Final bölümünü izlemekten ve arkadaşlarını ağırlamaktan dolayı çok heyecanlı olduğunu belirten Okur, “Onları burada ağırlamaktan ve dizinin sezon finalini izlemekten dolayı çok heyecanlıyız” dedi.

Sakiler maratonu Sakiler maratonu

Son dönemde kötü ve acımasız karakterleri başarıyla canlandıran Yurdaer Okur, kendisine sokakta sıkça “Erol Taş’ın varisi oldunuz, mutlu musunuz?” diye sorulduğunu ifade ederken “Tabii ki mutluyum. Erol Taş’ı Türk halkı olarak çok severdik; o da sevilen bir kötüydü. Ben de sevilen bir kötü oldum. Karakterlerimden nefret etseler de bir anlamda beni çok seviyorlar. Halkın gözünden bunu anlıyorum. Çok iyi oynadığımı söylüyorlar ve inanmıyorlar” dedi.

ZOR BİR İŞ YAPIYORUZ, KENDİMİZİ BESLEMELİYİZ

Kadın oyuncular arasında yaşanan tükenmişlik sendromu hakkında konuşan Okur, “Mental ve bedensel olarak zor bir iş yapıyoruz. Arkadaşlara hak veriyorum, böyle şeyler olabilir. Egolara hitap eden bir iş, psikolojimizin sağlam olması gerekiyor. Bu iş çok fazla zaman alıyor, haftada 6 gün, günde 12-16 saat çalışma temposundayız. Kendimize pek zaman ayıramıyoruz. Bir şekilde oyuncunun kendini başka şekilde de beslemesi gerekiyor. Ben tiyatro ile tedavi oluyorum, oradaki kirliliği sahnede temizliyorum. Ayrıca hep aynı karakterleri oynamamak gerekiyor. Mesleği severek yapmak gerekiyor. Emek harcarsan keyif almaya başlıyorsun, seni yormuyor” diyerek meslektaşlarına nasihatte bulundu.

DİZİLERE ARA VERİP SİNEMAYA YÖNELECEĞİM

Yaz planları hakkında da bilgi veren Okur, “Kıbrıs’ta çekilecek bir bağımsız filmde oynayacağım, sonra uzun bir tatil yapacağım. Sinemada biraz geride kaldık. Oyuncu olarak daha önde olmak istiyorum, dünya çapında işlerde oynamak istiyorum. Dizilerden dolayı vakit ayıramıyorum. Bir süre dizilere ara verip sinema yapmak istiyorum” dedi.

KIZIMIN MÜZİKAL OYUNCUSU OLMA HAYALİNİ DESTEKLİYORUZ

Bir kız babası olan Okur, ilk kez özel hayatı hakkında konuştu ve kızının müzikal oyuncusu olma hayalini desteklediklerini belirterek, “Onun hayali müzikal oyuncusu olmak. İyi bir kulağı var. Biz de anne ve baba olarak elimizden geldiğince destek oluyoruz ve olmaya da devam edeceğiz. Genlerinde var. Çok iyi şarkı söyleyen ve oyun oynayan bir hali var. İleride ne olacak kendi bilir” dedi.

SANATLA İÇ İÇE BİR MEKÂN İŞLETMEK İSTEDİM

Oyunculuk dışında işletmeciliğe de adım atan Okur, “Konservatuardan önce turizm işletmeciliği ve otelcilik okudum. Daha sonra sanata bulaştım. Hem sanatla iç içe olan hem de güzel yemeklerin yenebileceği bir mekân işletmek istedim. Bu amaçla burayı kurdum. Akustik konserler, tiyatro oyunları ve stand-up gösterileri olacak. Sanata her zaman destek olacağız” diye konuştu.

İŞLETMECİLİK DAHA ZOR, SANATLA TİCARET ÖRTÜŞMÜYOR

Oyunculuk mu işletmecilik mi zor sorusuna ise “İşletmecilik daha zor. Sanatla ticaret aslında örtüşmüyor. Ben eğlendiğim ve mutlu olduğum sürece her şeyin olacağını düşünüyorum. Burada sadece keyifli zaman geçirmek için varım” yanıtını verdi.

Kaynak: snobmagazin