Deliksiz uykunun sırrı!

Abone Ol

'Emekli oldum artık deliksiz bir uyku çekerim' dediniz. Ama nerede... Gecenin üçünde kendinizi hala tavana bakarken buldunuz ya da gün doğmadan yataktan fırladınız. Hangisi sizsiniz bilmiyorum ama çoğumuza uyku o kadar kolay gelmiyor, hatta bazen hiç gelmiyor. Peki, ne oluyor da uyuyamıyoruz? 

Sorularımızın yanıtı beynimizde. Beynimiz uykumuzda ne yapıyor dersiniz?  Vücudumuzda bir iç saat var, beynimizde kurulmuş bir çalar saat gibi. Bu saat, vücudumuzun iç dengesini sağlayan ve hormonları yönetmekten sorumlu beynimizdeki küçük ama çok önemli hipotalamus tarafından yönetilir. Hava kararmaya başladı mı hipotalamus melatonin hormonunu salgılayarak bize uyku zamanını hatırlatır ve ' dinlenme zamanı' der. Ama kaliteli bir uyku için sadece melatonin yetmez, uyanıklığı sürdüren diğer beyin bölgelerinin de aktivitelerini azaltarak sessizliğe geçmesi gerekir.

Sanmayın ki uyurken beynimiz panjurlarını kapatır. Aksine bazı bölümleri oldukça aktiftir. Son araştırmalar uykununuyanıkken beynimizde biriken toksinleri temizlemekte önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Uyku, gün boyu biriktirdiğimiz bilgileri, düşünceleri düzenler, gereksizleri siler. Yeni öğrenmeleri hafızaya kaydeder, bağışıklık sistemini güçlendirir. Neredeyse her doku ve sistemi etkiler.

Evet, yastığa başımızı koyup uyumayı başarırsak, önce gevşeriz. Sonra derin uykuya bir uykuya geçeriz, en çok bu aşamada vücudumuz dinlenir.  REM evresindeyse beynimiz yeniden canlanır rüyalarımız başlar.

Peki, gecenin dördüne kadar uyuyamazsak ya da sabah üçte, dörtte fırlarsak yataktan beynimize dinlenme fırsatı vermezsek ne olur?

Uyku eksikliğinde, hafızamız zayıflar, ruh halimiz bozulur, dikkatimiz dağılır, refleksiflerimiz yavaşlar, bağışıklık sistemimiz zayıflar, uzun dönemde demans gibi hastalıkların riski artar. Hatta yüksek tansiyon, kalp hastalıkları diyabet, obezite, kaygı ve depresyon gibi sağlık sorunları riski artar. Uyku beynimiz için temizlik, yenilenme toparlanma ve bir sonraki güne hazırlanma zamanıdır.

Koyunları sayıyoruz, sımsıkı gözümüzü kapatıyoruz ama yine de şöyle bir deliksiz uyku çekemiyoruz. Niye?

*Zihnimizin, bizim coğrafya için çok da normal olan belirsizlikler, parasal kaygılar nedeniyle gecenin sessizliğinde bir türlü susmaması,

*Elimizden düşmeyen telefonların, tabletlerin yaydığı mavi ışığın melatonin üretimini azaltarak biyolojik saatimizi şaşırtması,

*Farklı saatlerde yatmamızın, hafta sonları fazla uyumamızın, akşamları kafeinli içecekler tüketmemizin, çok fazla yememizin doğal ritmimizi bozması.

*Sağlık sorunları, aldığımız ilaçların yan etkileri.

Ne yapmalıyız da beynimizin dinlenmeye çekilmesini sağlamalıyız? Birkaç öneri:

*Her gün aynı saatte yatmalı ve kalkmalıyız, yatmadan en az bir saat     önce ekranlardan uzak durmalıyız, 
    
*Uyumadan önce gevşeme egzersizleri yapmalı, nefes çalışmalıyız.

*Karanlık ve sessiz bir odada uyumalıyız. Yatakta çalışmamalıyız, televizyon izlememeliyiz.    

*Gün içinde fiziksel olarak aktif olmalıyız, akşam saatlerindeyse tempoyu düşürüp uykumuzu desteklemeliyiz.
    
Uyuyamamak bir sinyaldir; zihnimiz, bedenimiz ya da yaşam tarzımız bir şeyleri yeniden düzenlememiz gerektiğini ya da bir uzmana gitmemiz gerektiğini fısıldıyordur. Çünkü uzmanlar genellikle biz üçüncü yaş grubunun günde en az 7 saat uyumasını öneriyor. 

İyi bir uyku sadece bir geceyi değil, tüm yaşam kalitemizi etkiler.

Güzel uykular.