Dördüncü hakem

Abone Ol

İnsanlardan ve görevlerinden söz ederken onları sayılarla aynı kimlik altında bir araya getirmek hususunda öyle abartılı ve hatta yer yer saçma olarak nitelendirilebilecek tanımlamalar var ki, bu sadece bize mi özgü yoksa dünyada herkes böyle mi düşünüyor bilmiyorum. Birinci Kosova Savaşı dediğimizde iyi kötü tarihte bu savaştan bir tane daha olduğu anlamını çıkarmak mümkün de, III. Mustafa deyince tarih bilgisi olanlar dışında kim olduğunu ve ne yaptığını bir çırpıda söyleyebilecek kimse var mıdır? Örneğin futbol dünyasında bir müsabakayı yönetmek için atanan kişiye hakem, kendisine aynı müsabakada yardım edecek olan hakemlere de yardımcı hakem denir. Bu durumda anlayabiliyoruz ki ortada bir maç, onu kurallar dahilinde yönetecek bir hakem ve yardımcı hakemler var. Peki ya size dördüncü hakem desem, önüne konmuş “dördüncü “ sözcüğünden ötürü kendisinin hangi sorumlulukları yüklendiğini hemen anlayabiliyor musunuz? FİFA maç terminolojisinde “fourt hofficial olarak geçiyor ancak buradaki “official” İngilizcede ağırlıklı olarak resmi memur için kullanılan bir terim ve hakem sözcüğünün karşılığı aynı sözlükte “referee” olduğuna göre fourt hofficial’in gerçek karşılığının dördüncü memur-görevli olması normal ama benim itirazım bizde bu makamın doğrudan “dördüncü hakem” adıyla anılmasına. Çünkü bir maçın bir hakemi vardır efendim, bir de o veya yardımcılardan biri sakatlanırsa yerine dahil olacak bir başka hakemi. Şimdi“ha öyle ha böyle, ne fark eder” diyebilirsiniz ama genel sıkıntılarımızdan biri olan “işi kitabına uydurmak” ya da “idare etmek” yüzünden gerçekleri dilediğimiz gibi eğip bükmeyi matah bir şey zannetmek bize özgü ve buna şaşırmıyorum. Ha keza bu yüzden yaşamdaki yolumuzu adam gibi düz bir çizgi üzerine oturtamamış olmamıza da şaşırmamak gerek. Kafamıza uyduğu şekilde yaşayıp, belli ezberlere iyi kötü demeden sorgusuz sualsiz uymanın verdiği rehavet doğrultusunda kısacık yaşamı bir türlü anlamlandıramadan yolculuk edip gidiyoruz da elimize ne geçiyor? Böyle davranmanın doğru olduğunu düşünenler iki kere düşünsünler derim çünkü yaşam daima ileri giden ve içeriği öyle kolay harcanamayacak kadar gerçek bir armağan. Her neyse, biz işin halk ağzındaki söylenişiyle “felsefe yapma“ kısmını bir kalem geçip, dördüncü hakem olarak adlandırılan kişinin sahadaki işlevinden bahsedelim. Hakemler arasındaki espriye göre dördüncü hakemin görevi soyunma odasındaki meyveleri yemek ve ekiple beraber güzel bir hafta sonu tatili yapmaktan ibarettir. İşin şakası bir yana, hakemin işi zaten başından aşkın, bir oraya bir buraya koşarken saha dışında gelişen olaylara ilişkin ona yardım gerekir diye düşünen FİFA, acaba ne yaparsak onun dikkatini sadece sahanın içine yoğunlaştırabiliriz düşüncesinden hareketle maçı ilgilendiren sair önemli işler için bir başka resmi kimliği görevlendirmeye karar vermiş. Bu aslında alelade bir kimlik olabilecekken gerektiğinde maçı yönetebilmesi için onun bir hakem olmasının daha mantıklı olduğu sonucuna varılmış. Böylece tüm olumsuzluklara karşı bir önlem alındığı gibi, maçı yöneten hakemin dimağı oldukça rahatlatılmış. Bana sorarsanız iyi ki bu karar alınmış çünkü birazdan okuyacaklarınız hakemin maçı yönetirken dikkatini çelen hususlardaki sıkıntısını nispeten ortadan kaldırmış olmakta. Bakınız 6. Kural’da yer bulan bu kimliğin iş programı bize neler söylüyor: Dördüncü hakem, maç öncesi süresi ve maç sonrasındaki her türlü idari görevde hakemin istediği şekilde yardımcı olur ve yine maç sırasında oyuncu değiştirme işine yardımcı olmaktan sorumludur. Gerektiğinde yedek topları kontrol eder ve maç sırasında maç topu değişecekse zaman kaybının en az olacağı şekilde bir yedek top temin eder. Yedeklerin kullandıkları giysi ve gereçleri, oyuncu oyuna girmeden önce kontrol eder ve eğer oyun kurallarına uygun değilse bu durumu hakeme bildirir. Dördüncü hakem her durumda hakeme yardımcı olur ki hatalı tespit yüzünden yanlış oyuncuya ihtar verildiğinde, oyuncu ikinci ihtar aldığı halde ihraç edilmediğinde, hakemin görüş alanı dışında meydana gelen şiddetli hareketler olduğunda ve teknik alandakilerin sorumsuz davranışları olduğunda bunları hakeme bildirme yetkisine sahiptir. Hele hakemin sakatlanması halinde hakem olarak görev yapacaktır ki bu yüzden maçı dikkatle takiple oyunu hücrelerine dek hissetmek zorundadır. Dördüncü hakemle ilgili bilgiler bu kadar efendim. Örnek mi? Cüretimi bağışlayın lütfen, her zamankinin aksine bu kez alçakgönüllü olamayacağım zira bugüne değin kimse hakkında böyle bir yazı yazıldığını duymadım. Şimdi izninizle, basınımızın duayen spor yazarlarından rahmetli İlhan Söyler’in, İstanbulspor’la Çanakkale Dardanel arasında28 Kasım 1998 cumartesi günü oynanan süper lig maçında görev yapmış bir dördüncü hakemin pazar sabahını sevince boğan ÜŞÜDÜK başlıklı köşe yazısından bir alıntıyı arz edeyim.

HAKEMLİK DERSİ. “Benim maçtan fazla dikkatimi çeken dördüncü hakem Çağlayan Kökkılınç'tı. Oyuna girmek isteyen Dardanelli İlker'in ayakkabılarını kontrol etti ve sokmadı, itirazlara da aldırmadı. Bundan sonra oyuna İstanbulsporlu Mehmet girerken bileklerini kontrol etti, zincirlerini çıkarttırmadan sahaya sokmadı. Bayrampaşa Stadı'nın tribünlerinin sahaya çok yakın olmasına rağmen kuş uçurtmadı. Ayrıca, kenarda ısınan yedekleri uyardı. Bu hakemin gözü faltaşı gibi heryerdeydi. Kendisini tebrik ediyorum..” İşin özünde diyeceğim odur ki, hakem hakemdir efendim, dördüncüsü beşincisi olmaz. Görev ve sorumluluk anlayışı bir bütün olup, görevin ciddiyet ve sorumluluğunu el üstünde tutan kişi, belki el etek öperek yükselmişlerin olduğu yerde olmasa bile, muhakkak ki gönüllerin en üst klasmanında saygın bir yer alır.