in ,

Ekşioğlu: “Artık Afrika’nın bile gerisindeyiz”

Tüm Emekliler Sendikası Konak Şubesi Başkanı Ayşe Ekşioğlu, emeklilere yapılacak maaş zamları öncesinde Ege Telgraf’a önemli açıklamalarda bulundu. Beklentilerinin en az yüzde 26 oranında zam olduğunu duyuran Başkan Ekşioğlu, Türkiye’de yaşayan emeklilerin refah konusunda Afrika’dan dahi geride olduğunu iddia etti.

emekliler-afrikadan-geride

Bu yıl yapılacak maaş zamları öncesinde beklentileriniz nelerdir?
Her yıl maaşlarımıza yüzde 4 ya da yüzde 5 oranında zam yapılıyor. Ancak biz emekliler olarak yüzde 26 oranında zam istiyoruz. Çünkü her şeye fazla fazla zam geldi. Ama nedense bize yapılan zam yüzde 5’te kalıyor. Kullandığımız, kullanmadığımız her şeye en kötü yüzde 10 oranında zam geldi. Bu sefer yapılan vergi zamları da bizde yüzde 10 oranında yansıyacak. Emekli yine zararda, yine ekside. 1 Ocak tarihinden itibaren tüm vergilere yüzde 22,8 oranında zam geliyor. Haliyle, bu ekonomik ortamda gelir düzeyimiz, alım gücümüz düştü. Peki biz yeni yılda ne yiyip, ne içeceğiz? Bu koşullarda hepimizin yeni bir iş bulup çalışmaya başlaması lazım.

 

Emeklilerin ne kadarı ikinci bir işe girip çalışıyor?

Emekli olan arkadaşlarımızın yüzde kırkı yani, yarıya yakını bir işte çalışmak zorunda kalıyor. Yani aslında emekli bile olamıyoruz. Biz de emekli olup dinlenmek istemez miyiz? Avrupa’da yaşayan insanlar, emekliler buraya gelip gönüllerince, günlerce tatil yapıyor. İstedikleri gibi gezip tozuyorlar, yiyip içebiliyorlar. Ama biz İzmir’in içinde bile bir yerden bir yere gidemiyoruz. Çünkü harcayacağımız yol parasını düşünüyoruz. Biz bu zorlukları toplu sözleşme yaparak aşmak istiyoruz. Bizim kaderimiz birilerinin iki dudağı arasından çıkacak lafla tayin edilmemeli. Biz bu hakkı elde etmek istiyoruz. Yasal bir sendikayız, masaya oturup emeklileri refaha kavuşturmak amacıyla söz hakkımızı kullanmak istiyoruz. Masaya oturup pazarlık yapmak zorundayız. Vergilerin gelir düzeyi yüksek insanları rahatsız edeceği söyleniyor. Ama bunun geçekle hiç alakası yok. Elektrik, su, doğalgaz, ulaşım gibi her şeye gelen zamlar dar gelirliyi ve emekliyi etkiliyor. Gelir seviyesi iyi durumda olan birini bu zamlar nasıl etkiler? Böyle saçmalık olur mu? Emekli gezmesin, yemesin, içmesin… Yani yaşamayalım…

 

Peki, diğer ülkelerde emeklilerin maaşları ne durumda?

Bizle maaşı eşit olan yok gibi bir şey. Zaten bu ücretleri almaları mümkün değil. Avrupa’da, dünyada emekliler bizden çok daha yüksek maaşlar alıyorlar. Bizim maaşlarımız 2 bin lira seviyesindedir. Ama mesela Avrupa’da emekli vatandaşlar bizim beş katımız yani 10 bin lira düzeyinde maaş alıyor. Fransa’da emekliler bizden kaç kat fazla maaş alıyor ama geçinemiyorum diyerek isyan ediyor, sokağa çıkıyor ve eylem yapıyor. Türkiye’de 13 milyon emekli var. Halbuki birlik olsak, ortak şekilde hareket etsek hükümeti değiştirip, yeni hükümet kurulmasını sağlarız. O kadar oyla ülkenin kaderini değiştirebiliriz. Bu yüzden herkesi Tüm Emekliler Sendikası çatısı altında birleşmeye davet ediyoruz. Gücümüzü birleştirelim, sesimizi duyuralım. Güçlü olmanın yolu ise birlikte olmaktan, örgütlenmekten geçiyor. Eğer iyi şeyler yapmak istiyorsak yan yana olmalı ve birlikte haykırmalıyız.

 

Son dönemde polemiklere konu olan bin liranın altında emekli maaşı kalmadı söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz? En düşük emekli maaşları ne kadar?

Bin liranın altında emekli maaşı alan on binlerce insan var. Aramızda 830 lira maaşı olan emekli dostlarımız var. Bunlar gerçek. En düşük emekli maaşı 2 bin 800 lira olmalı. Asgari ücretin üzerinde bir rakam olmalı. Çünkü 2 bin 800 lira olması demek açlık sınırı demek. En azından emekli aç kalmasın. Esas talebimiz ise emeklinin refaha kavuşabilmesi için tüm maaşların 3 bin 600 liraya çıkartılmasıdır. Bunun yanı sıra yılda iki sefer ödenen bin liralık bayram ikramiyelerinin de üçe çıkartılmasını ve bu tutarın bir maaşa eşitlenmesini istiyoruz. Bin lira değil, maaş tutarında ikramiye verilmeli. Biz iki yıl önce de bin lira alıyorduk. Peki iki yıl önce bin liraya marketten neler alınabiliyordu, şu anda ne alınabiliyor? Örneğin, iki yıl önce kurban bayramında bir kuzu alabiliyorduk, şimdi ise bu mümkün bile değil. Bin lira olan kurbanlık kuzunun fiyatı 1800 liraya çıktı. Biz zamanında bu ikramiyelerin bir seçim rüşveti ve kandırmaca olduğunu söylemiştik. Yani sadece maaşlarımız değil, ikramiyeler de arttırılmalı.

