in ,

Engel mi mesafeler Minnoş Gezgin’e!

Doğuştan cam kemik hastası Çağla Pektaş. Hayatın gerçekleri ile yollarda yüzleşmek isteyen kendi deyimiyle ‘Minnoş Gezgin’ hiçbir engelin azmin karşısında duramayacağını ispatlıyor. Azim abidesi genç kızla hayatını, yolculuklarını ve aşık olduğu İzmir’i konuştuk

engel-mi-mesafeler-minnos-gezgine

Düşünür St. Augustinus, ‘Dünya bir kitaptır’ der ve ekler ‘Seyahat etmeyenler, onun sadece bir sayfasını okur.’ Dünyanın çeşitli yerlerinde bu bilinçle yola çıkan pek çok insan var. Önemli deneyimler yaşıyor, hayatı arıyorlar. Ama macerayı şiar edinmiş bu insanların içinde kimileri var ki, belki bir miktar daha özeller. Bunlardan biri de 24 yaşındaki Çağla Pektaş. Doğuştan cam kemik hastası genç kadın, engelin zihinde olduğunu bir anıtmışçasına görenlere ispat ediyor. Yola çıktığı ilk günden bu yana tek başına Türkiye’de tam 32 şehri gezmiş Pektaş. Tekerlekli sandalyesiyle bitirdiği her yolculukta aslında insanların zihinlerindeki ön yargıları da sonlandıran genç gezgin, bu yolculukların büyük kısmını otostopla yapıyor ve çadırda kalıyor. İnsanın azim ve istekle neler başarabileceğini göstererek hepimize rol model olabilecek nitelikte bir hikayeye ve pozitif bir yüreğe sahip olan kadın gezginle, yaşamını, yolculuklarını ve elbette İzmir’i konuştuk. Yolda oldukça yenilendiğini inandığını belirten Minnoş gezgin, “Bu kenti ben ‘Harikalar Diyarı’ olarak adlandırıyorum. Adalet, barış ve insanlık dolu bir şehir. İnsan burada kendini özgürlüğe kavuşmuş gibi hissediyor. Abartısız söylüyorum İzmir cennet…” diyor.

‘ENGELİ LUGATTAN ÇIKARACAĞIZ’

Öncelikle okuyucular için bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Adım Çağla Pektaş, namıdiğer ‘Minnoş gezgin’. 24 yaşındayım, 1996 yılında İstanbul’da doğdum. Benim için zorluklar daha doğduğum gün başladı. Ben hayata 1-0 geride başlayanlardanım diyebilirim. Çünkü milyonda bir görülen bir hastalığım var. ‘Osteogenesis Imperfecta’ yani cam kemik hastalığı yaşıyorum. 12 yaşıma kadar 14 tıbbi operasyon geçirmek zorunda kaldım bu nedenle. Katibim. Gezginlik dışında at biniciliğiyle uğraşıyorum. 2018’den bu yana da HEPSEV Derneği’nde de faaliyet yürütüyorum. Burada kurduğumuz grupla, diğer insanların da desteğiyle köy okullarına ve ihtiyaç sahibi çocuklara mont ve bot yardımı yapıyoruz. Aynı zamanda köy okullarına kitap projemiz var. Bunları yapmaktan çok mutluluk duyuyorum. Grubumuzda engeli olan da olmayan da insanlar var. Bir ve bütün olarak hareket ediyoruz farkındalık yaratmak adına. Bu ve benzeri çalışmalarla engelleri daha çok aşmaya çalışıyor, insanların lügatinden ‘Engel’ kelimesini çıkarmak için çabalıyorum.

‘BEN NEDEN YAPMAYAYIM?’

