Ekonomi

Dijital göz açıldı izah masası taştı

Vergi idaresinin dijital gözü artık her yerde. Mükellefler “Biri Bizi Gözetliyor” evine dönerken, izaha davetler 2’ye, artırılan matrahlar 5’e katlandı; kayıt dışı daraldı!

Abone Ol

Nihat AK-EGETELGRAF/ Son birkaç yıldır daha etkin uygulanan izaha davet müessesesinde dikkat çekici bir artış yaşandı. İzaha davet edilen mükellef sayısı bir yılda yaklaşık iki katına çıkarken, artırılan matrah tutarı ise yaklaşık beş kat yükseldi. Sürecin yoğunluğu, hem mükellefleri hem de mali müşavirleri gelen yazılara cevap yetiştirmekte zorlar hale getirdi. Ege Telgraf’a değerlendirmelerde bulunan İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı Yaşar Zengin, uygulamanın işleyişi, dijital denetim ve mükelleflerin dikkat etmesi gereken noktalar hakkında önemli bilgiler paylaştı.

TEREDDÜT GÖRÜLEN İŞLEMLER

İzaha davet müessesinin özellikle son bir-iki yıldır vergi idaresi tarafından daha etkin şekilde kullanıldığına dikkati çeken İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı Yaşar Zengin, “213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 370’inci maddesinde düzenlenen bu uygulama, vergi incelemesine başlanmadan veya mükellef takdir komisyonuna sevk edilmeden önce devreye girmektedir. Mükelleflerin elektronik ortamda verdikleri bildirim ve beyannamelerde yer alan bilgiler; banka işlemleri, tapu kayıtları ve benzeri kaynaklardan elde edilen verilerle birlikte risk analiz merkezlerinde değerlendirilmektedir. Dijital verilerin kapsamı genişledikçe, bu analizlerin şeffaf, denetlenebilir ve mükellef haklarını koruyan bir anlayışla yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Yapılan analizler sonucunda tereddütlü görülen işlemler tespit edilmekte ve elde edilen bilgiler vergi müfettişlerine aktarılmaktadır. Vergi ziyaına dair emareler bulunduğuna dair yetkili merciler tarafından yapılmış ön tespitler varsa bu durumlarda izaha davet gündeme gelecektir. Bu nedenle vergi ziyaına neden olabilecek her durum izaha davete konu edilebilir. Vergi ziyaı, bir cezadır. Bu nedenle vergi ziyaı, mükelleflerin vergilendirme ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle uygulanan bir cezadır. Vergi müfettişi, risk analizinden gelen verileri değerlendirdikten sonra mükellefi izaha davet etmektedir” dedi.

DAVET SÜRECİ

İzaha davet sürecine de vurgu yapan Başkan Zengin, “İzaha davet süreci, vergi ziyaına işaret eden bilgi ve bulgular üzerinden yapılan ön tespitle başlamaktadır. Bu değerlendirme, bilgi toplama veya vergi incelemesi yapma yetkisine sahip görevlilerce elde edilen veriler doğrultusunda Ön Tespit ve İzah Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılmaktadır. Sürecin işletilebilmesi için tespit konusu hakkında daha önce ihbarda bulunulmamış, vergi incelemesine başlanmamış ve mükellef takdir komisyonuna sevk edilmemiş olmalıdır. Bu şartların sağlanması halinde mükellefe, tespitin içeriğini, izah süresini ve açıklama yapılmamasının sonuçlarını içeren izaha davet yazısı gönderilir” ifadelerini kullandı.

NE YAPILMALI?

Mükellefin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde ilgili yerlere bilgi verme zorunluluğunun olduğunun altını çizen Başkan Zengin, “Bu süreç, mükellefe hakkında yapılan ön tespitlere karşı bilgi ve belgeyle kendini ifade etme imkânı verir. Sunulan izahın yeterli bulunması hâlinde vergi incelemesine başlanmaz ve dosya takdir komisyonuna gönderilmez. Bu nedenle yapılacak açıklamanın hukuki ve mali açıdan doğru şekilde hazırlanması büyük önem taşımakta, mükellefin uzman desteği alması yararlı olmaktadır.

