İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde bin 50 işçinin işten çıkarılacağı yönündeki açıklama, sadece belediye koridorlarında değil, İzmir sokaklarında da büyük bir yankı uyandırdı. Her gün bir başka emekçi, haksız yere işten çıkarıldığını iddia ederek sesini duyurmaya çalışıyor. Her gün bir başka dram, bir başka gözyaşı...
Ve her gün onlarcası beni arıyor:
“Abi, ben de listede miyim?”
“Bana da sıra gelir mi?”
“Eve nasıl döneceğim, çocuklarıma ne diyeceğim?”
Bir yanda belediyenin ayakta kalma mücadelesi, diğer yanda ekmeğinin peşinde koşan emekçiler...
20 Ocak’ta ne demiştim?
İşçi eylemlerinin başladığı günlerde, 20 Ocak 2025 tarihli köşe yazımda aynen şunu yazmıştım:
* “Eğer ben Cemil Başkan’ın yanında olsaydım, ona şöyle derdim:
* Başkanım, hemen aşağı iniyorsunuz. İşçilerin, sendika temsilcilerinin yanına gidiyorsunuz. Bir grev önlüğü alıp üzerinize geçiriyorsunuz ve şu konuşmayı yapıyorsunuz:
‘Arkadaşlar, çok haklısınız. İktidar tarafından belediyemize gönderilmesi gereken yasal ödenekler kesildi. Bu yüzden maaşlarda gecikmeler yaşanıyor. Ama bu yalnızca size değil, bana da, İzmir halkına da yapılan büyük bir haksızlıktır. Gelin, bu adaletsizliği birlikte protesto edelim. Ama söz veriyorum: Ne olursa olsun, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak sizleri mağdur etmeyeceğim.
Hem birlikte üreteceğiz, hem birlikte bu haksızlığa isyan edeceğiz.’”
Ve şimdi soruyorum size sevgili okurlarım: Böylesine bir duruş sergileyen bir belediye başkanının arkasında, işçi nasıl durmaz?
BELEDİYECİLİK EKİP İŞİDİR
Evet, belediye başkanlığı zor iştir. Büyükşehir belediye başkanlığı daha da zordur. Pandemi, deprem, yüksek enflasyon derken tüm belediyelerin bütçeleri altüst oldu. İller Bankası paylarının zamanında ve eksiksiz gönderilmemesi de cabası. Cemil Tugay Başkan da bu büyük ekonomik yangını kendi çapında söndürmeye çalışıyor, buna şüphe yok. Ancak unutulmamalı:
Siyaset de belediyecilik de ekip işidir. Yanınızda sizi alkışlayan değil, gerektiğinde sizi uyaran yol arkadaşlarına ihtiyacınız vardır. 20 Ocak’taki uyarım dikkate alınsaydı, belki de bu krizin daha başında, işçiyle dayanışma kurulabilir, sosyal barış korunabilirdi. Ama ne oldu? Önce grevler başladı. Çöpler sokaklarda kaldı. İthamlar havada uçuştu. Ne sendika memnun kaldı ne belediye yönetimi.Ve sonunda, “tasarruf tedbirleri” bahanesiyle toplu işten çıkarmalar gündeme geldi. Cemil Başkan dahil, hiçbir vicdan sahibi insan;
Evine ekmek götürmeye çalışan bir emekçinin, çocuklarına karşı mahcup olmasına, intiharın eşiğine gelmesine razı olamaz. Olmamalı da…
PEKİ ÇÖZÜM NE?
Bir yanda maaş ödemek, yatırım yapmak, hizmet üretmek zorunda olan bir belediye yönetimi…
Diğer yanda işsiz kalma korkusuyla uykuları kaçan binlerce emekçi... O halde çözüm üretmek zorundayız. İşte naçizane önerilerim:
1. Kademeli çalışma sistemi
Personel dönüşümlü veya yarı zamanlı çalıştırılarak işten çıkarma yerine esnek istihdam tercih edilebilir.
2. Gönüllü ayrılık programları
Emekliliği gelenlere erken emeklilik teşvikleri sunulabilir. Tazminat destekli gönüllü ayrılıklar değerlendirilebilir.
3. Gelir artırıcı projeler
Belediyeye gelir sağlayacak sosyal, kültürel veya ticari projeler hızla devreye sokulabilir.
4. Yüksek maliyetli kadrolar gözden geçirilmeli
Üst düzey danışman, yönetici ve temsil giderleri azaltılmalı. Tasarruf işçiden değil, lüksten başlamalı
5.İsraf kesilmeli
Araç, akaryakıt, ağırlama ve temsil gibi harcamalar sıkı denetime alınmalı, buradan tasarruf edilen kaynak işçilere yönlendirilmeli.
6. İşçi havuzu ve yeniden konumlandırma
İhtiyaç fazlası işçiler, başka birimlere rotasyonla kaydırılabilir.
7. Sendika ile yeniden masaya oturulmalı
Ücret dondurma, ikramiye erteleme gibi geçici ama adil çözümler, sosyal diyalog ile yeniden konuşulmalı.
8. Toplumun desteği alınmalı
İzmir halkı bu süreçte bilgilendirilmeli ve merkezi idareye karşı kamuoyu baskısı artırılmalı. Evet, büyükşehir belediye başkanlığı kolay bir görev değil. Hele ki ekonomik krizin, yüksek enflasyonun, İller Bankası paylarının keyfi kesildiği bir ortamda. Cemil Tugay tüm bu zorluklarla mücadele etmeye çalışıyor. Bu çaba takdire şayan. Ancak unutmamalıyız ki belediyecilik sadece projelerle değil, kriz anlarında kurulan ilişkilerle, halkla ve emekçilerle kurulan güven köprüsüyle yapılır. Ve bu güven, sadece başkanın değil, onun yanında doğru zamanda doğru sözü söyleyebilen yol arkadaşlarının omuzlarında taşınır. CHP ve İzmir, alkışçılardan çok, doğruları cesaretle söyleyen dostlara ihtiyaç duyuyor. Çünkü bazen bir önlük giymek, en büyük belediyecilik hamlesidir..
SON SÖZ
Bir belediye, yalnızca yolları asfaltlamakla değil, insanının onurunu korumakla da büyük olur. Dilerim ki Cemil Tugay Başkan, sosyal demokrat kimliğine yakışan bir çözüm üretir. İzmir’in emekçileri, hak ettikleri değeri görür. Çünkü bu kent, dayanışmanın ve vicdanın kenti olmaya devam etmelidir.