Gezmek, seyahat etmek size neyi ifade ediyor? Yola çıkmaya nasıl karar verdiniz?
Benim gezginliğe başlamamda sosyal medyanın önemli bir etkisi oldu diyebilirim. 3 yıl önce, 2017 yılında sosyal medyada gezgin insanları görüp onlara, gittikleri yerlere, başardıklarına imrendim ve ‘Neden ben de herkes gibi maceralar yaşamayayım?’ diye düşündüm. Engel denilen şeyin bedenden ibaret olmadığını, zihinle de ilgili olduğunu biliyorum ve kendime inanıyorum. Şimdiye kadar ‘Minnoş Gezgin’ adı altında tek başıma İzmir, Ankara, Eskişehir içinde olmak üzere 32 şehir gezdim.
Seyahat ettikçe yenilendiğime inanıyorum; yeni şehirler gördükçe bedenim tamamen farklı bir ruh haline bürünüyor. Bu nedenle de yollardan asla vazgeçmeyecek, her zaman bir maceranın içinde olacağım.

‘ÖMRÜM YETTİKÇE YOLDAYIM’

Gideceğiniz yerlerin kararını nasıl veriyorsun? Belli bir düzeniniz, yola çıkarken hedefleriniz oluyor mu?

Aslında ben yola çıkarken uzun uzun bir plan yapmıyorum. Lakin kimsenin görmediği şehirleri görmeyi seviyorum. Bu yüzden planlamalarımı bu hedef doğrultusunda yapıyorum. Nereye gidersem gideyim, tercihim sessiz ve kimsenin olmadığı ortamları görmekten yana oluyor. Şimdiye kadar 32 şehir gezdim. İlk olarak Türkiye’nin 81 iline gitmeyi hedefliyorum. Böylelikle Türkiye’nin bilinmedik doğasını toplumumuza göstereceğim. Böylelikle bir Türk vatandaşı olarak gurur duyurmak istiyorum. En büyük hayalim ise İtalya ve Fransa’ya gitmek. Tabii ki bunların ardından tüm ülkeleri ömrüm ve gücüm yettiğince gezmek istiyorum.

‘OTOSTOP ÇEKİYORUM’

Çok sayıda kent gördünüz, bunların hepsi elbette bir bütçe gerektiriyor. Yolculukların finansmanını nasıl sağlıyorsunuz? Bütçenizi nasıl yönetiyorsun? Ve örnek oluşturması için soruyorum gezmek için sadece para mı gerekli?

Her şeyden önce seyahat ederken paranın gerekmediğini, en azından ilk gereklilik olmadığını söylemek istiyorum. Türkiye’de 81 il var, düşünsenize hepsine gittiğinizi, bunlara normal şartlarda bütçe ayırmanız, bulmanız çok zor gerçekten. Yolculuklarımız sırasında konaklayacağımız zaman genellikle couch evleri veya çadırları tercih ediyoruz. Türkiye’de yollarda aç kalmıyorsunuz, illaki size kapısını, evini, ekmeğini açan bir insan çıkıyor. Ulaşım için de genellikle otostop çekmeyi seviyor ve tercih ediyoruz. Böylelikle bunun içinde para harcamamış oluyoruz. Çoğu insan için bu yöntem oldukça pratik. Evet, benim gibi tekerlekli sandalyeli bir insan için bir miktar daha zor olsa da insanın isteyince yapamayacağı hiçbir şey olmadığını biliyorum.

‘HİKÂYELERE ŞAHİTLİK EDİYORUM’

Bu kadar çok seyahat etmek size ne katıyor ve 32 şehrin içinde sizi en çok neresi etkiledi?
Yeni insanlar tanıyorum ve farklı farklı hayatlara, hikayelere, yolculuklara şahitlik ediyorum. Ben yolda oldukça insanların yukarıda saydığım başta olmak üzere çok sayıda ön yargısını siliyorum. Bu benim için çok değerli bir kazanım. Eskişehir beni çok etkilemişti çünkü bu kentin insanı gerçekten çok sıcakkanlı. Ve bir engelli birey olarak söyleyebilirim ki ulaşım olarak çok ama çok konforlu ve kentin için ulaşım standartlarını oturtmuş bir şehir. Toplu taşıma araçlarında bizlere ayrılmış özel vagonları bile bulunuyor. Dolayısıyla toplumun engelli bireylerini de düşünüyor olmaları beni çok etkilemişti.

‘BARIŞ, ADALET HAYAT DOLU’

İzmir’e de geldiniz. Kentimizi nasıl buldunuz? İzmir sizi yeterince sıcak karşıladı mı?

