalle dolaşması, zor günlerde bayrağı taşıması ve örgüt emekçisi olarak mücadele vermesi görmezden gelinmemelidir. Parti örgütleri yıllarca emek veren insanların omuzlarında yükselir. Seçim zamanı ortaya çıkan isimler değil, yıllardır sokakta mücadele eden, halkın sorunlarını bilen ve örgütün içinde yetişmiş insanlar bir partinin gerçek gücünü oluşturur. Eğer bu emek görmezden gelinirse, yalnızca bireyler değil, aynı zamanda örgüt motivasyonu da zarar görür. Bugün gelinen noktada birçok partili, aday belirleme süreçlerinde kendisini dışlanmış hissedebilmektedir. Oysa siyasetin en büyük gücü birliktir. İnsanları kategorilere ayırmak, “genç”, “yaşlı”, “kadın”, “erkek” gibi etiketler üzerinden değerlendirmek, uzun vadede partilerin iç barışına zarar verebilir. Bu nedenle artık çok net bir çağrıyı dile getirme zamanı gelmiştir:

GERİ ÇAĞIRIN

Çünkü siyaset, dışlamakla değil birleştirmekle güçlenir. Tecrübe ile dinamizmin buluştuğu yerde başarı doğar. Gençlerin enerjisi ile deneyimli kadroların bilgeliği bir araya geldiğinde gerçek bir siyasi güç ortaya çıkar. Partilerin en demokratik mekanizması ise hiç kuşkusuz önseçimdir. Önseçim yalnızca bir aday belirleme yöntemi değildir; aynı zamanda örgüte duyulan saygının göstergesidir. Üyelerin iradesinin sandığa yansıması, parti içi demokrasinin en güçlü teminatıdır. Eğer adayları üyeler belirlerse, hem örgüt kendisini daha güçlü hisseder hem de adaylar sahaya çok daha büyük bir meşruiyetle çıkar. Bugün siyasetin ihtiyacı olan şey; vitrin siyaseti değil, emek siyasetidir. Yıllarca mücadele etmiş insanların bir kenara itilmediği, liyakatin esas alındığı bir anlayış, yalnızca partilere değil Türkiye’nin demokrasisine de güç kazandıracaktır. Unutulmamalıdır ki; tecrübe ile gençliğin, kadın ile erkeğin, farklı görüşlerin aynı çatı altında buluştuğu yer gerçek demokrasiye en yakın yerdir. Eğer hedef gerçekten iktidar olmaksa, ilk yapılması gereken şey içerideki kırgınlıkları onarmaktır. Çünkü kırgın bir örgütle büyük zaferler kazanmak kolay değildir. Bugün yapılması gereken çok açıktır: Örgütün emeğine saygı duymak, liyakati esas almak ve adayları üyelerin iradesiyle belirlemek. Ve her şeyden önce şunu hatırlamak: Siyasette kimse dışlanacak kadar değersiz değildir; yeter ki emeğe, birikime ve mücadeleye hak ettiği değer verilsin.