Seyahat

Deniz çarşaf gibi uzanıyor! Bir tarafı yemyeşil tepeler, bir tarafı turkuaz deniz: Aileler burayı çok seviyor

Kum ve ince çakılların buluştuğu sahilin hemen gerisinde küçük aile işletmeleri, pansiyonlar ve butik oteller sıralanıyor. Sabah sakin denize girip öğlen kıyıda uzun bir sofraya oturmak, akşam ise teknelerin süzüldüğü koyda günü tamamlamak mümkün. Mesudiye’de tepelerin arasına saklanan Hayıtbükü, yarımay biçimindeki korunaklı yapısı, turkuaz denizi ve yavaş derinleşen sularıyla özellikle sakin bir deniz günü arayanların gözdesi oluyor

Abone Ol

ELA SAĞLAM - EGE TELGRAF/ Datça denildiğinde akla ilk gelenlerden biri rüzgâr olsa da Hayıtbükü’nde yarımadanın bambaşka bir yüzü ortaya çıkıyor. Koyu çevreleyen sarp tepeler doğal bir set gibi yükselerek rüzgârın etkisini büyük ölçüde azaltıyor. Yarımay ve çanağı andıran koy yapısı da denizin açık sulardan gelen hareketliliğe karşı daha korunaklı kalmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle Hayıtbükü, Datça’nın daha dingin deniziyle bilinen noktaları arasında gösteriliyor. Özellikle rüzgârın yarımadanın diğer kıyılarını hareketlendirdiği günlerde koyun sakin görüntüsü çok daha dikkat çekici hale gelebiliyor.

DENİZ ACELE ETMEDEN DERİNLEŞİYOR

Hayıtbükü’nü ailelerin sevmesinin en önemli nedenlerinden biri kıyı yapısı. Deniz sığ başlıyor ve derinlik kademeli olarak artıyor. Bir anda derinleşen kayalık Datça koylarının aksine burada kıyıya yakın bölümlerde daha rahat vakit geçirilebiliyor. Bu özellik küçük çocuklu aileler ve derin sudan hoşlanmayanlar açısından önemli bir avantaj oluşturuyor. Yine de çocuklarla denize girerken günlük deniz koşullarının ve derinliğin yerinde kontrol edilmesi gerekiyor.

TAŞLAR YERİNİ KUMA BIRAKIYOR

Datça’nın bazı ünlü koylarında kıyı tamamen çakıllarla kaplıyken Hayıtbükü daha yumuşak bir geçiş sunuyor. Sahil kum ve yer yer çakıl karışımından oluşuyor. Kumlu bölümlerin bulunması, Palamutbükü veya Ovabükü’nün daha taşlı noktalarına kıyasla kıyıda yürümeyi kolaylaştırıyor. Deniz ayakkabısı özellikle çakıllı alanlarda rahatlık sağlayabilir ancak Hayıtbükü’nde kumlu bölümler sayesinde klasik bir plaj hissini yakalamak da mümkün.

TURKUAZ SUYUN ÜZERİNDE

Hayıtbükü’nün korunaklı yapısı yalnızca yüzmeye gelenleri değil, tekneleri de kendisine çekiyor. Koyun doğal limanı mevsim boyunca tekne ve yatların uğradığı noktalardan biri. Kıyıdan bakıldığında sakin denizin üzerinde bekleyen tekneler, çevredeki yemyeşil tepelerle birleşerek Hayıtbükü’nün en karakteristik manzaralarından birini oluşturuyor. Özellikle sabah ve akşamüstü saatlerinde denizin daha dingin olduğu anlarda koy neredeyse doğal bir havuz görüntüsüne bürünüyor.

MASALAR KIYIYA KURULUYOR

Hayıtbükü’nde denizden çıkıp yemek yemek için uzun yollar gitmek gerekmiyor. Küçük aile işletmeleri sahil boyunca sıralanıyor ve koyun samimi atmosferini tamamlıyor. Ege ve Akdeniz mutfağının sevilen tatları, zeytinyağlı mezeler, mevsimlik ürünler, balık ve deniz ürünleri deniz kenarındaki sofralarda öne çıkıyor. Sabah kahvaltısıyla başlayan bir gün, öğlen hafif bir yemek ve akşam kıyıda kurulacak uzun bir sofrayla devam edebiliyor. Bazı işletmeler şezlong ve şemsiyeleri ücret karşılığında sunarken bazı noktalarda belirli bir yeme-içme harcamasıyla bu hizmetlerden yararlanılabiliyor. Uygulamalar işletmeye ve sezona göre değişebiliyor.

GÜNÜBİRLİK GELENİN AKLI KONAKLAMADA

Hayıtbükü yalnızca birkaç saat denize girip dönülecek bir plaj olmak zorunda değil. Koy ve çevresinde pansiyonlarla butik oteller bulunuyor. Sabah henüz günübirlik ziyaretçiler gelmeden denize girmek, öğlen koyun hareketlenmesini izlemek ve akşam kalabalık çekildiğinde sahilde kalabilmek burada konaklamanın en güzel taraflarından biri. Büyük tatil köyleri yerine küçük işletmelerin ağırlıkta olması da bölgenin daha sıcak ve yerel atmosferini korumasına yardımcı oluyor.

ULAŞIMI KOLAY AMA…

Hayıtbükü, Datça merkezden yaklaşık 19-20 kilometre uzaklıktaki Mesudiye Mahallesi sınırlarında bulunuyor. Kilometre olarak mesafe kısa görünse de Datça Yarımadası’nın yol yapısı nedeniyle yolculuğu süre açısından biraz daha geniş planlamak gerekiyor. Özel araçla ulaşım sağlayacakların özellikle yoğun sezonda trafik ve park durumunu hesaba katması faydalı. Yol boyunca değişen yarımada manzaraları ise yolculuğu başlı başına küçük bir Datça gezisine dönüştürüyor.

KÜÇÜK KOYUN TEK SORUNU

Hayıtbükü’nün korunaklı, sığ ve sakin denizi doğal olarak yaz aylarında ilgiyi artırıyor. Ancak koyun küçük ölçekli olması yüksek sezonda alanın hızlı biçimde dolmasına neden olabiliyor. Özellikle hafta sonlarında geç saatlerde gelenlerin şezlong veya kıyıda rahat bir alan bulması zorlaşabiliyor. Bu nedenle Hayıtbükü’nde günün en güzel saatlerini yakalamanın yolu erkenden gelmekten geçiyor. Sabahın ilk saatlerinde koy henüz sakinliğini korurken denize girmek, hem daha dingin bir atmosfer hem de daha rahat bir sahil deneyimi sunuyor.

BİR GÜNE ÜÇ DATÇA KOYU

Hayıtbükü’nün bir başka avantajı ise komşu koylara yakınlığı. Ovabükü ve Palamutbükü ile birlikte aynı rota içerisinde değerlendirilebiliyor. Sabah Hayıtbükü’nün korunaklı sularında yüzüp daha sonra Ovabükü’nün geniş manzarasına geçmek, günü Palamutbükü’nde denize sıfır bir sofrada tamamlamak mümkün. Ancak Hayıtbükü’nde biraz fazla oyalanırsanız diğer koylara gitme planı kolayca bozulabilir. Çünkü rüzgârın tepelerin arkasında kaldığı, denizin sakinleştiği ve turkuaz suyun kıyıya usulca vurduğu bu küçük Datça koyunda insanın havlusunu toplayıp gitmesi pek kolay olmuyor.