E- futbol

Abone Ol

Geçmişin tozlu sayfalarının bize aktardığı bilgilere göre savaşlar genellikle çok geniş bir alanda karşı karşıya gelen ordular arasında yapılırmış. Tabi tarihin bu şekilde yazılmış olması istisnaların olmadığına delil teşkil etmez ama işin özünde ağırlıklı olarak birbirlerini yok etmeye yeminli insanların en azından birbirlerinin yüzlerine bakarak mertçe savaştıkları bir ortamın bulunduğu kesin. Futbol sahası da işte buna benzer bir mücadelenin yansımalarıyla dolu. İki takımın oyun alanında verdikleri uğraşın savaştan farkı sonucunda ölüm olmaması o kadar. Yoksa teknik, taktik, hırs, güç ve elbette sonucun kişilere vereceği maddi manevi tatmin duygularına bakılırsa, olay savaştan farksız gibi duruyor. Malum teknolojideki çılgın gelişmelerle dünya üzerinde fiziki alana dayalı hemen her şey kaşla göz arasında elektronik ortama taşınıverdi. Bu bağlamda elektronik ortam denilenin artıları belki saymakla bitmez ama onun bir o kadar da duygu hırsızı olduğu hiç tartışma götürmez. Hem bu sayede ne acıdır ki artık şekil ve şahsiyet değiştirmiş savaşlarda bir düğmeye basıp yeryüzünün öte tarafında neşe içinde oyun oynayan bir çocuğu köpük köpük kanla baş başa bırakabiliyorsunuz. Yine ilginçtir ki teknolojinin bu gaddar yönüne hiç kimsenin çıtı çıkmıyor. Hal böyleyken futbolun bundan etkilenmemiş olması mümkün mü? Futbol sahada oynanması gereken bir oyun olduğu halde şimdi bir de elektronik futbol çıktı başımıza. Valla bana kızmayın ama adına e- futbol denen bu olayı bir türlü anlayamadığımı ve kabullenemediğimi itiraf etmeliyim. Eminim şimdi bu yazıyı okumak zahmetine katlanan başta yirmi yaş altı gençlik ve elektroniğin büyüsüne kapılmış her yaş grubundan insan üzerime dalga dalga gelecek. Bende bu anlamda “Çağdışı kalmışsın sen” , “Bu kadar tutuculuk niye,” “Spor yaparken keyif almanın bin bir çeşidi var, sen neyin kafasını yaşıyorsun” gibi soruları sabırla dinleyecek ve yüzümdeki gülümsemeyi hiç eksik etmeyeceğim. En fazla deli derler ne yapayım. Hem zaten kalkıp ta “bu spor falan değil, hele futbol hiç değil desem” kim dinleyecek? Tabi bu arada “Her şeyi de yalnız sen biliyorsun maşallah ” bâbından yaklaşımlara saygım sonsuz elbet.
FENERBAHÇE ŞAMPİYON
Nihayetinde koskoca federasyon bunun ligini kurmuş, kupa ve süper kupasını bile düzenlemiş, hele ki kulüplere birer e -futbol takımı kurmayı zorunlu kılmış, yönetmeliklerine kadar düşünmüş, her hafta takımlarında 1-3 oyuncu ve bir teknik direktör olan takımlar 10 ar dakikadan iki devre maç yapmışlar ve bu sene Fenerbahçe şampiyon, Beşiktaş ikinci olmuş ve ayrıca Türkiye kupasını da almış, buna rağmen ben hala oturduğum yerden ahkâm kesiyorum değil mi? Bakınız ahkâm kesme konusunda haklı olabilirsiniz ona bir şey diyemem yalnız bu eleştirinin “oturduğun yerden” kısmına katılamayacağım çünkü ben her zaman için temiz hava ve sokaktan yana bir insanım. Futbol, salon futbolunu saymazsak açık havada oynanır efendim. Asıl oturduğu yerde oynayanlar işte bu e -futbolcular. Şık bir çalım veya vuruşun ardından topun ağlara süzülüşündeki şiirselliği nesine değişeyim e -futbolun. Oyuncuların korakor diyebileceğimiz mücadelelerinde nizami şarj içerecek şekilde uğraş vermelerinden yükselen enerjide dahi bir mesaj yok mudur topluma? Oysa e- futbol dediğiniz olayda elinizde tutuğunuz bir joy stick ile sözde futbol oynarken kimsenin görmediği, kimsenin hissetmediği bir dünyaya taşınmış oluyorsunuz. Mesele de bu ya zaten, giderek toplumun her biriminden her alanından ağır ağır uzaklaşmak ya da uzaklaştırılmak yani. Kapanmak daha doğrusu hayali bir dünyaya. Ve orada yaşamak yaşamın gerçeklerinden uzaklaşmış olarak. Aslına bakarsanız burada var gibi gözüktüğü halde dokunamadığınız güzellikler sizi hep sahte mutluluklarla tanıştırmaktan, dahası sizi onlara esir etmekten bir adım öteye götürmeyecek. Ve inanın şu sesleri bile insan ruhunu rahatsız edecek derecede çınlamalarla dolu elektronik arenada, sahada size faul yaptığı için özür dileyip elinizden tutarak sizi yerden kaldıran biri bile bulunmayacak. İnsan düşününce bunun toplumları ileriye mi yoksa geriye mi götürmeyi hedefleyen bir sistem arayışının parçası olarak mı planlandığı şüphesine düşüyor. Tamam fazla kuruntuya yer olmamalı kafalarda lakin ne bileyim ben, sizlere kurallarını dahi yazacak kadar bile sevemedim efendim. Üst baş kir içinde, itiş kakış bir topun peşinde koşulurken doğan arkadaşlıkların doruğa ulaştığı sokak maçlarından tutunuz, amatör profesyonel demeden statlarda sergilenen futbolun canlısı varken, tribünlerde bir anda sarmaş dolaş olmayı ve sevinçlerle üzüntülerin insanca paylaşılmasını sağlayan futbolu hangi saikle olursa olsun makinelerin içine sokanlara ve onlara boyun eğenlere bir sözüm olacak. Bu gidişle, gün olup ta hayatınız birileri tarafından elektronik ortam üzerinden yönetildiği vakit çevrenizde size dokunacak bir insan bulamazsanız,lütfen oturup ağlamayın. Hatta hatırım kalır o anda ne yapacağınızı da makineye sorun emi. O nasılsa ne yapacağınızı size söyler.