İstanbul Havalimanı'nda en yüksek ikinci uçuş sayısına ulaşıldı İstanbul Havalimanı'nda en yüksek ikinci uçuş sayısına ulaşıldı

Didar DEMİRCİ/EGE TELGRAF- Geçtiğimiz günlerde Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nde (TZOB), Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla düzenlenen organizasyonda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de tarıma verdikleri desteklemeleri ve tarım üzerine hayata geçen yatırımları tek tek ele alarak, “Türkiye’de tarım bitti demek cehalettir” ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan’ın konuşmasında ele aldığı konular üzerine sorularımızı yanıtlayan Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Hakan Çakıcı, “Tarım bitti demek mümkün değil. Bu ülkede tarım bitmez. Büyük bir kesim var, çiftçi mücadele ediyor. Ama çiftçiden tüketiciye kadar gittiğinde komple bir sorun yumağı ile karşılaşıyoruz. Tarımın hepsini ele almak lazım. Çiftçi pek çok şeyle mücadele ediyor. Doğru tarım politikaları izlenmiyor” dedi.

‘ÜRETİMİ BALTALIYOR’

Tarımsal üretim girdilerine dikkati çeken Çakıcı, “Üretim eskisi gibi değil. Bir yanda iklim değişikliği diğer yanda girdi maliyetleri arttı. Lojistikle ilgili sıkıntılar oldu. Bunlar tarımımıza büyük darbe vurdu. Girdi maliyetlerinin yüksek olması çiftçinin üretimini zorlaştırıyor. Artık sermaye sahibi olmaları lazım ki bir nebze daha iyi üretim yapabilsinler. Tohumu, gübresi, mazotu inanılmaz bir yük var önünde. Desteklemeler düşük, açıklanan taban fiyatlar düşük, ödemeler zamanında değil. Tam karşılığı değil. Bu girdilerin prim olarak verilmesi değil de direkt bu girdilerin desteklenmesi lazım. Çiftçinin mazotu piyasa fiyatlarına göre almaması lazım. Bunların yönetiminde sıkıntılar var. Bir yandan üretim destekleniyor deniyor ama bir yandan da ithal rejimi var. Piyasadaki fiyata darbe vuruyor” diye konuştu. Türkiye’de tarımın bitmeyeceğini, ülkemizin tarımsal üretimde dünyada ilk 10’larda yer aldığının altını çizen Çakıcı, asıl sorunun çiftçilerin gelirinin düşük kalmasından kaynaklı üretimden çekilmeleri olduğunu ifade etti. Çakıcı, “Çiftçi orada çok zorlanıyor. Yoksa bu ülkede üretim var. Küçük çiftçinin üretebileceği sınırların dışına çıkmaya başladı bu maliyetler. Tarlasında 5 TL’ye satıyor, biz onu 50 TL’ye 100 TL’ye yiyoruz. Şimdi işçilik maliyeti yüzünden çiftçi ürününü toplayamıyor. Ama aynı ürün tarlada kalıyor. Biz onu yiyemiyoruz” dedi.

PLANLAMA YERİNE SÖZLEŞME

Çiftçinin planlı üretim yapmasını sağlayacak politikaların önemine dikkati çeken Çakıcı, “Üretim planlaması yapılacak diye çok tartışıldı konuşuldu. Ama uygulayamıyorlar. Neden çiftçileri organize edemiyoruz? Çiftçi kooperatifler aracılığıyla organize olur. Bu ekim işini çiftçi birlikleri kooperatifler aracılığıyla yapacaksın. Tarım da bir girişimdir, yatırımdır. Ben bu sene domatese yatırımımı yapıyorum. Onu yönlendiriyorsun, zararını sen karşılamalısın. Sen bunu ek bunu ekme dediğinde ona alım garantisi vermen gerekiyor. Bunu yapamadıkları için işi sözleşmeli tarıma çekmeye çalışıyorlar” ifadelerini kullandı. Öte yandan çiftçinin söz konusu politikalarda kendi tarlasında işçi konumuna düştüğünü belirten Çakıcı, “Feodal düzen gibi. Tarım organize sanayi bölgelerinde de iş sermayeye kalıyor. Tarımsal üretim stratejik bir şey. Bunu kar-zarar dengesi içinde gıda güvenliğini sağlayamazsınız. Neo kapitalizm kıskacından tarımı kurtarmalıyız” mesajını verdi. 

Tarımsal üretimin ülkeler için çok stratejik olduğunu ve çok sistemli ilerlemesi gerektiğinin altını çizen Çakıcı, gıda fiyatlarındaki artışı ele aldı. Çakıcı, “Maliyet fiyatları yükseldi. Yani talep enflasyonu değil bu. İnsanlar daha az tüketmeye başladı. Ben hiçbir zaman böyle bir şey görmedim. 1970’lerde dünyada ve ülkede petrol krizi vardı ama biz üretim yapıyorduk, pazarda mal oluyordu. Piyasada mal var ama alamıyorsun. Tüketim kısıtlanıyor. Bu arzdan kaynaklı bir zam değil” dedi.

Kaynak: EGE TELGRAF