Final

Abone Ol

Futbol oyununda her maç birbirinden önemli, her maç birbirinden değerli. Futbola gönül verenlerin kimi oyunun güzel oynanması ve izlediğinden zevk almakla ilgilenirken, hatırı sayılır derecede diyebileceğimiz büyük bir kitlenin ise aklı fikri sonuçta. Malumunuz sonucun neye mal olursa olsun ille de kendi lehine olmasını isteyenler için futbol sadece bir araçtan ibaret. Ve bu bakış açısına göre her maçın bir final niteliğinde olmasını yadırgamamak lazım. Oysa “final” denilen sözcük bunlardan çok daha bağımsız bir içerik taşımakta. Kimse sonsuza dek yaşayamayacağına ve yine her çıkılan yolun bir sonu olduğuna göre, zamanın henüz bilmediğimiz tenha köşelerinde oturmuş bizi bekleyen muhtelif sonlara hazırlıklı olmak gerek. İşte o sonlardan biri, hangi spor dalında olursa olsun belli bir otorite tarafından düzenlenmiş elemeli turnuvalardaki son maç olarak durmaktadır karşımızda. Ve burada, büyük emek sarf edilerek hazırlanan takımlar, hedefe itinayla yerleştirilmiş, her seferinde yeni bir kimliğin “en büyük” olma iddiasını gösteren kupayı başları üzerinde kaldıracakları bir kapanışa ulaşmak için mücadele edeceklerdir. Bu anlamda final, şüphesiz pek çok badireyi içeren zorlu sürecin son basamağına ulaşabilmiş iki takımı misafir ederken, onlara beklemedikleri bir yeniliği ikram eder. O da finali oynayabilme sanatı. Hangi oyun sistemi ile hangi başarıya ulaşmış olursanız olun, yolculuğunuz boyunca karşılaştığınız takımlara kendi gücünüzü kabul ettirmiş olmanızdan kaynaklı zaferler silsilesinibir kenara bırakmak zorunda olduğunuz bu son noktada kendine özgü bir hikaye yaşanacaktır çünkü. Finale gelebilmek zor iş. Bu yolculukta yanınızda ister pozitif ister negatif futbol taşımış olun, ister şans ister futbol oyunun gizemli dokunuşları size yardım etsin, neticede geldiğiniz yerde artık yoldakinden çok farklı bir atmosferle karşılaşacağınız her türlü tartışmanın dışında. Hadi gelin sizinle herhangi bir finali başından sonuna birlikte yaşamaya çalışalım. İlk akla gelen, her şeyin telafisi olsa da finalin telafisinin olmadığı gerçeği olup bu çaresizlikle yüzleşince eller ayaklar terlemeye, duygularsa had safhada derinleşmeye başlar. İnsan hayatını düzene sokan ve her türlü hastalığın garanti şifası olan uykunun düzeninin ağır ağır şaşması ise finalin yaklaşan ayak sesleri olarak değerlendirilebilir.

SÜRECİ YÖNETMEK

Kolay değildir bu süreci yönetmek elbette. İnsanoğlu dediğimiz de etten kemikten en nihayet. Ne denli güçlü sinir sistemine sahip olsa dahi, yanı başında küçük bir kuş habersizce kanat çırpsa, kusursuz bir fırtınanın koptuğunu sanır inanın. Hele rakiplerini sayısız kere analiz etmiş ve bu verilerle maçı kafalarında maçtan önce oynayıp bitirmiş teknik adamlar sahaya adım attıkları andan itibaren bildikleri her şeyi unutabilirler. Bu ortamda dünyanın en iyi oyuncusu olsanız bile, futbolun gole en yakın anı olan bir penaltı vuruşunu kullanırken bile, kalesinde ne yapacağınızı kestirmeye çalışan kalecinin gözlerinizin tam içine bakarak aklınıza yolladığı “başaramayacaksın” mesajının yolunu kesebilmek bir hayli zordur. Bu noktada sakin kalmak ve buralara gelirken çevrenize anlattığınız sizinle özdeşleşmiş o güzel hikayeyi sabırla ve bu kez her cümlesinin altını daha kalın bir çizgiyle çekerek yeniden anlatmaya başlamalısınız yüksek perdeden.

Arzuladığınız golü bulabilmek için satranç tahtasının altmış dört karesindeki gizemli yollardan daha farklı yollar ararken, sizinle yekvücut olmuş taraftarın sesi bu yoldaki en büyük yardımcınızdır. Golü aramak iyi de golü yememek için ilave bir mücadele vermenin gerekliliği her köşenizi sarmalamaya başladığında, bu noktadaki olası bir olumsuzluğu iki kat güç sarf ederek tersine çevirme çabasının finale tat veren bir başka unsur olduğunu da unutmamalı. Top bir o kaleye bir bu kaleye gidip gelirken, maçı yürekleri ağzında izleyenlerin tepkileri de bir başka türlü anlamlandırır bu ortamı. Sonuçta iki kısa bir uzun düdük duyulur ve bir anda kaybolur çevrenizdeki sesler. Uçsuz bucaksız bir okyanusun en bilinmez derinliğine doğru çekildiğinizi hisseder, baktığınız noktada hiç kimseyi göremezsiniz. Derken biri size kupayı işaret eder. Dokunmaya bile korkarsınız ya benim değilse diye. Kazanan ya da kaybeden olduğunuzu o anda anlarve kendinizin dahi tanımadığı bir kimliğe dönüşerek bir süreliğine şuursuzca dolaşırsınız cennete benzeyen yemyeşil çimlerin üzerinde. Final böyle bir şey işte, başlangıcından bitişine dek sizi başka bir dünyaya taşıyan ve bittikten sonra da öncekinden farklı bir dünyaya gözlerinizi açmanıza vesile olan. Yaşamınızda bugüne değin hangi final yahut finalleri oynadığınızı, hangilerini kazanıp hangilerini kaybettiğinizi sizden iyi bilen yok biliyorum ve benim tek söyleyeceğim, sonucu ne olursa olsun her finali onurunuzla oynayın demek olacak. Milyonlarca insan kirli oyunlarla bezenmiş kirli savaşlarda sessiz sedasız yok edilirken, onursuzca elde edilmiş bir kazanımın ne bu dünyada ne de ötekisinde hiçbir anlamı yok çünkü.