Komisyon izahı 45 gün içinde değerlendirmelidir. İzah yeterli bulunursa mükellef vergi incelemesine ya da takdir komisyonuna sevk edilmez. İzahın yetersiz bulunması halinde ise komisyon mükellefin beyanname vermesi gerektiğini bildirir. Bu bildirim üzerine mükellef 30 gün içinde eksik ya da verilmemiş beyannamelerini tamamlamak; beyan hatalarını düzelmek ve gecikmiş vergi ödemelerini zamları ile birlikte ödemek zorundadır. Aksi halde mükellef vergi incelemesi veya takdir komisyonuna sevk edilir” şeklinde konuştu.

CEZA VEYA UZLAŞI

Mükellef, izaha davet yazısının tebliğinden itibaren 30 gün içinde izahta bulunmazsa VUK’un 370’inci maddesindeki indirimli ceza uygulamasından yararlanamaz ve vergi incelemesine ya da takdir komisyonuna sevk edilir. Ayrıca davet konusu vergi ziyaına ilişkin beyanda bulunması gerekir. İzaha davet sonucunda tarh edilen vergiler için vergi ziyaı cezası yüzde 20 oranında uygulanır. VUK’un 370/a maddesi kapsamında kesilen bu ceza için, ihbarnamenin tebliğinden itibaren 30 gün içinde tarhiyat sonrası uzlaşma talep edilebilir veya cezada indirimden yararlanılabilir. VUK’un 370/b maddesi kapsamında yüzde 20 oranında kesilen vergi ziyaı cezasında ise tarhiyat sonrası uzlaşma yoluna başvurulamaz; ancak cezada indirim imkânından yararlanılabilir” şeklinde konuştu.

DİJİTALLEŞMENİN NİMETİ!

Dijitalleşmenin vergi sistemine önemli katkılar koyduğunu belirten Başkan Zengin, “Vergi sisteminde sahte faturayla mücadele artık çok daha etkin yürütülüyor. Dijitalleşme sayesinde şüpheli işlemler kısa sürede tespit edilebiliyor ve aldığımız bilgilere göre sahte fatura organizasyonlarında son bir yılda gözle görülür bir azalma yaşanıyor. Bu tablo, Vergi Denetim Kurulu ile Gelir İdaresi Başkanlığının dijital imkânları doğru kullanmasının önemli bir sonucudur. Artık usulsüz işlem yapan mükellefler için hareket alanı giderek daralıyor. Sahte faturayla bugün ödenmeyen vergi, bir ay sonra ya da iki yıl sonra faizi ve cezasıyla birlikte mükellefin karşısına çıkıyor. Dijital sistemin ışığı güçlendikçe kayıt dışılığın gölgesi küçülüyor. Bu mücadele, belge düzeninin ve vergi bilincinin yerleşmesi açısından son derece önemlidir” dedi.

‘O DÖNEM KAPANDI’

Eski dönemin kapandığına vurgu yapan Başkan Zengin, “Kayıt dışı işlemlerin önlenmesi ve verginin tabana yayılması, yalnızca kamu gelirlerini artırmakla kalmaz; vergisini düzenli ödeyen şirket ve mükelleflerin üzerindeki yükün azaltılmasına da imkân sağlar. Nitekim son düzenlemeyle belirli imalatçı şirket ve işletmelerin vergi yükünün yüzde 50 azaltılarak yüzde 25’ten yüzde 12,5 seviyesine indirilmesi, hükümetin üretim üzerindeki yükü hafifletme yönündeki iradesini ortaya koymaktadır. Hazinenin önemli bir vergi gelirinden vazgeçerken, bu kaybın kayıt dışılığın azaltılması ve vergisini ödemeyenlerden tahsilat yapılmasıyla karşılanacağını öngördüğü anlaşılmaktadır.

Ancak mükelleflerin artık sistemin eskisi gibi olmadığını iyi bilmesi gerekiyor. Kâğıt faturaların takip edilmekte zorlanıldığı dönem kapanmıştır. Kesilen her elektronik fatura, yapılan banka işlemleri, tapu hareketleri ve araç devirleri vergi idaresinin bilgi sistemlerine yansımaktadır. Gelir İdaresi ile Vergi Denetim Kurulu’nun dijital kapasitesi arttıkça kayıt dışı işlemlerin gizlenme alanı daralmaktadır. Bu nedenle mükelleflerin ticari faaliyetlerini belge düzenine uygun, şeffaf ve kayıtlı biçimde yürütmeleri artık bir tercih değil, zorunluluktur” ifadelerini kullandı.