Politika

CHP’de mevzilenme savaşı: İhraç, istifa, içgüdü

CHP’de herkes “birlik” derken ihraç listeleri ve yeni parti hesapları yapılıyor. Kalıcı olanın parti olduğu söylenirken, herkes bir sonraki listede yer arıyor. Tartışma artık CHP’nin bu iç kavgadan ne kadar yara alacağına odaklanmış durumda.

Abone Ol

Nihat AK/EGE TELGRAF- Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel ve taraftarları arasındaki gerilim, karşılıklı salvolar ve hamlelerle açık bir güç savaşına dönüştü. Parti kulislerinde bazı milletvekilleri ve belediye başkanları hakkında ihraç taleplerinin gündeme geleceği konuşulurken, çok sayıda PM üyesinin istifası krizin boyutunu yükseltti. Kısa zamana kadar beklenen süreç netleşmezse Özel'i destekleyen milletvekilleri, il ve ilçe yöneticileri ile belediye başkanlarının CHP'den ayrılarak yeni bir siyasi oluşuma yönelmesi bekleniyor.
Süreci Ege Telgraf'a değerlendiren siyasetçiler, CHP'de yaşanan ayrışma ve bölünme tartışmalarının partiye katkı sağlamayacağı görüşünde birleşirken, asıl odaklanılması gereken konunun parti içi birlik, demokratik işleyiş ve kurumsal güçlenme olduğuna dikkat çekti. Değerlendirmelerde, köklü bir çınar olan CHP'nin geçmişte birçok fırtınayı atlattığı, bugün de ortak akıl ve sağduyuyla yoluna devam edebileceği vurgulandı.

‘MÜCADELEDEN YANAYIM’

43 yıldır partisine emek vermiş biri olarak CHP’de yaşananları büyük bir üzüntüyle takip ettiğini vurgulayan önceki dönem CHP İzmir Milletvekili ve il başkanı Tacettin Bayır, “Hem Kemal Bey'in hem de Özgür Bey'in partiyi, ülkeyi ve Cumhuriyet'i kişisel hesapların üzerinde tutarak ortak bir yol bulmalarını beklerdim. Maalesef bu konuda ciddi bir hayal kırıklığı yaşıyorum. Mesele kimin genel başkan olacağı meselesi değildir. Mesele Cumhuriyet Halk Partisi'ne, Cumhuriyet'e ve Atatürk'ün emanetine sahip çıkmaktır. Cumhuriyet Halk Partisi, kuruluşun ve kurtuluşun partisidir. Atatürk bu partiyi bırakıp gidin, başka parti kurun diye emanet etmedi. Ben kalıp mücadele etmekten yanayım. Ben 7 genel başkan eskitmiş bir partiliyim. Genel başkanlar, il başkanları, milletvekilleri ve belediye başkanları gelir gider. Kalıcı olan partidir. Kalıcı olan Türkiye Cumhuriyeti'dir” dedi.

‘İDEOLOJİK DEĞİL!’

Kendilerini bir dönem daha milletvekili ve belediye başkanı yapacak iradeye yaslananların yanlış yolda olduğuna dikkati çeken Bayır, “Bugün gerek Özel'i destekleyenlerin, gerek Kılıçdaroğlu'nu destekleyenlerin önemli bir kısmının temel hesabı bir dönem daha milletvekili ya da belediye başkanı olabilmektir. Bu nedenle taraf oluyorlar. Disiplin Kurulu Başkanı arkadaşımız mesela. Ya da Sevda Erdan Kılıç, Mahir Polat... Yani artık "Özel beni bir daha vekil listesine yazmaz genel başkan olarak. O zaman ben karşısındaki ekipten olmalıyım" diye düşündükleri için oradalar. Aynı şekilde Özel'in yanında olan arkadaşlar da "Kemal Bey bir daha bizi yazmaz. Kemal Bey'i biz kurultayda sattık" diye düşünüyor. Veli Ağbaba'sı, Ali Mahir Başarır'ları vesaire... Onlar da öyle düşündükleri için oradalar. Mevzilenme ideolojik bir mevzilenme değil. İdeolojik görüş farkından kaynaklı değil. Tamamen bireysel çıkarları adına taraf oluyorlar şu anda” ifadelerini kullandı.

‘CHP BİR MARKADIR’

CHP markasından ayrılanların başarıya ulaşamadığına dikkati çeken yerel yönetimler uzmanı Mehmet Zeki Fidandal, “Cumhuriyet Halk Partisi'nde bugün ciddi bir ayrışma ve kutuplaşma yaşanıyor. Ancak bu bloklaşmanın partiye hiçbir faydası yoktur. CHP, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu, kökleri sağlam ve rüştünü ispat etmiş bir partidir. Tarihi boyunca birçok çalkantı yaşamış, ancak her defasında ayakta kalmayı başarmıştır. Kişiler gelir geçer, CHP kalır. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliği bu ülkenin en güçlü siyasi markalarından biridir.

Geçmişte yaşanan örnekler, yeni bir siyasi hareket oluşturmanın ne kadar zorlu olduğunu gösteriyor. 1960'lı yıllarda Turhan Feyzioğlu, CHP'den ayrılarak Cumhuriyetçi Güven Partisi'ni kurdu ancak beklenen desteği bulamadı. Merhum Bülent Ecevit ise Demokratik Sol Parti'yi kurarak önemli başarılara imza attı, hatta iktidara geldi. Ancak zaman içinde DSP de eski gücünü kaybetti. Mustafa Sarıgül kendi partisini kurdu, Muharrem İnce ise uzun bir hazırlık sürecinin ardından Memleket Partisi'ni hayata geçirdi. Her iki isim de bekledikleri siyasi karşılığı bulamayınca yolları yeniden CHP ile kesişti. Bu örnekler, siyasette yeni bir yol açmanın mümkün olduğunu ancak bunun güçlü toplumsal destek ve uzun soluklu bir mücadele gerektirdiğini ortaya koyuyor” dedi.

