El yükselttiler!

Abone Ol

Gazi Meclis’te, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, milletin kürsüsünden yükselen o kirli slogan hepimizin yüreğine hançer gibi saplandı. “Biji Apo!” diye bağırdılar! Evet, orası TBMM! Şehit kanıyla sulanmış bu toprakların, millet iradesinin mabedidir. O çatı altında atılan her söz, edilen her yemin, edilen her dua bu millete aittir. Ama o gün, birileri o mabedi kirletti.

Bu sadece bir slogan değildir. Bu, Cumhuriyet’e, bağımsızlığa, egemenliğimize atılmış açık bir meydan okumadır. Çünkü “Biji Apo” demek; eli kanlı bir terörist başına, binlerce askerimizi, polisimizi, öğretmenimizi, köylümüzü, işçimizi katleden bir haine selam çakmaktır. Çünkü “Biji Apo” demek; bayrağa, vatana, devlete, şehitlerin hatırasına alçakça bir saldırıdır.
Bunu kim, nerede, hangi gerekçeyle yaparsa yapsın; affedilemez!

Bu ülkenin birliğine, bütünlüğüne, kardeşliğine yönelik her hareket, her söz, her slogan karşısında susmak ihanettir. TBMM’de bu slogana tepki göstermek değil, sessiz kalmak ayıptır. Tepkisiz kalmak, bu ülkenin bağımsızlık onuruna sırt dönmektir.

Bu millet bu filmi defalarca gördü. 1980’lerden bugüne kadar nice maskeler, nice sözde barış söylemleri ardında gizlenen bölücü niyetlere tanıklık etti. Nice “demokratik hak” kılıfıyla, nice “özgürlük” bahanesiyle taşınan hain planlara direndi. Ve her defasında bu milletin evladı dimdik durdu, “Bu vatan bölünmez!” dedi.
Bugün yine aynı oyun sahnede. Ama farkında mısınız? Oyun artık Meclis sahnesinde oynanıyor. Terörün dili, milletin kürsüsünden konuşmaya kalkıyor. Bu, artık sadece bir güvenlik meselesi değil; bu, bir egemenlik, bir varlık meselesidir.
Unutulmasın: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! O milletin egemenliğini kirli sloganlarla, terörist isimleriyle lekelemeye kimsenin hakkı yoktur.

“Biji Apo” sloganını atanlar, sadece bir terörist başını anmadı. Aynı zamanda bu ülkenin hukukuna, bayrağına, Atatürk’ün mirasına meydan okudular.

Ama şunu unutmasınlar: Bu millet, Mustafa Kemal’in askeridir!
Bu millet, Çanakkale’de “Geçit yok!” diyen dedelerin torunudur.
Bu millet, 15 Temmuz gecesi tankların önünde yatan, canıyla demokrasisini savunan bir millettir.
Bu ülkede hiç kimse, terörün gölgesinde siyaset yapamaz!
Hiç kimse, Meclis kürsüsünü bir terör propagandasına çeviremez!
Hiç kimse, bölücülükle, ihanetle yan yana gelip sonra “demokrasi” nutukları atamaz!
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. O yüzden bu çirkin olay karşısında yapılması gereken bellidir:
Meclis Başkanlığı, Cumhuriyet Savcıları ve tüm yargı organları derhal harekete geçmelidir. Milletin kürsüsünden terör övgüsü yapanlar, bu ülkenin kanunları önünde hesap vermelidir.
Demokrasi, kendisine saldıranı bağrında büyütmez. Demokrasi, terörün diliyle yaşamaz.
Kimi çevreler çıkıp, “Ama bu da bir ifade özgürlüğü!” diyecek.
Hayır! Bu ifade özgürlüğü değildir.
Bu, terörün propagandasıdır!
Bir milletin yarasını kanatmak, evladını şehit eden bir katile selam göndermek özgürlük değil, ihanettir.
Kelimeler bazen silahtan daha öldürücüdür. Bu slogan da o kadar tehlikelidir işte.
Şimdi soralım:
Şehit babası bu görüntüyü izlerken ne hissetti?
Dağda oğlunu kaybetmiş bir anne o sesi duyunca ne düşündü?
O kürsüde “Biji Apo” diyenler, acaba bu acıyı hissettiler mi?
Elbette hayır. Çünkü o eller milletin eli değil. O eller terörün gölgesinden uzanmış, milletin kalbine saplanmıştır.
Ama bu millet, o elleri de, o sloganı da unutmayacak!
Unutmayacak çünkü unutmak ihanettir.
Bugün sessiz kalırsak, yarın daha büyük çığlıklar duyarız.
Bugün tepki göstermezsek, yarın bu ülkenin temellerine kast eden sesler çoğalır.
Şimdi el yükseltme sırası bizde.
Ama öfkeyle değil, hukukla, inançla, birlikle!
Bu ülkeyi bölmeye çalışanlara karşı el ele vererek, omuz omuza durarak!
Atatürk’ün bize bıraktığı Cumhuriyet’e, laikliğe, ulusal birliğe sahip çıkarak!
Çünkü biz biliyoruz:
Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli, millî egemenliktir.
Ve egemenliğimize uzanan her el, bu milletin çelik iradesine çarparak kırılacaktır.
Meclis’e düşen görev nettir:
Bu rezaletin üstü örtülmemeli, gereği yapılmalıdır.
Millete düşen görev ise açıktır:
Bu kirli oyunu görmek, birlikten ayrılmamak, Cumhuriyet’e sahip çıkmaktır.
“Biji Apo” diyenlere karşı biz diyoruz ki:
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!
Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlık yolu!
Yaşasın bu ülkenin emekçisi, askeri, öğretmeni, köylüsü, işçisi!
El yükselttiler…
Ama bilsinler ki; o eller, milletin iradesi karşısında titreyecek!
Çünkü bu topraklarda hainin yeri yok, asla da olmayacak!