CHP’de kriz dönemlerinde asıl sınav kurumsal kimliği koruyabilmek

Abone Ol

Bu haftaki hazırladığım köşe yazımın konusu yine Türkiye meclis üyeleri birliği ile gerçekleştirdiğimiz Balkanlar ziyaretinde Üsküp Tefeyyüz İlköğretim Okulu’nda yaşadığımız o muhteşem milli ruh ile çocukların bizleri karşılama seronomisi idi. Fakat Perşembe günü gündeme bomba gibi düşen CHP’de mutlak butlan kararı konumu değiştirdi. Haftaya Üsküp Tefeyyüz İlköğretim Okulu yazımı takip etmeniz beni mutlu eder.

Cumhuriyet Halk Partisi bugün sadece bir hukuki kriz yaşamıyor. Asıl mesele; Bugün bu krizin parti aklıyla mı, yoksa duygusal kamplaşmalarla mı yönetileceğidir. Tam da bu nedenle artık yapılması gereken ilk şey nettir: Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel bir araya gelmeli, CHP’nin geleceğini kişisel pozisyonların üstünde tutan ortak bir irade ortaya koymalıdır. Çünkü toplum bugün CHP içinde yeni cepheler değil; iktidara yürüyebilecek olgunlukta bir birlik görüntüsü görmek istemektedir. Türkiye’nin mevcut ekonomik ve siyasal tablosunda muhalefetin kendi içinde savrulması değil, ortak akılda buluşması tarihi bir zorunluluk haline gelmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi’nde verilen butlan kararı sonrası ortaya çıkan tartışmalar, sadece hukuki ya da siyasi bir mesele olmaktan çıkmış; parti kültürü, kurumsal hafıza ve siyasal olgunluk açısından da önemli bir sınava dönüşmüştür. Bu süreçte en tehlikeli olan şey ise, öfkenin aklın önüne geçmesidir. En büyük risk ise şudur: Parti içi güç mücadelesinin, kamuoyu önünde kontrolsüz bir iç savaşa dönüşmesi. Çünkü bu tür görüntüler yalnızca parti içindeki tarafları değil, doğrudan CHP’ye umut bağlayan milyonları da yormaktadır. Seçmen kavga eden değil, ülke yönetmeye hazırlanan bir muhalefet görmek istemektedir. Bu tür dönemlerde partiler iki şekilde dağılır: Ya hukuki krizden, ya da o krizi yönetememe biçiminden. Sosyal medyada kullanılan “teslim etmeyiz”, “yakarız”, “yıkarız” tarzı söylemler kısa vadede bazı kesimlere sert bir kararlılık görüntüsü verebilir. Ancak gerçek şu ki; bu dil en çok CHP’ye zarar verir. Çünkü CHP sıradan bir siyasi parti değildir. Cumhuriyet ile yaşıt bir kurumdur. Devlet krizlerinde sağduyunun adresi olması gereken bir partinin, sokak öfkesiyle özdeşleşmesi tarihi kimliğiyle çelişir. Bugün mesele sadece Kılıçdaroğlu ya da Özgür Özel meselesi değildir. Kişiler gelir geçer. Ama CHP’nin kurumsal itibarı zarar görürse bunun telafisi yıllar alır. Tam da bu nedenle bugün hem Kemal Kılıçdaroğlu’na hem de Özgür Özel’e tarihi bir sorumluluk düşmektedir. CHP’nin geçmişini temsil eden deneyim ile geleceğini taşıyan siyasal enerjinin çatışması değil, yan yana gelebilmesi gerekir. Kılıçdaroğlu’nun birleştirici devlet tecrübesiyle, Özgür Özel’in örgütsel dinamizminin ortak akılda buluşabilmesi yalnızca parti içi tansiyonu düşürmez; aynı zamanda CHP’nin iktidar yürüyüşünün de önünü açar. CHP’de geçmişte önemli görevler yapmış, örgüt emekçiliği yaşamış bizim gibi insanlar şunu çok iyi biliyor; Partiyi ayakta tutan şey sadece seçim kazanmak değildir. Asıl mesele, kriz anlarında kurumsal refleksi kaybetmemektir.

YAPILMASI GEREKEN

— Tarafların sözcüsü gibi davranmak değil,

— Yangını büyütmek değil,

— Sosyal medya öfkesiyle hareket etmek değil,

— Parti içi husumeti toplumsal çatışmaya çevirmemektir.

Tam tersine;

Sükûneti korumak,

Hukuki süreci takip etmek,

Parti kültürünü savunmak,

Provokatif dili reddetmek,

Ve örgüt hafızasının ağırlığıyla hareket etmektir.

Çünkü CHP’nin en büyük gücü bağıranlar değil; kriz anında aklını koruyabilen kadrolardır. CHP’nin hafızasını bilenlere, örgüt emekçilerine ve partinin hafızasını hala taşıyan isimlere büyük sorumluluk düşmektedir. Çünkü taban bugün öfkeye değil, yön duygusuna ihtiyaç duymaktadır. Unutulmamalıdır ki;

Bir siyasi partiyi bazen seçim yenilgileri değil, kendi iç krizlerinde gösterdiği savrulma zayıflatır. Bugün CHP’ye lazım olan şey yeni kamplaşmalar değil; demokratik olgunluk, kurumsal ciddiyet ve siyasi akıldır. Ne Kılıçdaroğlu’nun askeri, ne Özgür Özel’in militanı…

Bizler Cumhuriyet ile yaşıt CHP’nin kurumsal hafızasına sahip çıkan insanlar olmaya mecburuz. Ve tam da bu yüzden; öfkeyle değil, sorumlulukla konuşmak zorundayız. İşte bugün CHP’nin de en büyük sınavı budur. Öfkeye teslim olmadan, kırıcı dili büyütmeden, kişisel hesaplaşmaları parti geleceğinin önüne koymadan hareket edebilmek… Eğer Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel bu süreci çatışma yerine ortak akıl ve siyasi olgunlukla yönetebilirse, bu kriz CHP açısından tarihi bir fırsata dönüşebilir. Hatta belki de Cumhuriyet Halk Partisi ilk kez kendi içindeki tüm kırgınlıkları geride bırakıp, eteklerindeki taşları dökerek gerçek bir siyasi bayramlaşmayı başarabilir. Bayramın 1.günü kameralar karşısında bayramlaşmaları da kimseyi şaşırtmasın !!

İşte o zaman şaşıracak olan yalnızca kamuoyu değil, CHP’nin karşısındaki siyasi rakipleri de olacaktır.