Kış ayları boyunca Türk halkı, "Hele bir bahar gelsin" düşüncesiyle zamanın hızlıca geçmesini bekledi. Şubat aylarında çiçekler açmaya başlayacak, Mart, Nisan ve Mayıs aylarında ise ilkbaharın taze havası yurdun dört bir yanında hissedilecekti. Bu güzel dönem, beraberinde masrafların azalmasını ve ekonomide rahatlamaları getirecekti. İlkbaharda adeta ekonomiye bahar gelecekti. Ancak, ufukta beklenmeyen bir tablo belirdi. Yayımlanan veriler, vatandaşı eli böğründe bıraktı; mayıs ayı, ilkbaharın son günlerinde bile ekonomide kara kışın hüküm sürdüğünü gözler önüne serdi. Bu durum, halkın umut dolu bekleyişlerini hüsranla karşılamasına neden oldu.
KONKORDATO VE İFLAS
Son yıllarda ekonomideki dalgalanmalara paralel olarak, konkordato ve iflas başvurularındaki artış dikkat çekici boyutlara ulaştı. 2018 yılında yalnızca 1551 olan konkordato ve iflas başvurularının toplamı, 2019 yılında iki mislinden fazla artarak 3691’e çıktı. Yıllar içinde bu sayılar dalgalanmalar gösterdi; 2020’de 2107, 2021’de 1914, 2022’de 1587 ve 2023’te ise 1516 olarak kaydedildi. Ancak 2024 yılı, ekonomi yönetimince uygulanan dezenflasyon programı ve sıkı para politikalarının bir yansıması olarak, rekora imza attı. Mahkemelere yapılan konkordato talepleri, 1723’e yükselerek yeni bir zirveye ulaştı. Yıl sonunda, karara bağlanan konkordato ve iflasların toplam sayısı 3497 oldu.
YÜKSEK FAİZLER
Ekonomi yönetiminin politikalarının; finansman sıkıntısı, talepteki daralma ile özel sektörde yarattığı tahribat, konkordato verilerine yansıdı. Mahkemeler tarafından yılın ilk dört ayında verilen konkordatoda geçici mühlet kararı yüzde 145 artarak, 782’ye ulaştı. İflas kararı verilen dosya sayısında ise yüzde 51’lik artış yaşandı. Konkordatotakip.com sitesinin Basın İlan Kurumu’ndan derlediği verilere göre, nisanda mahkemeler tarafından geçici mühlet kararı verilen dosya sayısı 199 oldu. Ocakta konkordato geçici mühlet kararı verilen dosya sayısı 231, şubatta 163, martta ise 189 olarak açıklanmıştı. Yılın ilk dört ayında konkordato başvurusu kabul edilen dosya sayısı 782’ye çıktı.
İCRA VE İFLASLAR
Bankalarca uygulanan bireysel kredi faizlerinin yüzde 50'lere, ticari kredi faizlerinin ise neredeyse yüzde 60'lara ulaşması üreticiler ve tüketiciler üzerinde büyük bir yük oluşturdu. Bu yüksek oranlar, birçok şirket ve bireyi finansmana erişimde sıkıntıya sokarak icra takibine düşmelerine neden oldu ve bu durum Adalet Bakanlığı’nın icra-iflas istatistiklerine de yansıdı. 2025 Nisan ayı itibarıyla, Adalet Bakanlığı UYAP istatistiklerine göre mahkemelerdeki icra-iflas dosyası sayısı 23 milyon 147 bin 955’e ulaştı; dosya sayısında Mart sonuna kıyasla 162 binlik bir artış gözlemlendi. Yılbaşından bu yana icra-iflas dosyası sayısı 891 bin 835 adet artış gösterdi. Ocak ayının sonunda dosya sayısı 22 milyon 295 bin 455, Şubat sonunda ise 22 milyon 604 bin 890 oldu.
AİLE DİNAMİKLERİ
Son yıllarda ekonomik koşulların kötüleşmesi, çiftler arasındaki maddi gerilimi artırarak ilişkileri zorlaştırıyor. Ekonomik sorunlar, işsizlik, geçim sıkıntısı ve artan borç yükü çiftlerde stres, kaygı ve güvensizlik duygularını körüklüyor. Bu durum, yalnızca bireysel düzeyde kalmayıp, aile kurumunun da temellerini sarsıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Evlenme ve Boşanma İstatistikleri 2024 verilerine göre, boşanmalar rekor seviyeye ulaştı. Boşanan çiftlerin sayısı, 2023 yılında 173 bin 342 iken bu sayı 2024 yılında 187 bin 343 oldu. Bin nüfus başına düşen boşanma sayısını ifade eden kaba boşanma hızı 2024 yılında binde 2,19 olarak gerçekleşti. Uzmanlara göre, maddi sıkıntılar nedeniyle çiftler suçlayıcı veya kaçınmacı iletişim biçimleri geliştirebiliyor, bu da ilişkilerde kopmalara yol açıyor.
İLK 10’DA 5 EGELİ
Kaba boşanma hızının en yüksek olduğu ilk 10 ilin arasında Ege Bölgesi’nden İzmir, Muğla, Uşak, Denizli ve Aydın var. Bu durum, ekonomik şartların bölgesel farklılıklar gösterdiğini ve bu farklılıkların sosyal yapıyı da doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Ekonominin bireyler ve toplum üzerindeki etkisi yadsınamaz bir gerçek. Gelecekte ekonomik planlamaların daha geniş kitlelere hitap etmesi ve sosyal dengeleri gözetmesi büyük önem taşımakta. İlişkilerinde uyum ve dayanışma kurma çabasında olan çiftlerin uzun vadede daha güçlü bağlar oluşturabileceği düşünüldüğünde, ekonomik kararlar toplumsal fayda yaratacak şekilde planlanmalı. Ekonomik veriler karamsar bir tablo çizse de, toplum olarak dayanışma ve ortak çözümleri teşvik etmek, uzun vadede istikrar ve refaha ulaşmanın anahtarı olabilir. Bu süreçte yalnızca ekonomik değil, sosyal politikalar da önem kazanarak günlük yaşama entegre edilmelidir; böylelikle toplumun her kesiminde kalıcı çözümler oluşturmak mümkün olabilir. Unutmayalım ki; ekonomideki rahatlamayı hedefleyen politikalar, Türk aile yapısını güçlendirerek toplumsal bütünlüğe katkı sağlayacaktır.