Politika

CHP'li Sevda Erdan Kılıç’tan PTT çalışanlarının iş güvencesi için çağrı

CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, Meclis’e sunulan kanun teklifinin PTT’de idari hizmet sözleşmesiyle çalışan personel açısından yeni bir güvencesizlik alanı oluşturacağını savundu. Kılıç, işe alım, disiplin, görevde yükselme ve sözleşme feshi gibi temel hakların yönetmeliklere değil doğrudan kanuna bağlanması gerektiğini söyledi

Abone Ol

CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, AKP tarafından Meclis’e sunulan kanun teklifinin PTT’de idari hizmet sözleşmesiyle çalışan personelin iş güvencesini zayıflatabileceğini ileri sürdü. Kılıç, sözleşme feshi, disiplin hükümleri, savunma hakkı, itiraz yolları ile mali ve sosyal hakların yönetmeliklere bırakılmaması, açık biçimde kanunla güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.

"GÜVENCESİZLİK KAPISI AÇILIYOR"

CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, AKP’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu 118 Sıra Sayılı “Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin 22’nci maddesine ilişkin yazılı açıklama yaptı. PTT’de görev yapan idari hizmet sözleşmeli personelin çalışma rejimine yönelik düzenlemeyi eleştiren Kılıç, temel personel haklarının yönetmeliklerle belirlenmesinin hukuki güvenceyi zayıflatacağını savundu.

TEMEL HAKLARIN YÖNETMELİĞE BIRAKILMASINA İTİRAZ

Düzenlemeyle PTT emekçilerinin istihdam rejiminin yeniden belirlenmesinin ve uygulamadaki hukuki boşlukların giderilmesinin amaçlandığı ifade edildi. Kılıç ise personelin işe alınması, görevde yükselmesi, disiplin süreçleri, sözleşmelerinin yenilenmesi veya sona erdirilmesi gibi temel haklarının kanunla güvence altına alınması gerektiğini belirtti. Bu alanların PTT Yönetim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmeliklere bırakılmasını kabul edilemez olarak değerlendirdi.

“YENİ BİR GÜVENCESİZLİK ALANI YARATMAKTADIR”

Teklifin çalışanların haklarına ilişkin belirsizlikleri gidermediğini savunan Kılıç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “AKP’nin Meclis’e sunduğu Kanun Teklifi’nin 22’nci maddesi, PTT’de görev yapan İdari Hizmet Sözleşmeli personel açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Bu düzenleme, PTT personelinin istihdam rejiminde var olduğu söylenen belirsizlikleri gidermek iddiasıyla getirilmiştir. Ancak teklifin mevcut hali, belirsizliği ortadan kaldırmak yerine çalışanların hakları bakımından yeni bir güvencesizlik alanı yaratmaktadır. PTT emekçileri bu ülkenin dört bir yanında, en ücra köyünden en kalabalık kent merkezine kadar kamu hizmeti sunmaktadır. Bu insanlar herhangi bir ayrıcalıkla değil; KPSS ile, emeğiyle, alın teriyle, sınav başarısıyla kamu hizmetine girmiştir. Şimdi bu çalışanların geleceğini yönetmeliklerle değiştirilebilecek belirsiz kurallara teslim etmek, hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz.”

“İŞ GÜVENCESİ İDARENİN TAKDİRİNE BIRAKILAMAZ”

PTT çalışanlarının iş güvencesinin ve özlük haklarının kanunda açık şekilde düzenlenmesi gerektiğini vurgulayan Kılıç, sözleşme feshi ile disiplin hükümlerinde belirlilik çağrısı yaptı. Kılıç şöyle devam etti: “Bir kamu emekçisinin iş güvencesi, idarenin takdirine bırakılamaz. Bir çalışanın sözleşmesinin hangi şartlarda sona ereceği, hangi disiplin hükümlerine tabi olacağı, savunma hakkını nasıl kullanacağı, hangi itiraz yollarına başvuracağı kanunda açıkça yazılmalıdır. Kamu hizmetini omuzlayan emekçilerin kaderi, yönetim kurulu kararlarına ve her an değiştirilebilecek yönetmeliklere terk edilemez. Bu düzenleme Anayasa’nın 2’nci maddesindeki hukuk devleti ve belirlilik ilkesi, 53’üncü maddesindeki toplu sözleşme hakkı ve 128’inci maddesindeki kamu görevlilerinin özlük haklarının kanunla düzenlenmesi zorunluluğu açısından ciddi sorunlar taşımaktadır.”

SÖZLEŞME FESHİ VE DİSİPLİN HÜKÜMLERİ İÇİN KANUN ÇAĞRISI

CHP’li Kılıç, idari hizmet sözleşmeli personelin taleplerinin iş güvencesi, savunma hakkı ve sendikal hakların korunması üzerinde yoğunlaştığını söyledi. Açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “PTT çalışanları devletten ayrıcalık istemiyor. Lütuf istemiyor. Keyfi uygulamalara karşı güvence istiyor. İstedikleri şey çok nettir: Sözleşme fesih şartları, disiplin hükümleri, savunma hakkı ve itiraz yolları doğrudan kanun metninde açıkça düzenlenmelidir. İHS’li personelin mali, sosyal ve özlük hakları tek taraflı idari kararlarla belirlenmemelidir. Yetkili sendikanın toplu sözleşme ve müzakere hakkı korunmalıdır. Çalışanların sendikal haklarını etkisizleştirecek hiçbir düzenlemeye izin verilmemelidir.”

“PTT SIRADAN BİR TİCARİ İŞLETME DEĞİLDİR”

PTT’nin ülke genelinde milyonlarca vatandaşa hizmet veren yaygın bir kamu ağı olduğunu belirten Kılıç, kurumun personel rejiminin piyasa mantığıyla şekillendirilemeyeceğini savundu. Kılıç şunları kaydetti: “PTT yalnızca bir kurum değildir; vatandaşın devlete temas ettiği en yaygın kamu hizmeti ağlarından biridir. Emeklisinden öğrencisine, köydeki yurttaştan şehir merkezindeki esnafa kadar milyonlarca insanın günlük yaşamında PTT çalışanlarının emeği vardır. Böylesine yaygın bir kamu hizmetini yürüten personelin çalışma rejimi de keyfi biçimde düzenlenemez. Kamu hizmeti piyasa mantığıyla, kamu emekçisinin geleceği de yönetmeliklerle şekillendirilemez. Eğer amaç gerçekten hukuki boşlukları gidermekse, yapılması gereken bellidir: Çalışanın iş güvencesi, mali hakları, sosyal hakları, sendikal hakları ve özlük hakları kanunla açıkça güvence altına alınmalıdır.”

MECLİS SÜRECİNDE TAKİP EDECEKLER

Kanun teklifinin komisyon ve genel kurul görüşmelerini yakından izleyeceklerini açıklayan Kılıç, PTT çalışanlarının mali, sosyal ve sendikal haklarını zayıflatacak düzenlemelere karşı çıkacaklarını belirtti. Açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Komisyon ve genel kurul sürecinde bu düzenlemenin takipçisi olacağız. PTT emekçilerinin iş güvencesini zayıflatacak, mali ve sosyal haklarını tek taraflı idari kararlara bırakacak, sendikal haklarını etkisizleştirecek hiçbir düzenlemeyi kabul etmiyoruz. PTT emekçileri sahipsiz değildir. KPSS ile kamu hizmetine giren, yıllardır bu ülkenin her köşesinde görev yapan PTT çalışanları güvencesizliğe mahkum edilemez. Kamu hizmetini omuzlayan çalışanların hakları yönetmeliklere değil, kanuna emanet edilmelidir.”