KİŞİLİK HAKLARI

Partiden ayrılmaları halinde Özgür Özel ve arkadaşlarının daha sonra kesinlikle geriye geleceğini vurgulayan Fidandal, “Yaş büyüğü ve geçmişten gelen bir mücadeleci ağabeyleri olarak ayrılmalarını uygun görmüyorum. Yapılacaksa mücadele parti içinde yapılmalı. Parti içerisinde yapılacak bu mücadele demokratik ve hukuk kuralları içerisinde yapılmalı. Kırıcı, onurları zedeleyici, öfkeye ve intikama dayalı sözlerden kaçınılmalı. Her eleştiri yapılabilir ama kişilik haklarına saygı göstererek yapılmalı. CHP kültüründe mücadele var. Özgür Özel ve arkadaşlarının partiden ayrılmalarını taassup etmem. Partide kalmalarını öneririm. Belediye başkanlarımız için de aynı şeyi öneririm. Çünkü gerçekten partiyi değiştirmek kolay değil. İnsanın vicdanında bir sızıntı bırakıyor. Ayrılmak isteyen belediye başkanlarımıza, milletvekillerimize bu ayrılma fikirlerini, düşüncelerini bir kez daha gözden geçirmelerini tavsiye ederim” ifadelerini kullandı.

TÜRBÜLANSIN NEDENİ

Partinin içine sürüklendiği türbülansın temel nedeninin verilen sözlerin tutulmaması olduğuna dikkati çeken önceki dönem Konak belediye başkanlarından Ahmet Sarışın, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Sayın Özgür Özel, ön seçim vaat etmiş; ancak ne milletvekilliği adaylıklarında ne de belediye başkanlığı adaylıklarında partinin iradesini sandığa yansıtmıştır. Ben 1970'li yıllarda CHP saflarına katıldım. O günlerden bugüne gördüğüm gerçek şudur: CHP'nin gücü atamada değil, üyelerinin iradesindedir. Ön seçim kaldırılmış, yerine atama milletvekilleri ve atama belediye başkanları getirilmiştir. Partiye yıllarını veren emekçiler dışlanırken, tabanın tanımadığı isimler makam sahibi yapılmıştır.
Ben ön seçimle belediye başkan adayı oldum. Ön seçim kaldırıldığında 600 arkadaşımla birlikte istifa ettim. Sayın Kılıçdaroğlu ön seçimi geri getireceğini açıklayınca yeniden partime döndüm. Ancak verilen sözlerin tutulmadığını üzülerek görüyorum. Yakın zamanda bir cenaze töreninde CHP İzmir İl Başkanı'na, Kemal Karataş “Beni tanıyor musunuz?” diye sordu. “Tanımıyorum” geldi. İzmir'de beş dönem CHP İl Başkanlığı yapmış Kemal Karataş'ı tanımayan bir kişinin CHP kültürünü ve hafızasını temsil etmesi mümkün değildir. Partimizi yeniden ayağa kaldıracak olan şey; atama değil, ön seçimdir. Üyeye güvenmeyen bir anlayışın halka güven verebilir mi?” diye konuştu.

SEÇİLMİŞ BAŞKAN

CHP’nin seçilmiş gerçek genel başkanının Kılıçdaroğlu olduğunu savunan Sarışın, “Cumhuriyet Halk Partisi'nin 38. Olağan Kurultayı'nda bir yanlış yapıldı. İrade sakatlandı. Bu çok açık ve nettir; bunun tartışılacak bir tarafı yoktur. Bu nedenle mutlak butlan gündeme geldi. Bazılarının iddia ettiği gibi Kemal Kılıçdaroğlu atanmış bir genel başkan değildir. Sayın Kılıçdaroğlu, kurultayda seçilmiş bir genel başkandır. Mutlak butlan kararıyla birlikte, delegenin iradesini satın alarak elinden alan anlayışın karşısında hukuk devreye girmiş ve hak sahibine hakkı teslim edilmiştir. Bugün Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'nin meşru ve yasal genel başkanıdır. Gerçek budur ve hiç kimse bu gerçeğin üzerini siyasi söylemlerle örtemez” dedi.

İKTİDARA TAŞISINLAR

Sarışın, “Atatürk'ün partisinde herkes durmaya devam etsin. Parti değiştirmek yerine genç belediye başkanlarına tavsiyem daha çok çalışmalarıdır. Bir takım yanlışlar var. Bu yanlışlardan uzak dursunlar. Özellikle kalan 2 sene içinde çok yoğun bir çalışmayla İzmir'de özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'nin oylarını artırmaya çaba göstersinler, çalışma göstersinler. Bir takım yanlışlar yapıldığını görüyorum belediyelerde ve onun geriye dönüşünün sıkıntıları yaşıyoruz. Ve sokağa çıktığımızda zaman zaman insanlar soruyor. İşte Uşak’ta yapılanlar, Antalya'da yapılanlar, cezaevine alınan arkadaşlarımız, bunların hiçbiri doğru şeyler değil. Buradan geriye adım atmak lazım” diye konuştu.