in ,

CHP’li Sertel: Bayram gibi değil mücadele günü…

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü özel programına katılan CHP Milletvekili, gazeteci Atila Sertel, yerel basının önemine dikkati çekti, “Basını bitirince gazeteciye ihtiyaç kalmıyor” dedi

chp-li-sertelden-10-ocak-calisan-gazteler-gunu-aciklamasi

Ege Telgraf Web TV’de İbrahim Koçbaş ile Radyan ‘10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü Özel’ programının konuğu CHP İzmir Milletvekili ve Türkiye Gazeteciler Federasyonu eski Başkanı Atila Sertel oldu.

“Bütün meslektaşlarımı çalışanların hak ve hukuku, gazetelerin ayakta kalması ve emekçilerin daha iyi koşullarda çalışması için mücadeleye çağırıyorum” diye başlayan Sertel, “Aslında bugün mücadele günü. Gazeteciler Günü olarak 1971’den bu yana kutlanıyor ama asıl 10 Ocak Gazeteciler Bayramı idi. 1971 yılında rahmetli Bülent Ecevit gazetecilere toplu iş ve sendika hakkını verdi. Gazete patronları bu hakların verilmesine isyan etti ve o gün gazete çıkarmama kararı aldılar. Gazete çıkarmadıklarında gazeteciler de kendileri ‘basın’ adı altında bir gazete çıkardılar. Patronlar birkaç günlük direnişin ardından hakları kabul etmek zorunda kaldı. 1971’e kadar gazetecilerin bayramı olarak kutlandı. Şu anda bayram olarak kutlanmak bir yana, mücadele günü olarak kutlanması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

10-ocak-calisan-gazteciler-gunu

‘İZMİRLİ BİR BAŞKA’

Konuşmasına, İzmir ve İstanbul basını arasındaki farkları değerlendirerek devam eden Sertel, “İstanbul, Türkiye medyası içinde suyun başı. İstanbul’da kar yağarsa birinci sayfada yer alır. İzmir’deki olaylarla ilgili çok fazla ilgilenmezler. O yüzden yerel basının önemi çok büyüktür. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ağzıyla kuş tutsa belki İstanbul basınında haber olur ama yereldeki siyasetçiler, ticaret erbapları, yerel yönetimler kendilerini ancak yerel basında görebilir. İstanbul ve İzmirli gazeteciler arasındaki farkı da söyleyecek olursam o da şudur: Suyun başı olduğu için İstanbul’daki gazetecinin her haberi güzelce değerlendirilir. Ankara da siyasetin kalbi olduğu için onların da avantajı vardır. Ancak İzmirli gazeteci öyle değildir. İzmirli basın mensubunun taşı sıkıp suyunu çıkarması gerekir. Diğerlerinin görmediği haberleri özel olarak hazırlayıp sayfalara taşımak zorunda kalırlar. Yoksa İzmir’i İstanbul basını ancak felaketlerden ibarettir. Türkiye değil, onlar için İstanbul çok önemli” ifadelerini kullandı.

‘YANDI GÜLÜM…’

“Burada yerel gazetelerin önemi ortaya çıkıyor” diyen Sertel, “Şu anda sadece pazar günleri çıkmıyor. Bunu pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe düşünün… Yandı gülüm keten helva! Burada yapılan gazetecilik her kesimin sesinin duyurulmasını sağlıyor. Yerel gazeteler bir tıkanma yaşıyor, işte tam da bunu açmak lazım. Herkesin mutlaka yerel gazete okuması lazım. Ekonomik daralma da bir takım sonuçlar getiriyor. Daraldıkça insanlar küçülmeyi tercih ediyor ve yok oluyor. İzmir’in sermayesi çok temiz bir sermayedir. Bakkal dükkanından tutun sanayicisine kadar herkes düzenli olarak vergisini ödemeye çalışır. 5 verip 1 alan başka bir kent daha yok. Kentin desteklenmesi ve bunu yaparken işin içine yerel medyayı da eklenmesi lazım. İzmir’de Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, meclis ilanlarının gazeteye verilmesi için çok önemli bir adım attı ama yetmiyor. Ay sonu geldiğinde işçinin maaşlarını ödeyebildiğinde dünyanın en mutlu insanı oluyorsunuz. Bir destek lazım. Yerel gazetelerin satın alınması, sahiplenilmesi, çok basması, ilan verilmesi, özellikle iş dünyasının bu gazetelere ilan vermesi lazım. Ne yazık ki İzmir’de belediyeler ve iş insanları kendilerini tehdit edenlere ilan veriyor, düzgün habercilik yapanları pek görmüyor” dedi.

‘İŞ BULMAK ÖNEMLİ’

1980’li yılların gazeteciler için çok daha şanslı yıllar olduğunu da sözlerine ekleyen Sertel, “O yıllarda bizim aldığımız rakam bugünün 4 ila 5 bin dolarına tekabül ediyordu. Çalışırken, gazeteciyken ev sahibi olunabiliyordu. Bugün o koşullar yok. Sendika yok edildi, hak, hukuk yok edildi… Belirli bir baskı dönemi var. Gazetecinin adı geçince ‘Eyvah, başına bir felaket gelecek’ diyorsun. Şimdi o dönem yaşanıyor. Bizim öyle bir korkumuz yoktu. Ancak kazada ya da yangında başımıza bir şey gelebilirdi. Başka bir şeyden korkmazdık. Şimdi tutuklama, gözaltı, yazdığın yazıdan dolayı ağır tazminat… Her şey var. Türkiye’de tarımı bitirince ziraat mühendisine ihtiyaç kalmadığı gibi basını bitirince gazeteciye de ihtiyaç kalmıyor. Meslek, okul açmak önemli değil. Üniversite mezunu olmak önemli değil. Ona iş bulabilmek çok önemli” açıklamalarında bulundu.

Feyaz TATAR / Özel Haber

izmir-otogari-tunc-soyer

‘Otogar İzmir için utanç vesilesi!’

namuslu-gazeteciye-halk-destek-olmali

‘Namuslu gazeteciye halk destek olmalı’