Enflasyon, faiz ve halka arz üçgeninde yatırımcı

Abone Ol

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yılın üçüncü Enflasyon Raporu’nu paylaştı. Raporda 2026 yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 26’dan yüzde 28’e yükseltilirken, Başkan Fatih Karahan’ın verdiği mesajlar önümüzdeki dönemde para politikasının seyrine ilişkin önemli ipuçları içeriyordu. Karahan, son aylarda dezenflasyon sürecinin yavaşladığına dikkat çekerken, kredi büyümesinin belirgin şekilde gerilediğini ve yurt içi talepteki zayıf seyrin önümüzdeki dönemde de devam etmesinin beklendiğini ifade etti.

Enflasyon tahminindeki yukarı yönlü revizyon ve dezenflasyon sürecine ilişkin temkinli görünüm, önümüzdeki dönemde faiz indirimlerinin hızına yönelik beklentileri de önemli hale getiriyor. Çünkü faizlerin seyri artık yalnızca kredi kullanan şirketleri veya borçlanma maliyetlerini ilgilendirmiyor; tasarruf sahibinin parasını nerede değerlendireceğini ve ne kadar risk almaya hazır olduğunu da belirliyor. Bugün bunun en dikkat çekici örneklerinden biri halka arz piyasasında yaşanıyor.

2026 yılının ilk yedi ayında Borsa İstanbul’da 28 şirket halka arz edilirken, şirketler sermaye piyasalarından yaklaşık 67 milyar TL kaynak sağladı. Üstelik halihazırda halka arz olmak isteyen şirketlerin sayısı da oldukça yüksek. Sermaye Piyasası Kurulu’nda 120’den fazla şirket halka arz sırası bekliyor. Şirketler tarafında böylesine güçlü bir halka arz talebi bulunmasına rağmen yatırımcı cephesinde aynı iştahın görülmemesi ise oldukça dikkat çekici.

Bir dönem milyonlarca yatırımcının katıldığı ve neredeyse “halka arz kazandırır” algısının oluştuğu piyasada artık farklı bir dönem yaşanıyor. Son halka arzlarda talebin zayıflaması, bazı şirketlerin arzlarını ertelemesi ve işlem görmeye başlayan hisselerin bir bölümünün halka arz fiyatının altına gerilemesi yatırımcı davranışındaki değişimi açık biçimde ortaya koyuyor. Peki değişen ne? Bu sorunun cevabı yalnızca halka arz edilen şirketlerde veya yapılan fiyatlamalarda değil. Asıl değişen yatırımcının önündeki alternatifler ve aldığı risk karşılığında beklediği getiri.

Yüksek faiz ortamında mevduat ve para piyasası fonları gibi görece düşük riskli yatırım araçlarının sunduğu getiriler yatırımcı açısından güçlü bir alternatif oluşturuyor. Böyle bir ortamda yatırımcı, hisse senedinde üstleneceği fiyat oynaklığı ve sermaye kaybı riskinin karşılığında çok daha yüksek bir getiri potansiyeli görmek istiyor. Başka bir ifadeyle, faiz yükseldikçe yatırımcının risk alma eşiği de yükseliyor. Bu nedenle halka arz piyasasında yaşananları yalnızca “yatırımcı ilgisi azaldı” şeklinde değerlendirmek eksik kalıyor. Aslında yatırımcı parasını piyasadan çekmiş değil; parasını hangi risk karşılığında değerlendireceği konusunda daha seçici davranıyor. Halka arzlarda sorun yatırımcının parasının olmaması değil, parasını riske atmak için artık daha güçlü bir neden araması. Üstelik bu değişime bir de güven sorunu ekleniyor.

Geçmiş yıllarda art arda yaşanan güçlü halka arz performansları yatırımcıların şirketlerin bilançosunu, faaliyet alanını, büyüme potansiyelini veya halka arz fiyatlamasını zaman zaman ikinci plana atmasına neden olmuştu. Halka arzlara katılımın giderek arttığı bu dönemde, kısa sürede elde edilen yüksek getiriler yeni yatırımcıların da piyasaya girmesini sağladı. Ancak son dönemde tablo tersine döndü. Halka arz edilen bazı şirketlerin işlem görmeye başladıktan sonra arz fiyatının altına gerilemesi, yatırımcının geçmişteki kadar koşulsuz talep göstermemesine neden oluyor. Eskiden yatırımcı açısından “halka arza katılmama riski” konuşulurken bugün giderek “halka arza katılma riski” değerlendiriliyor. Bu noktada fiyatlama her zamankinden daha önemli hale geliyor.

