Şehir hayatının artan temposu ve betonlaşan çevreler, modern insanın ruh sağlığını giderek daha çok tehdit ediyor. Ancak doğayla daha sık temas etmek, bu olumsuz etkileri azaltmanın etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor. Hollandalı kent ekolojisi uzmanı Cecil Konijnendijk tarafından geliştirilen “3-30-300 kuralı” ise bu alanda önemli bir rehber olarak kabul ediliyor.

Peki, 3-30-300 kuralı ne anlama geliyor? Bu kural, her bireyin evinden en az 3 ağaç görebilmesi, yaşadığı mahallede yeşil alan oranının en az yüzde 30 olması ve ev ile en yakın büyük yeşil alan arasında mesafenin 300 metreden fazla olmaması gerektiğini vurguluyor.

Yapılan araştırmalar, bu üç koşulun sağlandığı yerlerde yaşayan insanların daha az stres yaşadığını, ruh sağlıklarının daha iyi olduğunu gösteriyor.

Kentlerde yeşil alanların artırılması fikri yeni değil ancak 3-30-300 kuralı, somut ve ölçülebilir hedefler sunmasıyla dikkat çekiyor.

Özellikle pandemi sürecinde evlere kapanan bireyler, doğayla kurdukları bağın önemini daha iyi anladı.

Michigan Üniversitesi’nden uzmanların da desteklediği bu görüşe göre, sadece bir park manzarası bile zihinsel yorgunluğu azaltmaya yardımcı oluyor.

Türkiye’nin en büyük metropollerinden İstanbul’da ise durum henüz istenilen seviyede değil. Yapılan ölçümlere göre, şehrin toplam yüzey alanının yaklaşık yüzde 28’i yeşil alanlardan oluşuyor ve kişi başına düşen yeşil alan miktarı 7 metrekare civarında.

Uzmanlar, yalnızca yeşil alan miktarının değil, bu alanların şehir geneline dengeli dağılması gerektiğini belirtiyor.

Ayrıca ulaşım, hava kalitesi ve sosyal politikaların da eş zamanlı olarak iyileştirilmesi gerektiğinin altını çiziyorlar.

Ruh sağlığının korunması için doğaya erişim şart. 3-30-300 kuralı, şehir planlamasında yeni bir anlayışın habercisi olarak kent sakinlerine daha sağlıklı ve huzurlu yaşam alanları sunmayı amaçlıyor.

Yorumlar
Editör Hakkında