Değişimin ilk adımları!

Abone Ol

Hiç düşündünüz mü, neden yaşamımızın çoğunu aynı alışkanlıklarla geçiriyoruz? Her sabah uyanınca yatağın aynı tarafından kalkıp doğru mutfağa gidiyoruz, çay/kahve koyuyoruz. Aynı fırından aynı ekmeği alıyoruz, aynı yoldan işe gidiyoruz, aynı kafeye uğrayıp aynı masaya oturuyoruz. Hatta garson bile artık ne isteyeceğimizi biliyor. Hep bildiğimiz şeyleri yapıyor, tanıdık çevremizde dönüp duruyoruz. Bu rutin bize rahat, güvenli geliyor, çünkü öngörülebilir.

Sanki hepimiz senaryosunu bizim yazdığımız, kahramanı biz olan filmi tekrar tekrar çekiyoruz. Başta koruyucu olan bu alışkanlıklar zamanla fark ettirmeden görünmez bir kafese dönüşüyor. İçten içe biliyoruz: Bu güvenli alan bizi sınırlıyor, potansiyelimizi geliştirmemize engel oluyor. Katılıyor musunuz?

Nörolojik araştırmalara göre, rutinlerimiz beynimizin korku merkezi amigdalanın aktivitesini azaltır ve dopamin salınımını düzenleyerek ödül sistemimizi tatmin eder. Bu nedenledir ki risk almak bize korkutucu gelir. Belirsizlik, hata yapma olasılığı ürkütür, kaygıyı artırır. Aslında aynı davranışları tekrarlama isteğimizin nedeni beynimizin enerjiden tasarrufetme ve tehlikelerden kaçınma stratejisinden kaynaklanır.

AKTİF ÇALIŞMA

Beynimizin nöroplastisite yani değişim ve uyum sağlama yeteneği sayesinde, konfor alanının dışındaki aktiviteler yeni bağlantılar kurmamıza ve problem çözme becerilerimizi geliştirmemize yardımcı olur. Prefrontal korteksimiz, bu yeni deneyimlerle aktif çalışır ve bize daha esnek bir düşünme gücü kazanır.
Ben debir zamanlar korkumun tutsağı olmuştum. Sahile gidip özlemle denize bakıp geri dönüyordum, çünkü yüzmekten korkuyordum, haklı bir nedenim de vardı. Bir gün korkuma tutsak olmak istemediğime karar verdim. Küçük adımlarla, sabırla ve doğru yöntemlerle korkumu yönetmeyi öğrendim. Şimdi uzun uzun yüzebiliyor, her kulaçta “meğer neler kaçırıyormuşum” diyorum. Elbette hâlâ güvenli alanımı koruyorum; uçsuz bucaksız denizde açılmıyorum.
Hepimizin bir “denizi" var. Kimimiz için yıllardır ertelenen bir hayal, kimimiz için dile getirilemeyen bir fikir, kimimiz içinse yepyeni bir yol… Peki, siz kendi denizinizi keşfetmeye hazır mısınız? Konfor alanınızdan çıkıp ilk kulacı atmayı hiç düşündünüz mü? Emin olun konfor alanınızı terk etmek size de çok boyutlu yararlar sağlayacak. Neler mi?

Öğrenme ve hafıza kapasitesiniz güçlenir. Öz güveniniz, yaratıcılığınız artar, zorlayıcı durumlarla başa çıkma beceriniz gelişir, kişisel gelişiminiz hızlanır. Belirsizlikle daha kolay başa çıkabilir, daha esnek düşünürsünüz.
Elbette kolay değil. Aşırıya kaçmak riskli olabilir, panik yaşatabilir. Onun için kontrollü ve küçük adımlarla ilerlemek ve riski en aza indirmek gerekir. Küçük adımlar uzun dönemde büyük değişimleri getirebilir.

Eğer konfor alanınızda çıkmaya karar verdiyseniz birkaç ipucu:

1.Büyük hedefler yerine kısa vadeli ve ulaşılabilir amaçlarla başlayın.
2. Hedeflerinizi yazmak motivasyonunuzu artırır. 3.Ailenizin, arkadaşınızın, yaşam koçunuzun desteği sürecinizi kolaylaştırır.
4. Meditasyon veya günlük tutma gibi yöntemler, değişime uyumunuzu güçlendirir.

Konfor alanımızı kontrollü bir şekilde genişletmek, sadece bireysel gelişimimiz için değil ailemiz, arkadaşlarımız çevremiz hatta içinde yaşadığımız topluluğumuz açısından anlamlı bir adım değil mi?

Çünkü tarihteki tüm büyük keşifler ve toplumsal dönüşümler, birilerinin konfor alanından çıkma cesareti göstermesiyle gerçekleşmiştir. Siz de konfor alanınızdan çıkmaya hazır mısınız?