Genç Cumhuriyet'in ilk temelleri atıldığında öncelikle ülkenin iktisadi yapısı ele alınmış, kaynakların doğru kullanılması, devlet eliyle sanayi yatırımları, girişimciliğin geliştirilmesi,finans,ticaret borsaları-odaları, esnaf teşkilatları kurulması, İzmir iktisat kongreleri, yasal düzenlemelere hız verilmesi, sosyal politikalar ve çalışma hayatının temel konuları üzerinde çalışılmıştır.
Osmanlı döneminde ahilik ve lonca teşkilatlarıyla birlikte, vakıflar bu alanda söz sahibidir. Vakıf teşkilatlarıyla ihtiyaç sahiplerine sağlık, eğitim, ayni yardımlar yapılmıştır. Osmanlı topraklarında zekat ve fitre kavramı, sadaka taşlarıyla muhtaçların yardımına koşulmuş, aşevleriyle ihtiyaçlar giderilmeye çalışılmıştır.
Osmanlı da çeşitli sandıklarla yardım veya muhtaç, harp zamanı ailesini kaybetmiş yetim, dul kadınlara, geliri olmayanlara yardım kuruluşlarını devlet eliyle yürütmeye 1800 ila 1900 yıllarda hayata geçirmiştir.
Çalışma hayatıyla ilgili olarak düzenlemelerin yer aldığı kaynakların başında, 1863 tarihli “Maden Nizamnamesi” ile kömür işçileri için 1865 yılında çıkarılan “Dilaverpaşa Nizamnamesi” gelmektedir. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili kuralların yer aldığı 1869 tarihli “Maadin (Meaddin) Nizamnamesi” çıkarılmıştır.
1877 tarihinde çıkarılan “Mecelle-i Ahkam-ı Adliye’de (Mecelle)” de çalışma hayatını düzenleyen bazı hükümlere yer verilmiştir. Medeni Kanun olan Mecelle’de çalışma ilişkileri insan kirası başlığı altındaki hükümlerle düzenlenmiş ve işçi “nefsini kiraya veren kimse” olarak tanımlanmıştır.
İşçi eylemlerini yasaklamak üzere 1909 yılında çıkarılan “Tatil-i Eşgal Kanunu” gelir, aynı yıl çıkarılan “Cemiyetler Kanunu” ise cemiyet kurmada serbestlik esasını getirmiştir.
Genç Cumhuriyet kurucu lideri önderliğinde çalışma hayatını ve sosyal yardım vakıflarını ilgilendiren düzenlemeleri hayata geçirme adına başta ILO olmak üzere uluslararası kanunlarla uyum yasaları için harekete geçmiş, medeni, ceza, borçlar, ticaret hukuklarının yanında anayasa hukukunda temel düzenlemeleri işaret etmiştir.
1921 yılında Ankara Hükümeti 114 sayılı “Zonguldak ve Ereğli Havzai Fahmiyesinde Mevcut Kömür Tozlarının Amele Menafii Umumiyesine Olarak Füruhtuhuna Dair Kanun”dur, Zonguldak veEreğli Kömür Havzası’nda kömür üretiminden sağlanan tozların açık arttırma suretiyle satılarak bedelinin işçilerin yararına kullanılmak üzere Ziraat Bankası’na yatırılmasını öngörür. 1921 tarihinde Ereğli kömür işçilerinin yaşama ve çalışma koşullarını düzenlemek amacıyla 151 sayılı “Ereğli ve Zonguldak Havzai Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun” çıkarılmıştır. Ereğli Havzası ile sınırlı olan Kanun bireysel iş ilişkilerine yönelik koruyucu kurallar yanında sosyal sigortalarla ilgili bazı kurallara da yer vermiş, ülkemizde ilk asgari ücret uygulaması gündeme gelir.
Cumhuriyetin ilanından sonra kabul edilen 1924 Anayasası, toplanma ve dernek kurma hakkını tanımış ve bu dönemde iş hukuku alanında da birtakım kanunların oluşturulması çalışmalarına başlanmıştır.
