“Drama mı?” dedik…

Abone Ol

Meğer en çok bize iyi geliyormuş Çocuk sahibi olunca insanın cümleleri değişiyor. “Benim zamanımda…” diye başlayan konuşmalar, “Acaba doğru mu yapıyorum?” diye bitiyor. Geçenlerde biri “Çocuğu yaratıcı dramaya yazdırdık” dedi. İlk refleks: “Drama mı? Zaten evde yeterince drama var!” Ama işin aslı öyle değilmiş. Yaratıcı drama, çocuğun bağırmadan, ağlamadan, içine atmadan kendini anlatabildiği bir alan. Biz evde “hadi anlat” dedikçe susan çocuk, orada bir bakıyorsun kral olmuş, anne olmuş, kahraman olmuş… Dil çözüldükçe kalp de açılıyor. Bir anne olarak en çok şunu fark ettim: Drama yapan çocuk kendine güveniyor. Sürekli “utangaç”, “çekingen” dediğimiz çocuk, meğer sadece doğru alanı bekliyormuş. Kimse zorlamadan, kimse yargılamadan… Bir baba için de güzel tarafı şu: Çocuk sadece konuşmuyor, dinlemeyi de öğreniyor. Grup içinde beklemeyi, arkadaşına alan açmayı… Yani yarın bir gün “ben” demek kadar “biz” demeyi de biliyor. Bir de duygular meselesi var. Biz bazen fark etmeden “Ağlama”, “Abartma”, “Korkacak ne var?” diyoruz. Drama ise çocuğa şunu söylüyor:“Hissettiğin şey normal.”Öfkeleniyor, korkuyor, üzülüyor… Ama oyunla. Ve biz anne babalar için en kıymetlisi: Çocuk duygusunu patlayarak değil, anlatarak çıkarmayı öğreniyor. “Derslerine faydası var mı?” diye sorarsanız… Şöyle diyeyim: Kendini anlatabilen çocuk, öğretmenine de anlatıyor. Hayal kurabilen çocuk, çözüm de buluyor. Nottan önce özgüven geliyor. Sonuç mu? Drama sadece çocuklara değil, bize de iyi geliyor. Çocuğumuzu daha iyi tanıyoruz, onu olduğu haliyle kabul etmeyi öğreniyoruz. Meğer mesele drama değilmiş. Mesele çocuğa “Sen değerlisin” diyebileceği bir alan açmakmış. Ve bazen en doğru eğitim, Bir çocuğun oyun oynarken büyümesine izin vermekmiş.