Açıkçası her şeyden önce buraya mutfağı, tatlıları için bile gelinebilir. Özellikle ‘Bomba’ adını verilen tatlı enfesti. Bunun dışında İzmir’in insanları çok sıcakkanlıydı. Özellikle Eski Foça tarafında tanıştığım insanların yeri bambaşka. Bu kenti ben ‘Harikalar diyarı’ olarak adlandırıyorum. Adalet, barış ve insanlık dolu bir şehir. İnsan burada kendini özgürlüğe kavuşmuş gibi hissediyor. Havası, güneşi ve tüm yönleriyle yeniden doğmuş gibi hissettiren bir şehir. Bu kadar güzel bir şehri açıklarken insan doğru kelimeleri de seçemiyor, çok söze gerek yok gidip herkes kendi gözleriyle görmeli. Abartısız söylüyorum İzmir cennet… Bunun dışında ulaşıma eleştiri getirebilirim. Söylemek isterim ki İzmir’de biz bedensel engellilerin rahatlıkla kullanabileceği bir ulaşım sistemi maalesef yok.

Yollara çıkmak ve seyahat etmek isteyen ancak cesaret edemeyen insanlara tavsiyeleriniz olur mu?

Bizler bu dünyada misafiriz eğer ömrünüzü dört duvar arasında geçirmek istemiyorsanız kesinlikle tercihiniz doğa ve gezmek olsun. Emin olun gezdikçe kendinize daha çok güveneceksiniz.

‘EVDEN KAÇTIM SANDI’

Seyahatlerinizde her hangi bir sorunla karşılaştığınız oluyor mu? Bu sorunlarla asıl başa çıkıyor, motivasyonunuzu sağlıyorsunuz?

Tek ve engelli bir gezginim. Ancak insanlardaki; ‘Engelli birey evde oturur, oturmalıdır’ ön yargısını maalesef bazen silemiyorum. Bu nedenle de birçok insan bana, sürekli olarak yolculukların tehlikeli olduğu gibi telkinlerde bulunuyor ve öğüt veriyor. Bazen bedensel engelli bir gezgin olduğumu anlatamadığımı hatırlıyorum. Otostop çekerken bir adam evden kaçtığımı düşünmüş, ailemi aramaya kalkmıştı. Ve ailemi arayana kadar da beni aracından indirmemişti. Düşünün. Yine de çok şükür ki başıma bugüne kadar çok abartı, olumsuz bir olay gelmedi. Ben kendime inanıyor ve güveniyorum. Çünkü az önce de söylediğim gibi insanın isteyince yapamayacağı hiçbir şey yok. Kendimi şu şekilde motivasyon ediyorum hep; ‘Engel bedenden ibaret değil, sen güçlüsün ve bunu göstermelisin.’

ENGELLİ DOSTLARLA YOLLARDA

Yolculuklarınızı anlattığınız bir sosyal medya hesabı var. Burada epey de takipçiniz bulunuyor. Bize buradaki paylaşımları da anlatır mısınız? Gelecek planınızı sorayım ayrıca…

Kendini seven biriyim. Kendim kadar hayatı da insanları da çok seviyorum. Bu sevgiyi ve başarmak için istemenin yeterli olduğunu paylaşıyorum sosyal medya hesaplarımdan. İnstagram’da ‘minnosgezgin’ adlı bir hesabım var. İmkansız, sadece bir cümle, engel de sadece bir algıdır. Bu nedenle hayatımı anlatıyorum insanlara. Onlar da şahit oluyor. Takip etmek isteyen yakından yanımda olabilir. Bedensel engelli ve diğer engeli olan dostlarım ile bir seyahat düzlemek istiyorum. Şu sıralar bunun için çalışma yapıyorum.

Utkucan Akkaş / Özel Haber

evliya-celebinin-ovdugu-diyarlar

Evliya Çelebi’nin övdüğü diyarlar

bayraklida-zincirleme-kaza-3-yarali

Bayraklı’da zincirleme trafik kazası: 3 yaralı