Dedikodu, başkası hakkında yapılan kötü konuşmadır. Yapılan bu konuşmalar genelde kınama mahiyetinde olup, başkaları hakkında sarf edilen olumsuz sözler üzerine kuruludur.
Dedikodu yapmak, hepimizce malum olduğu gibi, iyi bir şey değildir. Sadece yapılan kişiye değil, yapana da zarar verir. Yani her iki taraf da bu eylemden olumsuz yönde etkilenir.
Yapılan kişiye zarar verir çünkü kendisi hakkında yapılan olumsuz yorumlar kişinin hayatını negatif yönde etkiler. Kişi, kendisini temize çıkarana kadar akla karayı seçer. Bu süre zarfı içinde de yorulur ve yıpranır. Laf yayılır da yayılır. İşitilmesi hoş olmayan cümleler halk arasında dedikodusu yapılan kişinin itibarını yerle bir eder. Çünkü reklam insan hayatında önemlidir. İnsanlar dedikodu yapan kişiye güvenip yanında bir şey konuşamaz. “Eğer benim yanımda başkası hakkında konuşabiliyorsa, başkasının yanında da benim hakkımda konuşur” diye düşünür ve o kişiye karşı güven oluşmaz.
Dedikodu yapılan bir ortama denk geldiğimde ya da bazı şeylere istemeden kulak misafiri olduğumda hep şunu düşünmüşümdür: Bu insanların başka işi yok mu acaba? Çünkü dedikoduyla uğraşmak bana her zaman boş insan işi gibi gelmiştir. Öyle ya, çalışan, üreten insan hangi ara dedikodu yapmaya vakit bulsun? Ya da kendisine ve topluma faydası olmayan bu eylemi neden yapsın? Fakat üzülerek söylüyorum ki bu tarz ortamlara zaman zaman maruz kalıyoruz çünkü bazı insanlar sırf başkalarının açığını aramakla ve o açıkları yaymakla besleniyorlar. İnanılması zor ama gerçekten kötülük yapınca mutlu oluyorlar ve bunun hem kendilerine hem de başkalarına zarar verdiğini fark etmeden, bunu bilinçsizce yapıyorlar. Dışarda bu anlamda kendini eğitmeyen o kadar çok insan var ki… Bazen onlar dedikodu yaparken denk geliyor ve üzülerek onları seyrediyorum.
Kaynağı ne olursa olsun, ister bilinçsizlik, ister cehalet, ister karaktersizlik, dedikodu yapmak insanın kaçınması gereken bir durumdur. Eğer bir insan böyle bir özelliğe sahipse, derhal kendini ve ruhunu eğitmeli, kendini terbiye etmeyi öğrenmelidir. Bunu yaparken de hiç gocunmamalıdır. Çünkü herkesin törpülemesi gereken çeşitli huyları vardır.
Bu tarz özelliğe sahip insanlar kendisine önce şu soruyu sormalıdır: Yaptığım bu davranış bana ne kazandırıyor? Eğer kazandırmıyorsa bunu neden yapıyorum? Bu insanın kendisini biraz olsun törpülemesine yardımcı olabilir.
Atalarımız ne güzel söylemişler “iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır” diye. Yani bize yapılmasını istemediğimiz en küçük davranışı başkasına yapmamamız konusunda bizi bir güzel uyarmışlar. O yüzden kendimize yapılmasını istemediğimiz dedikodu eylemini, başkasına karşı da yapmamalıyız. Bu sadece insan ilişkileri açısından değil, kendimize olan saygımız açısından da önemli bir konudur. Çünkü insan, her yaptığı kötülükte sadece toplum içindeki itibarını zedelemez, kendisine olan öz saygısını da kaybeder.