Eline diline, beline sahip olmak!

Abone Ol

Gündem Uşak Belediye Başkanı’na yapılan operasyon. Konunun ayrıntılarına girmeyeceğim ama aşağıdaki satırlara hemen herkesin katılacağına da eminim. Siyaset, ticaret yapan her bir kişinin giriş, gelişme, sonuç üçgeninde dikkat etmemiz gereken gerçekleri sizinle paylaşacağım. Hemen herkesin hayatta kendine ait bir yol hikâyesi vardır. İlkokuldan başlayıp ortaokul, lise ve üniversite yıllarına uzanan eğitim sürecinde yeni insanlar tanır, yeni düşüncelerle tanışırız. Ardından iş hayatına atılır, kimi zaman ticaret yapar, kimi zaman farklı mesleklerde emek vererek evimize ekmek götürürüz. Ancak para kazanmanın da bir ahlakı, bir ölçüsü vardır. İyi ve dürüst bir esnaf, güvenilir bir tüccar olmak; kimseyi kandırmadan, alın teriyle kazanmak bu yolculuğun en temel değerleridir. Ayrıca hayatın bir noktasında insan, kendini toplum için daha fazlasını yapma arzusuyla siyasetin içinde bulabilir. Çünkü siyaset, özü itibarıyla millete hizmet etme sanatıdır. Emek verirsiniz, mücadele edersiniz, belki bir gün belediye başkanı, belki milletvekili olursunuz. Ancak günün sonunda yaşadığımız gerçek şudur: Bu hayatta önemli olan nasıl geldiğiniz değil, nasıl hatırlandığınızdır.

Kadifekale ile Ballıkuyu arasında doğmuş, çocukluğundan itibaren Kemeraltı’nda ticaretin içinde yetişmiş; İzmir Ticaret Odası, Ege Giyim Sanayicileri Derneği ve bir çok STK da halen gönüllü emek veren ve 35 yıldır da Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında siyaset yapmış, CHP ilçe başkanlığı, Büyükşehir, Konak ve Karabağlar belediye meclis üyeliği gibi görevlerde bulunarak kamu görevi yapmış biri olarak hayatım boyunca kendime rehber edindiğim en temel ilke şudur:

MAKAMLARI TAŞIMAK

Çünkü insanın gerçek değeri; sahip olduğu makamlarla değil, o makamları nasıl taşıdığıyla ölçülür. Ve geriye dönüp bakıldığında, hatırlanan şey unvanlar değil, bıraktığınız izdir. Toplumlar, kendilerini yönetenlerin aynasıdır. Siyasetçiler ve kamu görevi üstlenen üst düzey yöneticiler yalnızca görevlerini yerine getiren kişiler değil, aynı zamanda toplumun değerlerini temsil eden figürlerdir. Bu nedenle onların davranışları, söyledikleri sözler ve özel hayatlarına dair tercihleri dahi kamu vicdanında bir karşılık bulur. Devlet yönetiminde veya yerel idarelerde görev alan bir kişinin sorumluluğu, sıradan bir meslekten çok daha fazlasını içerir. Çünkü bu görevler, sadece yetki değil; aynı zamanda güven emanetidir. Bu güvenin temelinde ise ahlak, vicdan ve ölçülülük yer alır. Bu yüzden geçmişten bugüne toplumun ortak değerlerinde yer eden “eline, diline, beline sahip olmak” ilkesi, bugün de geçerliliğini korumaktadır. Eline sahip olmak; kamu malını, yetkiyi ve gücü kötüye kullanmamak demektir. Bir makamda oturan kişinin attığı her imza, harcadığı her kuruş, aldığı her karar toplum adına yapılır. Bu bilinçten uzaklaşmak, sadece hukuki değil, aynı zamanda vicdani bir çöküştür. Diline sahip olmak; ayrıştırıcı, kırıcı, kutuplaştırıcı söylemlerden uzak durmak demektir. Toplumu birleştirmesi gerekenlerin, öfkeyi ve nefreti körükleyen bir dil kullanması, sadece bireysel bir hata değil, toplumsal barışı zedeleyen bir sorumluluk ihlalidir. Beline sahip olmak ise kişinin özel hayatındaki ölçüsünü, sınırlarını ve temsil ettiği makamın ağırlığını unutmamasını ifade eder. Kamuoyunun güvenini kazanmış bir kişinin, bu güveni zedeleyecek davranışlardan kaçınması sadece bir tercih değil, zorunluluktur. Çünkü temsil edilen makam, kişisel alanın çok ötesinde bir anlam taşır. Unutulmamalıdır ki, siyaset ve kamu görevi; ayrıcalık değil, ağır bir sorumluluktur. Bu sorumluluk, sadece yasalarla değil, toplumun vicdanıyla da denetlenir. Yasalar bazen gecikebilir, süreçler uzayabilir; ancak toplumun hafızası ve vicdanı her zaman en hızlı hükmü verir. Bugün toplumun en çok ihtiyaç duyduğu şey; dürüstlük, şeffaflık ve tutarlılıktır. Söz ile eylemin örtüştüğü, makamın gücünün değil ahlakın belirleyici olduğu bir yönetim anlayışı, güvenin yeniden tesis edilmesinin tek yoludur. Kamu görevinde bulunan herkes şunu unutmamalıdır; Makamlar geçicidir, ancak bırakılan izler kalıcıdır. Ve o izler ya güven inşa eder ya da derin bir hayal kırıklığı yaratır. Tercih, her zaman o makamda oturanındır!