Ege Telgraf olmak kolay değil…

Abone Ol

Ege Telgraf, yarın itibariyle 64.yaşına giriyor. Dile kolay. Böyle bir yayın organı istikrar abidesi ise, bunu sağlam temeller üzerine kurulmasına ve fedakar yöneticileri ile çalışanlarına borçludur… 
Gazetecilik, çok zor bir meslektir. Hele hele, bir gazetede çalışmanın yanısıra, o gazeteyi sırtlamış vaziyette, onlarca çalışana ekmek veriyorsanız olay bambaşka bir boyuta taşınıyor. Bir yandan habercilik yapmaya çabalarken, diğer yanda o çarkı döndürmenin zorluğu, bugünkü koşullarda, belki de her yiğidin harcı değil…
Ben 60 yaşındayım. Ege Telgraf benden 4 yaş daha büyük. 40 yıldan bu yana şu İzmir Çukuru’nda gazetecilik yapmaya, öncelikle bu kente, insanlarına ve değerlerine sahip çıkmaya çalışıyorum. Medyanın hemen hemen radyoculuk dışında tüm kollarında görev yaptım. Ama gazetecilik, basılı gazetede habercilik yapmak çok farklı bir olay…
70’li yıllarda memleketim Bayındır’dan İzmir’e geldiğimde tanışmıştım. Konak’ta o zamanlar “Tarla” denilen alandaki durağına gelen şehirlerarası otobüsten iner, eski vapur iskelesine ulaşır oradan da Karşıyaka’ya geçerdim. İskeleye girişte akşam saatleri olurdu. O sırada koltuğuna gazeteleri sıkıştırmış ağabeyimiz, 25 kuruşa Ege Telgraf satardı. 
Gazetecilik ta o günlerde kaderimizde var mış ki, ben de 25 kuruşu ayırır gazete alır vapurda okuyarak karşıya geçerdim. Ve o gazeteyi okuyup çöpe atmaz memlekete götürürdüm. Zaman zaman da açar okurdum. İşte Ege Telgraf aşkı o zamandan girmiş gönlümüze.
Seneler sonra gazetecilik okuyup mesleğe başladığımızda, Ege Telgraf’tan önce arkadaşlarımız oldu. Merhum Sezer Doğan Ağabeyimizle dost meclislerinde rast gelir, hürmetimizi gösterir, sohbetinden faydalanırdık. O’nun güler yüzü ve babacan tavrı gözümün önünde hiç mi hiç gitmez.
Bugün birlikte çalıştığımız Aylin Suphandağlı Hanımla, sevgili babasının emanetini taşımak için gazetenin başına geçtiğinde tanışmıştık. Bugün o da rahmetli olan sevgili eşi Can Suphandağlı ile oluşturdukları ikili ile sırtladılar bu gazeteyi. Ekmek kapısını asla kapatmadılar. Gazetecilik mesleği dışından gelmelerine rağmen, değme gazetecilere adeta taş çıkarırcasına bu mesleğe ve müesseseye sahip çıktılar.
Gazetecinin emeklisi olmaz derler. Ben de resmen emekli olduktan sonra, çalışmaya devam ettim. Başka medya kuruluşlarında görev yaparken rahmetli Can Ağabeyin ricası ile Ege Telgraf’a yazılar yazdım. Hakikaten Ege Telgraf’ta yazmak bambaşka bir duygu idi. 
Birkaç yıl sonra nasip oldu, rahmetli Can Bey’in rahatsızlığı döneminde Aylin Hanım’dan teklif alarak ben de Ege Telgraf Ailesi’ne katıldım. 20 Kasım 2016’da Sevgili Can Ağabeyi kaybettiğimizde büyük bir acı yaşadık. Hayat devam ediyordu. Yapmak zorunda olduğumuz bir meslek ve yaşatmak zorunda olduğumuz bir gazete vardı. Can Bey’in hayalleri bize ilham ve güç verdi.
Aradan 7 yıl geçmiş. Eğe Telgraf Ailesi, aynı heyecan ve çalışma şevki ile yoluna devam ediyor. Hem de artık resmiyete kavuşan internet portalı ve Ege Telgraf TV’si ile. Kadromuz genişledi ve güçlendi…
Ve geleceğe ilerlerken, tarafsızlık, doğruluk ve ilkeli yayıncılıktan hiçbir zaman ödün vermeden. Kimseye yaslanmadan, yaranmadan ve kavga etmeden… İzmir, Türkiye ve insanlık için…