Emeğin bayramı değil, geçim savaşı: 1 Mayıs Türkiye’si

Abone Ol

Her yıl 1 Mayıs'ta emek, dayanışma ve eşitlikten söz ediliyor; ancak günümüzde Türkiye’de emekçilerin esas gündemini geçim sıkıntısı, alım gücü kaybı ve geleceğe dair büyüyen belirsizliklerle birlikte tükenen umutlar oluşturuyor. Öte yandan, işverenler de ağırlaşan maliyet baskısı, finansmana erişimdeki zorluklar ve istihdamı sürdürme konusunda ciddi çıkmazlarla karşı karşıya kalıyor. Bu tablo, yalnızca bireysel değil, yapısal ve ekonomik açıdan da Türkiye’nin dikkatle ele alması gereken bir kırılma noktasına işaret ediyor.

Yapılan yüzde otuz oranındaki zam ile 2025 yılında net asgari ücret 22  bin 104 lira 67 kuruş seviyesine çıkarılmış olsa da yüksek enflasyon ortamında bu rakam kısa sürede anlamını yitiriyor. Türkiye’de açıklanan yıllık enflasyonun hâlen yüzde 40 bandında seyretmesi ve hissedilen enflasyonun ise çok daha yüksek olması sabit gelirli kesimin reel alım gücünü her geçen gün azaltıyor. 2016 yılında asgari ücretle yaklaşık 13 gram altın alınabilirken, 2025 Mayıs itibarıyla bu miktar 6 gramın altına düştü. 2021’de asgari ücretle 230 litre ayçiçek yağı alınabilirken, bugün bu miktar 170 litrenin altına geriledi. 2023 yılında bin TL’lik alışveriş sepeti, 2025’te aynı ürünlerle 3 bin 400 TL’ye doluyor. Bu tablo, yalnızca ücretlilerin değil; dolaylı yoldan iç talebe bağlı tüm işletmelerin gelir yapısını da aşındırıyor. Çünkü düşen alım gücü, tüketici talebini daraltıyor.

Asgari ücretteki artış, işverenlerin üzerindeki SGK primi ile gelir vergisi ve yan haklar gibi yükleri de artırıyor. Ancak asıl sorun, sadece ücret maliyetlerinin yükselmesi değil: Enerji fiyatları, sanayi işletmeleri için sabit giderlerin büyük kısmını oluşturuyor. Finansman maliyetleri, politika faizinin yüzde 46'ya çıkmasıyla birlikte tarihi zirveleri zorlarken ticari kredi faizleri yüzde 60'lara dayandı. KDV ve diğer dolaylı vergilerin artışı ile de nihai ürün fiyatlarını artırırken hem iç piyasada hem de dış piyasada rekabet gücünü düşürüyor. Bu koşullar altında özellikle KOBİ’ler için istihdamı sürdürmek ciddi bir yük haline geliyor ve bazı işletmeler kayıt dışı istihdama yöneliyor veya personel azaltımına gidiyor. Sonuç olarak da uzun vadeli işsizlik sorunu besleniyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre: 2025 Mart ayı işsizlik oranı: yüzde 7,9 seviyesinde, genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı yüzde 15,1 olarak gerçekleşirken, kadınların iş gücüne katılım oranı: yüzde 32’nin altında kaldı. Bu veriler, sadece makro ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir sorunun da varlığını işaret ediyor. Nitelikli gençler iş bulamazken kadınlar da ekonomik sistemin dışında kalıyor ve eğitim-istihdam dengesi her geçen gün daha kötüye gidiyor. Ayrıca mevsimsel etkiler, kayıt dışı ve geçici işler istihdam rakamlarını yüksek gibi gösterse de gelir güvencesi ve sosyal güvenlikten uzak çalışan milyonlarca kişi için sürdürülebilir bir gelecek sunmuyor.

1 Mayıs, yalnızca sembolik kutlamalarla geçiştirilecek bir gün olarak görülmemeli; bu günün anlamına uygun şekilde, kalıcı, kapsayıcı ve gerçekçi çözümler geliştirilmelidir. Enflasyonla mücadelede kalıcı başarı için öncelik, asgari ücret artışları yerine enflasyonu düşürücü politikalarla reel gelirin korunması olmalıdır. İşveren üzerindeki maliyet baskısı azaltılmalı; SGK prim desteği, gelir vergisi teşvikleri ve enerji maliyeti sübvansiyonları daha yaygın ve sürdürülebilir hale getirilmelidir. Finansmana erişimin ciddi şekilde zorlaştığı bu dönemde, KOBİ’lere uygun ve erişilebilir finansman imkanları sunulmalı; kadın ve genç istihdamı için ise mesleki eğitimle desteklenen, bölgesel teşvik içeren özel istihdam programları hayata geçirilmelidir. Gelir dağılımındaki adaletsizliğin önüne geçmek amacıyla kapsamlı bir vergi reformu yapılmalı ve sosyal destek mekanizmaları güçlendirilerek düşük gelir grupları korunmalıdır. Türkiye’nin sürdürülebilir bir ekonomik ve toplumsal dengeye ulaşabilmesi, ancak günü kurtaran çözümlerden vazgeçip, uzun vadeli ve kararlı reformlara yönelmesiyle mümkün olacaktır.

Ekonomik veri takvimi

 

05 Mayıs 2025, Pazartesi Türkiye TÜFE (Aylık-Yıllık)

05 Mayıs 2025, Pazartesi ABD Hizmet/Bileşik PMI

06 Mayıs 2025, Salı Çin Hizmet/Bileşik PMI

06 Mayıs 2025, Salı Almanya Hizmet/Bileşik PMI

06 Mayıs 2025, Salı Euro Bölgesi Hizmet/Bileşik PMI

06 Mayıs 2025, Salı İngiltere Hizmet/Bileşik PMI

06 Mayıs 2025, Salı Euro Bölgesi ÜFE (Aylık-Yıllık)

06 Mayıs 2025, Salı ABD Dış Ticaret Dengesi

07 Mayıs 2025, Çarşamba Japonya Hizmet/Bileşik PMI

07 Mayıs 2025, Çarşamba Euro Bölgesi Perakende Satışlar

07 Mayıs 2025, Çarşamba OECD TÜFE (Aylık-Yıllık)

07 Mayıs 2025, Çarşamba ABD Faiz Oranı

08 Mayıs 2025, Perşembe Almanya Sanayi Üretimi

08 Mayıs 2025, Perşembe Almanya Dış Ticaret Dengesi

08 Mayıs 2025, Perşembe İngiltere Faiz Oranı

09Mayıs 2025, Cuma Çin Dış Ticaret Dengesi

09Mayıs 2025, Cuma Türkiye Sanayi Üretimi

Ekonomi ve finans sözlüğü

Makro ihtiyati politikalar:Sistemik riski azaltmak amacıyla finansal sektöre yönelik düzenlemeler bütününü ifade etmekte olup, genel olarak, hızlı kredi büyümesi ve yükselen kaldıraç oranlarına karşı finansal sistemin dayanıklılığını artırmayı ve kredi ve varlık fiyatlarındaki aşırı büyümeyi sınırlamayı hedeflemektedir (TCMB).

Tüketici eğilim anketi:Tüketicilerin mevcut kişisel mali durumları, genel ekonomik koşullara ilişkin değerlendirmeleri, gelecek dönem beklentileri ile yakın vadeli harcama ve tasarruf eğilimlerini ölçmek amacıyla her ay düzenli olarak uygulanan bir anket çalışmasıdır (TCMB).