“Oysa kadının cinsel yaşamı, kimi zaman kültürel zayıflık yüzünden, kimi zaman da toplumsal adetlere bağlılıktan gelen çekingenlik ve biraz içtenlik noksanlığı yüzünden, hala kalın bir örtü ile çevrilidir” Freud
Dünya cinsellik üzerine kurulmuş. Hayvanların ve bitkilerin üreme ve var olma eğilimlerinden bahsetmiyorum. İnsanların cinsel, dürtülerinden bahsediyorum. Daha çok doğurganlığa sahip, kadınlar üzerinde, dünyanın baskılayıcı denetimci tutumundan.
Kızlık zarı…
Biraz araştırsanız dantel gibi mukozadan oluşan ve her organ gibi belirli bir zamana göre işleyişi olan hücre ağından başka bir şey değil. Vajinal girişte bulunan bu mukozal katlantının görevi kadınların ergenlik gelişimine kadar, dışarıdan gelen enfeksiyonlardan koruyor. Yani bir kızın ergen olduktan sonra yani menstrüasyon, yani regl, yani adet olduktan sonra bu mukozanın görevi bitiyor. Bunu erkek organındaki sünnet derisi gibi düşünebiliriz.
Dini emirlerle kesilen derinin ya işlevi bitiyor ya da erkek milleti hijyenine dikkat etmediği için kesiliyor… Anlayacağınız Tanrı o konuda eşit davranmış!
Bu yaşa geldim şu kızlık zarı denilen şeyin aslında dişi neslin parmak izi gibi olduğunu, her kadının vajinal perdesinin farklılık gösterdiğini yeni öğrendim. Beni de baskılamışlar ki araştırmamışım!
Anadolu insanının ve bazı kültürlerin uğruna cinayetler işledikleri, nice kızların hayatlarını söndürdüğü zar bu işte…
ERKEKLER İÇİN
Bakireliğin simgesi olan bu mukoza, işlevini kaybettiği halde neden önemli o zaman erkekler için?
Hemen söyleyeyim; sadece bir erkekle birlikte olmazsanız, onların ‘performans kıyaslamasını ‘yapabilirsiniz de ondan!
Çocukluklarından beri santim yarışıyla başlayan bu komplekslerini daha üzerlerinden atamamışlarken üstelik! Jinekolog Dr. Feraye Sünev Çokgürses’in meslek anılarını yazdığı “Bacak Arasından Türkiye” adlı kitabı hayretler içinde okuyorum. Kitabında diyor ki: “İlk gece kabusunun sağlık sektörüne yansımaları epey azaldı. Buradan yola çıkarak Türk toplumunun sosyo-kültürel gelişiminin dünya hızını yakalayacak süratte olmadığı ama toplumun adetlerini ve değer yargılarını olumlu yönde etkilemeye başladığı söylenebilir.”
Erkekler, kadının kişiliğine, sevgisine, anaçlığına ya da insanlığına bakmadan mukozayla namusunu ölçedursun, kadın milleti ile artık başa çıkamıyorlar bence… Neler duyuyoruz…
Eee yıllardır onur, haysiyet ve sevgiyi, bir parça dantelaya bağlayan topluma az bile erkeklere yaptıkları…
Kadınlarla kafayı bozmuş dünya erkeklerinin değişik kültürlerde de saçmalıkları varmış.
‘Mesela Tibet’te ve Eskimo geleneklerinde, eve gelen erkek misafire evin genç kızları ikram ediliyormuş. Yalnız, eve gelen erkek misafirde, memnuniyet derecesine göre, kızın parmaklarını ve bileklerini, gerdanını altın takılarla süslüyormuş! ‘
Tövbe Ya Rabbim! Düpedüz kötü yola sevkediyorlar kızları derken, hikayenin devamı var:
‘Müstakbel koca adayları eş seçimlerini, kızların evlenme çağına geldiklerinde takıp takıştırdıkları yüzüklerin sayısına göre yaparlarmış. Fazla yüzük sahibi kadın, erkeğini daha fazla memnun edebileceğinden, o kız tercih edilirmiş. Öyle ya “Tecrübe, ilimden üstündür.”
Bu arada masumiyetin simgesi sanılan kızlık zarı artık dikilebiliyormuş! Alın size böyle zihniyete böyle çare! Tam bir dikiş tutturma ironisi…