YÜKSEK FAİZ

Yüksek faiz döneminde yatırımcının şirket değerlemelerine bakışı da değişiyor. Çünkü risksiz veya görece düşük riskli alternatiflerin getirisi yükseldiğinde gelecekte elde edilmesi beklenen kazançların bugünkü değeri düşüyor. Dolayısıyla geçmişte yatırımcı tarafından kabul edilebilen yüksek çarpanlar bugün aynı ölçüde cazip görünmeyebiliyor.

Şirketler açısından bakıldığında ise tablonun diğer tarafı ortaya çıkıyor. Kredi büyümesinin yavaşladığı ve finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği bir ekonomide sermaye piyasaları şirketler açısından giderek daha önemli bir finansman kanalı haline geliyor. Banka kredisine alternatif olarak özkaynak finansmanına yönelmek isteyen şirketlerin halka arz talebinin güçlü kalması da bu nedenle şaşırtıcı değil. Ancak tam bu noktada yeni bir dengesizlik ortaya çıkıyor: Şirketlerin sermayeye olan ihtiyacı devam ederken, yatırımcının bu sermayeyi riske verme iştahı azalıyor.

SPK’nın önünde halka arz için bekleyen 120’den fazla şirket bulunması da bu dengesizliğin bir süre daha devam edeceğini gösteriyor. Çünkü halka arz takvimi yoğunlaştıkça yatırımcının sınırlı kaynağı daha fazla şirket arasında bölünecek ve şirketler yatırımcı ilgisini çekebilmek için birbirleriyle daha fazla rekabet etmek zorunda kalacak. Bu rekabetin belirleyicisi ise yalnızca şirketlerin büyüklüğü olmayacak. Doğru fiyatlama, güçlü finansal yapı, sürdürülebilir kârlılık, halka arz gelirinin nerede kullanılacağı ve şirketin yatırımcıya sunduğu büyüme hikâyesi çok daha fazla önem kazanacak.

Önümüzdeki dönemde enflasyonun kalıcı biçimde gerilemesiyle birlikte faiz indirimlerinin devam etmesi, yatırımcıların portföy tercihlerinde yeniden değişim yaratabilir. Mevduat getirilerinin azalması halinde yatırımcı daha yüksek getiri arayışıyla yeniden sermaye piyasalarına yönelebilir. Ancak faizlerin düşmesi tek başına eski halka arz dönemini geri getirmeye yetmeyebilir. Yeni dönemde yatırımcı yalnızca “halka arz var mı?” diye sormayacak; “Hangi şirket, hangi fiyatla ve hangi gelecek beklentisiyle halka arz ediliyor?” sorusunun cevabını arayacak.

Belki de bu değişimi halka arz piyasası açısından bir sorun değil, sermaye piyasalarının olgunlaşmasının doğal bir aşaması olarak görmek gerekiyor. Sağlıklı bir sermaye piyasasında her halka arzın kazandırması mümkün olmadığı gibi yatırımcının da her halka arza koşulsuz talep göstermesi beklenemez. Asıl önemli olan tasarrufların doğru şirketlerle buluşması, şirketlerin sermaye piyasalarından sağladıkları kaynakları yatırıma ve büyümeye dönüştürmesi ve yatırımcının üstlendiği risk karşılığında makul bir getiri elde edebilmesidir.

Bugün halka arz kuyruğu hâlâ uzun. Ancak kuyruğun karşısında artık eskisinden çok daha seçici bir yatırımcı var ve yeni dönemde halka arzların başarısını şirket sayısından çok fiyatlama, finansal kalite ve güven belirleyecek.

Ekonomik veri takvimi

17 Ağustos 2026, Pazartesi Çin Sanayi Üretimi(Aylık-Yıllık)

17 Ağustos 2026, Pazartesi Türkiye Bütçe Dengesi

18 Ağustos 2026, Salı İngiltere İşsizlik Oranı

19 Ağustos 2026, Çarşamba İngiltere Enflasyon Oranı

20 Ağustos 2026,Perşembe Japonya Dış Ticaret Dengesi

21 Ağustos 2026, Cuma Japonya Enflasyon Oranı

21 Ağustos 2026, Cuma Türkiye Kapasite Kullanım Oranı

Ekonomi ve finans sözlüğü

Fırsat maliyeti: Bir yatırım veya finansal karar alınırken tercih edilmeyen en iyi alternatiften vazgeçilmesi nedeniyle kaybedilen potansiyel getiriyi ifade eder.