1924 tarihli 394 sayılı “Hafta Tatili Kanunu”, 1926 tarihli 818 sayılı “Borçlar Kanunu”, 1930 tarihli 1593 sayılı “Umumi Hıfzısıhha Kanunu”, 1935 yılında 2739 sayılı “Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günleri Hakkında Kanun” bu anlamda ilk kanunlardır. Ülkemizde bireysel iş ilişkileri, ilk kez Borçlar Kanunu’nun “hizmet akdi” başlığı altında yer alan hükümleriyle düzenlenmeye başlamıştır.
1936 yılında yılında kabul edilen 3008 sayılı “İş Kanunu”, Türk İş Hukuku’nun en önemli temel yapı taşıdır. Çalışma ilişkilerini bütünsel olarak düzenleme amacına yönelik kanun olması, bireysel çalışma ilişkilerine yönelik düzenlemeler yapmak, toplu iş ilişkileri alanına yönelik hükümler içerir. Kanun, ilk defa Türkiye’nin her yerinde geçerli olmak üzere çalışma ilişkilerini düzenler. Cumhuriyetin ilk yıllarında çalışma hayatını ilgilendiren kanunların ana temelleri atılmıştır. Bununla kalınmayarak çalışma hayatını oluşturan ,işçi,köylü,esnaf ve sanayici içine alan geniş kapsamlı kanun düzenlemelerine yer verilmiştir.
Günümüz yüzyılında çalışma hayatının büyük bir bölümü e-yapay zeka ortamına taşınmış,hantal devlet yapısından vatandaş odaklı bir yapıya dönüşmüş. Sosyal güvenlik, sosyal yardımlar, işsizlik sigortaları, BES ve diğer hizmetler paydaşlarıyla bir araya getirilmiş. Sosyal güvenlik tek çatına altına alınmış, iş hukuku yanında, mesleki hukuk anlamında basın ve deniz iş hukuklarına ayrıca yer verilmiş, günümüz koşullarını yerine getirmek adına boşlukları dolduracak borçlar hukuku yeniden ele alınmış.
Bakanlıkların internet sayfaları oluşturulmuş, e devlet sistemiyle, CİMER uygulamalarıyla sistemin aksayan yönleri ve şikayetleri birleştirilmiştir. Çalışma hayatında önemli kurumların rehberlik ve teftiş kurumları hayata geçmiştir.İdari anlam da cezalandırma değil, düzeltici faaliyet ön plana çıkarılmıştır. Bu alanda çalışanlar için kariyer meslekler oluşturulmuştur.
Sendikal örgütlenme özendirilmiş, e devlet üzerinden başvurular alınmış,sendikal firmalar desteklenmesine yer verilmiştir. Kayıtlı işçi çalıştırma adına işverenlere özendirici teşvikler verilmiş,verilmeye devam ederken, tekno kentlerin, mesleki öğretim hayatının desteklenmesi adına özendirici uygulamalara yer verilmiştir. Çalışma hayatı anlamında yasal düzenlemeler başta iş kazaları/meslek hastalıkları,kayıtdışı önleme, adil vergi düzeni, asgari ücretin gerçek enflasyon dönemlerine göre belirlenmesi, emeklilerin sosyal hayatlarının kolaylaştıracak maddi düzenlemeler ihtiyaç vardır. Primsiz ödemeler, sosyal yardımlar, vakıflar, belediye ve diğer devlet kuruluşları gerçek ihtiyaç sahiplerini buluşturacak alt yapıya hızla hayata geçirilmeli,popülist düzenlemelerle sistem açık vermesi halinde sosyal devlet anlayışı da zarar görecektir. Sosyal güvenliğin yüzyılında genel sağlık sigortası uygulamaları ülkemiz tarafından birçok ülkenin temsilcileri tarafından uluslararası düzeyde incelenmekte, heyetler düzeyinde fikir alışverişleri yapılmakta. Yurt dışında çalışan Türk işçileri için borçlanmalar, ikili taraf sözleşmeleriyle yasal hak anlamında düzenlemelere yer verilmiştir. Yeni Türkiye yüzyılında çalışma hayatında küreselleşen dünya ile rekabet edecek, çalışan, emekli ve muhtaçların haklarını yaşam seviyelerini iyileştirecek düzenlemelere de yer verilecektir. 100. yılında Türk sosyal güvenlik sistemi, sosyal yardımlar ve diğer düzenlemeler göç politikalarıyla mültecilere de yer vermiş, insani yardımlarını hız kesmeden yerine getirmiştir.