 

Emekli bireyler tatillerde ne yapıyor, nasıl vakit geçiriyor?

Emekliler bayramlarda ve tatillerde yokluk içerisinde. Ne yapabiliriz ki? Eskiden çocuklarımıza torunlarımıza harçlık veriyorduk. Şimdi onu yapamıyoruz. Evimize misafir gelecek diye korkuyoruz. Çocuklarımız kredi kartlarından taksitle gezmeye gidiyor bizler de yokluk içerisinde evde bekliyoruz. Bayram diyoruz ama insanlar evine bir kilo et bile alamıyor. Emekliler misafir ağırlamayı bir külfet olarak görüyor.

 

İzmir’de emeklilerin ulaşım ücretlerine yapılan son yüzde 65’lik zam karşısında mücadeleniz sürecek mi?

İyi ki bayramlarda toplu ulaşım ücretsiz. O da olmasa ne zaman dışarı çıkacağız? Bu zamlara karşı imza toplayıp belediyeye verdik. Şu anda otobüse binmek üç lira oldu. Elimizde bir bayram tatilleri geldi. Şu anda sadece çocuklarımızı alıp iki saatliğine dışarı çıkmamız bile 30 lira tutuyor.

 

Emekliler geçmiş yıllara göre daha mı iyi durumda, yoksa daha mı kötü koşullarda yaşıyor?

Geçen sene aldığım bir temel tüketim maddesine, bir gıda ürününe bu sene iki misli fiyat ödüyorum. Nasıl kriz olmasın? Sadece alışveriş yaparken değil ki… Her şeyde böyle. Kiralar, elektrik, su, doğalgaz faturaları da böyle. Sıradan bir emeklinin kira, mutfak alışverişi, faturalar derken aylık sabit harcaması en az 1600, 1700 lirayı buluyor. Ortalama maaşlarımız ise 1500-2000 lira. Artık öyle kahveye, sinemaya gidemez olduk. Hepsini geçtim, doğalgazı açarken iki kere düşünüyoruz. Beş yıldır kahveye gidip çay içemeyen arkadaşlarımız var. İlk emekli olduğumuzda aldığımız maaşlar bize yetiyordu. O zaman bile buna yetmez diyerek tepkimizi gösteriyorduk. Şimdi bulunduğumuz baskı ortamı nedeniyle sokağa çıkıp basın açıklaması yapamaz hale geldik. Tepkimizi göstermek istiyoruz, arkadaşlarımız tedirgin olup sokağa çıkamıyor. İnsanlar korkudan eyleme katılmak istemiyor, acaba başıma bir şey gelir mi diyor. İnsanlar artık korkusundan alana çıkamıyor.

 

Emeklilik sisteminde yapılmak istenen değişikliği nasıl karşılıyorsunuz?

Çocuklarımız bize üzülüyorlar. Her şeyi geçtim, bize üzüldükleri gibi kendileri de gelecekleri açısından endişeli. Siz yine emekli oldunuz, biz bırakın emekli olmayı, iş bulup çalışamıyoruz diyorlar. Şimdi emeklilik sistemi de değiştirilmeye çalışılıyor. Yakında emeklinin arkasındaki devlet güvencesi de kalkacak. İnsanlar tamamen bankaların insafına kalacak.

 

Emekli ikramiyeleri ne durumda? Şu anda emekli olan birisi eskisi gibi ev ya da araba alabiliyor mu?

Benim ağabeyim emekli olduğunda, yani bundan 25 sene önce eline geçen ikramiye ile bir ev aldı, bir araba aldı. Kalan parasını da bankaya yatırdı. Ve elinde kalan birikimiyle de kızını evlendirdi. Ben emekli olduğumda ev alabildim. Şimdi geriye dönüp baktığımızda iyi ki oturduğumuz evi almışız diyoruz. Artık o devir kapandı… Her geçen yıl durum daha da kötüye gidiyor. Şu anda emekli olan birinin eline geçen ortalama ikramiye 150 bin lira tutarında. Yani ev almaya kalksan ortalama bir evin ancak çeyreği tutarında paran oluyor. Ancak, belki kenar semtlerden birinde o da denk gelirse bir ev alabilirsin. Zaten artık bir çalışanın bir yere girip orada yirmi yıl süresince çalışması da mümkün değil. İnsanlar artık çalışacak iş bulamıyor. Kaldı ki emekli olsak bile hayatta kalabilmek için yine iş bulup çalışmak zorunda kalıyoruz. Yirmi yıl önce emekli olup halen çalışanlar var. Emeklilerin gerçek hali bu. Türkiye’nin hali bu. Mezarda emeklilik dediğimiz de işte bu… Dünyanın en mutlu emeklileri diye bir anket yayınlandı. Türkiye de son on ülke arasında bir yerlerdeydi. Aslında sonuncuyuz. Biz artık Afrika’nın bile gerisindeyiz. Afrika’daki emekliler dahi bizden iyi durumda.

Erman Şentürk / Özel

hakkini-arayan-icinin-onu-acik

‘Hakkını bilen işçi için bir korku yok’

cagri-gruscu-maske-dusmeli

Gruşçu: “Artık balo bitmeli maskeler düşmeli”