Yine gazetemizde 1 Temmuz günü köşemin başlığı 'CHP'de butlan mı buhran mı idi "... O gün makaleme, "Son günlerde Türkiye'nin siyasi gündeminde tek bir konu var CHP kurultayı ve onun hukuki boyutu. Bir hukuk tanımı olan butlan, hukuk fakültelerinin sıralarında öğrencilere usulüne uygun anlatılırken CHP içinde adeta bir buhran'a dönüştü" ile başlayıp, "Artık sorumluluk zamanı, hem genel merkez hem de örgütler bu kutuplaştırıcı dili reddetmeli, yapıcı bir birlik zemini oluşturmalıdır. Çünkü bugün susanlar yarın saldırıya uğradıklarında seslerini duyuracak Bir zemin bulamayabilirler. CHP kurucu değerlerine ancak dayanışma ile sahip çıkabilir. Bu partinin geleceği sosyal medya linçlerinde değil, yan yana duran yüreklerde yazılacaktır” demiştim.
Ne yazık ki aradan geçen zamanda tablo daha da ağırlaştı. Cumhuriyet Halk Partisi, halkın gönlüne düşmesi gerekirken, bugün mahkeme dosyalarına düşmüş durumda. Geçtiğimiz hafta İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, 8 Ekim 2023 tarihli CHP İstanbul İl Kongresi’ni iptal etti; İl Başkanlığı’na geçici yönetim kurulu (kayyum) atandı. Geçici heyetin Gürsel Tekin başkanlığında Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz ve Erkan Narsap’tan oluştuğu açıklandı (iki isim daha sonra çekildi). Bu karar, yalnızca bir il örgütünü ilgilendirmiyor. İstanbul İl Başkanlığı’na verilen kayyum kararı, partinin geleceğine dair çok daha büyük bir krizin habercisi olarak değerlendiriliyor. CHP’nin evi olan il binasının ilk kez polis tarafından kuşatılması ve sabaha kadar süren arbede, bu krizin vahametini gözler önüne serdi. Kulislerde, İstanbul için verilen bu kararın, 15 Eylül 2025’te Ankara’da görülecek kurultay davasında verilebilecek olası bir “mutlak butlan” hükmünün fragmanı olduğu konuşuluyor.
MUTLAK KRİZ KAPIDA
CHP için bu tablo sıradan bir kriz değildir. Çünkü “butlan”, sadece bir mahkeme kararının değil; partinin bütün geleceğini etkileyecek bir kırılmanın kapısını aralamaktadır. Dolayısıyla mahkemenin sonucundan bağımsız olarak, parti tabanında güveni tazeleyecek, kapsayıcı bir siyasal çözüm üretmek; kurumsal itibarı korumak açısından hayati önem taşımaktadır. Bugün CHP’nin önünde tek bir çıkış yolu vardır: Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun buluşması. Evet, son dönemde eski Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na yönelik kırıcı ifadeler, hakarete varan paylaşımlar oldu. Bunların parti içindeki kimi odaklar tarafından linç kampanyasına dönüştürülmesi de Kılıçdaroğlu’nun en çok incindiği nokta oldu. Ama siyaset, kişisel kırgınlıkları bir kenara bırakabilme sanatıdır. İki liderin yan yana gelişi, 15 Eylül davasının sonucu ne olursa olsun, 21 Eylül’deki olağanüstü kurultay sürecine “birlik” çerçevesi kazandırabilir.
TARİHİ ZORUNLULUK
CHP’nin parçalanmaması, bölünmemesi, tarihe bir “mutlak butlan faciası” ile geçmemesi için Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir araya gelmesi artık tarihi bir zorunluluktur. Özgür Özel’in, bir zamanlar “baba” diye hitap ettiği eski genel başkanına el uzatması kaçınılmazdır. İki lider el ele vererek halka şu mesajı vermelidir:
“Biz bu partiyi kişisel ihtiraslara değil, ortak akla emanet ediyoruz. CHP’yi mutlak butlana kurban etmeyeceğiz. En kısa sürede, şeffaf kurallarla partimizi sağlıklı bir kurultaya götüreceğiz. Kurumsal sürekliliği ve hukuk güvenliğini önceleyeceğiz.”
Aksi halde CHP sadece mahkeme kararlarının gölgesinde kalmayacak, halkın gönlündeki umut da derin bir buhrana sürüklenecektir. Unutulmamalıdır ki “mutlak butlan”, Türk hukukunda ağır sonuçları olan bir kavramdır. Böyle bir tartışmanın dahi doğması, siyaseten doğru yönetilmesi gereken bir riskin varlığına işaret eder. CHP yalnızca bir siyasi parti değil; Cumhuriyet’in, demokrasi mücadelesinin ve halkın vicdanının simgesidir. Bu kurumun mahkeme salonlarında eriyip gitmesine hiçbir CHP’li razı olmamalıdır. Yargısal süreçler sürerken, bir yandan da örgütsel meşruiyeti tahkim eden ve topluma güven veren bir birlik dili üretilmelidir.
TARİH NOTUNU DÜŞÜYOR..
Şimdi görev, hem Özgür Özel’in hem de Kemal Kılıçdaroğlu’nun omuzlarındadır. Tarih onları; kırgınlıkları aşmayı başararak partiyi “mutlak butlan” tartışmasının ötesine taşıyan liderler olarak da yazabilir. Ya da bölünmüş bir CHP’nin sorumluları olarak kaydedebilir. Bugün herkesin beklediği şey kavga değil; kucaklaşma, birlik ve kurultay yolunda ortak akıldır.
15 Eylül davası ve 21 Eylül olağanüstü kurultay süreci, bu ortak aklın zaman testidir. Haydi Özgür Özel… Haydi Kemal Kılıçdaroğlu… CHP’de kaos mu, iktidar mı? Karar sizin elinizde!