Çocuklar evde, planlar çekmecede

Abone Ol

Ara tatil geldi mi, ev bir anda başka bir gezegene dönüşüyor. Saat kavramı kayboluyor, mutfakta sürekli bir “acıktım” sesi yankılanıyor, salon ise hem oyun alanı hem savaş meydanı. Tatil daha başlamadan “Her günü dolu dolu geçireceğiz” diye kendimize söz veriyoruz ama üçüncü günde pijamalarla saat 11’de kahvaltı ederken buluyoruz kendimizi. Olsun. Ara tatil biraz da budur zaten. Herkes çocuklarla yapılacak “harika aktiviteler” listeleri paylaşıyor. Atölyeler, müzeler, geziler… Güzel mi? Güzel. Ama her gün yapılması şart mı? Değil. Ara tatil, biraz yavaşlama molası. Hem çocuklar hem ebeveynler için. Dışarı çıkmak her zaman mümkün olmuyor. Hava soğuk, biri üşütmüş, diğerinin canı sıkkın. İşte tam burada ev içi mini fikirler kurtarıcı oluyor. Mesela salonu sinema salonuna çevirmek. Battaniyeler, patlamış mısır, ışıkları kapatıp “bugün film gecesi” demek. Filmin yarısında uyuyakalan ebeveynler serbest. Bir diğer klasik ama etkili yöntem: mutfak. Kurabiye yapmak, kek karıştırmak, unlu tezgâhlar… Evet, ortalık batıyor ama çocuklar için “birlikte bir şey yaptık” duygusu paha biçilemez. Zaten tatil biraz da dağınıklığa göz yummak demek. Evden çıkmak istiyorsanız büyük planlara gerek yok. Yakın bir park, kısa bir yürüyüş, bisiklet turu bile yeterli. Ama “telefonu evde bırakıyoruz” kuralı koyarsanız, işte o zaman gerçekten tatil oluyor. Çocuklar doğada koştururken, siz de kafanızın içindeki yapılacaklar listesinden birkaçını sessize alabilirsiniz. Müze gezileri de ara tatilin jokeri. Ama her vitrinin önünde uzun uzun durmak zorunda değilsiniz. “Şu bölüm çok ilgini çekti mi?” diye sormak bile yeter. Zorla kültür olmaz, bunu kabul edelim. Biraz da sıkılsınlar Belki en önemlisi bu: çocuklar biraz sıkılabilir. Evet, yanlış duymadınız. Sürekli programlanmış, sürekli yönlendirilmiş çocuklar, kendi oyunlarını kurmayı unutuyor. “Anne sıkıldım” cümlesine hemen çözüm üretmek zorunda değilsiniz. Bırakın biraz etrafa baksın, bir şeyler uydursun, kendi dünyasını kursun. Ara tatil; daha geç yatılan geceler, daha uzun kahvaltılar, biraz da kuralsızlık demek. Ders kitabı görmeden geçen birkaç gün kimseye zarar vermez. Aksine, çocukların zihni de dinlenir. Belki her gün aynı saatte birlikte çay içmek, belki akşamları bir masa oyunu oynamak… Büyük etkinlikler değil, küçük ritüeller kalıyor akılda. Yıllar sonra “ara tatilde şuraya gitmiştik” değil de “akşamları hep birlikte oyun oynardık” deniyor. Sonuçta ara tatil bir yarış değil. Ne kadar çok şey yaptığımız değil, nasıl hissettiğimiz önemli. Biraz yavaşlayalım, beklentileri düşürelim, anı çoğaltalım. Çünkü çocuklar büyüyor, tatiller bitiyor ama o “birlikteyken” hali hafızada kalıyor.