Annelerin sır gibi sakladığı, ustaların dilden dile dolaşan tarifi buymuş! 1 çay kaşığı yetiyor, kaymağına doyum olmuyor
Evde yoğurt yaparken sıkça yapılan küçük hatalar, kıvamın tutmamasına neden olabiliyor. Oysa birkaç basit püf noktasına dikkat ederek katkısız, taş gibi kıvamlı ve uzun süre tazeliğini koruyan ev yoğurdu hazırlamak mümkün. Lezzetli ve kıvamı tam tutan yoğurdun bilinmesi gereken sırları…
Abone Ol
Evde yoğurt yapmak, son yıllarda yeniden ilgi gören geleneksel mutfak alışkanlıklarının başında geliyor. Katkı maddesi içermeyen, doğal ve ekonomik olması nedeniyle birçok kişi hazır yoğurt yerine ev yapımı yoğurdu tercih ediyor. Doğru yöntemler uygulandığında evde yapılan yoğurt hem lezzeti hem de kıvamıyla hazır ürünleri aratmıyor. Özellikle "taş gibi yoğurt" elde etmek isteyenler için bazı püf noktalarına dikkat etmek büyük önem taşıyor.
Yoğurt, Türk mutfağının vazgeçilmez besinlerinden biri olarak tüketiliyor. Kahvaltıdan akşam yemeğine, çorbalardan tatlılara kadar birçok tarifte kendine yer buluyor. Yüksek protein ve kalsiyum içeriği sayesinde her yaş grubunun beslenmesinde önemli bir yere sahip. Evde hazırlanması ise düşünüldüğünden çok daha kolay bir süreçten oluşuyor.
Taş gibi kıvamlı bir yoğurt elde etmenin ilk şartı kaliteli süt kullanmaktan geçiyor. Günlük ve taze sütler, uzun ömürlü sütlere göre daha başarılı sonuçlar verebiliyor. Yağ oranı yüksek sütler ise yoğurdun hem kıvamını hem de lezzetini artırıyor. Mümkün olduğunca doğal ve katkısız süt tercih edilmesi öneriliyor.
Yoğurt yapımında kullanılan sütün kaynatılma süresi de son derece önemli. Süt kaynadıktan sonra hemen ocaktan alınmamalı, kısık ateşte bir süre daha kaynatılmaya devam edilmelidir. Bu işlem sütün içerisindeki fazla suyun buharlaşmasına yardımcı olur. Böylece daha yoğun kıvamlı bir yoğurt elde etmek mümkün hale gelir.
Kaynatma sırasında sütün ara ara kepçe yardımıyla havalandırılması da tavsiye edilen yöntemlerden biridir. Süt yukarıdan aşağıya doğru birkaç kez döküldüğünde hem buharın çıkması kolaylaşır hem de kıvam üzerinde olumlu etki oluşur. Geleneksel yoğurt mayalama yöntemlerinde bu teknik uzun yıllardır uygulanıyor. Özellikle büyük miktarda süt mayalanırken oldukça etkili sonuçlar verebiliyor.
Sütün mayalama sıcaklığına ulaşması ise en kritik aşamalardan biridir. Çok sıcak süte maya eklenmesi, yoğurt bakterilerinin zarar görmesine neden olabilir. Çok soğuk süt ise mayanın yeterince aktif çalışmasını engeller. Bu nedenle uygun sıcaklığı yakalamak başarılı bir yoğurt için temel şartlardan biri olarak kabul ediliyor.
Evde termometre bulunmayanlar için geleneksel serçe parmak yöntemi kullanılabiliyor. Parmağınızı süte batırdığınızda yaklaşık 7-8 saniye rahatça bekletebiliyorsanız sıcaklık uygun seviyeye yaklaşmış demektir. Parmak hafif yanmaya başladığında mayalama için doğru zaman gelmiş olur. Bu yöntem yıllardır evlerde güvenle uygulanıyor.
Yoğurt mayası olarak kullanılacak yoğurdun da kaliteli olması gerekiyor. Daha önce mayalanmış ev yoğurdu en ideal seçeneklerden biri olarak gösteriliyor. Kullanılacak mayanın sulu olmaması ve taze olması tavsiye ediliyor. Böylece yeni mayalanacak yoğurdun kıvamı daha başarılı oluyor.
Maya doğrudan süte eklenmeden önce birkaç kaşık ılık sütle açılabilir. Bu yöntem mayanın süt içerisinde daha homojen dağılmasını sağlar. Ardından hazırlanan karışım yavaşça tencereye eklenerek nazik hareketlerle karıştırılır. Fazla karıştırmak ise önerilmeyen uygulamalar arasında yer alıyor.
Genellikle bir litre süt için bir yemek kaşığı yoğurt mayası yeterli kabul ediliyor. Fazla maya kullanmak yoğurdun daha iyi tutacağı anlamına gelmiyor. Aksine gereğinden fazla maya, yoğurdun daha çabuk ekşimesine neden olabiliyor. Doğru ölçü kullanımı bu nedenle büyük önem taşıyor.
Yoğurdun kıvamını belirleyen en önemli aşamalardan biri mayalama sürecidir. Sütün doğru sıcaklığa ulaşmadan mayalanması ya da fazla sıcak halde maya eklenmesi istenilen sonucun alınmasını engelleyebilir. Bu nedenle süt sıcaklığının dikkatle kontrol edilmesi gerekir.
Geleneksel yöntemlerde termometre yerine el ile yapılan sıcaklık kontrolü de yaygın olarak kullanılmaktadır. Doğru sıcaklıkta mayalanan süt, daha yoğun ve pürüzsüz bir yoğurt oluşmasına yardımcı olur.
Maya olarak kullanılacak yoğurdun taze ve kaliteli olması da oldukça önemlidir. Ekşi ya da uzun süre beklemiş yoğurtlar yeni mayalanacak yoğurdun lezzetini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle mümkün olduğunca ev yapımı veya güvenilir bir yoğurt maya olarak tercih edilmelidir. Mayanın oda sıcaklığına gelmiş olması da mayalanma sürecinin daha sağlıklı ilerlemesini sağlar. Böylece maya süt içerisine daha kolay karışır ve homojen bir yapı oluşturur.
Yoğurdun üzerindeki peynir altı suyu doğal bir oluşumdur. Bu sıvı besin değeri açısından oldukça zengindir ve dökülmesi zorunlu değildir. İsteyenler bu suyu karıştırarak yoğurdu tüketebilir. Daha koyu kıvam isteyenler ise fazla suyu dikkatli şekilde ayırabilir. Her iki yöntem de yoğurdun tüketimine uygundur.
Bazı kişiler mayalama sırasında çok az miktarda tuz eklemeyi tercih eder. Tuzun yoğurdun dayanıklılığını artırdığı ve daha sert bir kıvam oluşmasına katkı sağladığı düşünülmektedir. Ancak kullanılacak miktarın oldukça az olması gerekir. Fazla tuz hem lezzeti değiştirebilir hem de mayalanma sürecini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle ölçülü davranılması tavsiye edilir.
Ev yoğurdu yaparken uygulanan bazı küçük yöntemler daha yoğun kıvam elde edilmesine katkı sağlayabilir. Bunlardan biri sütün kaynadıktan sonra birkaç dakika daha kısık ateşte tutulmasıdır. Bu işlem sütün içindeki suyun bir miktar buharlaşmasını sağlayarak yoğurdun daha koyu olmasına yardımcı olur. Ayrıca kaynama sırasında sütün ara ara havalandırılması da kıvam üzerinde olumlu etki oluşturabilir. Bu geleneksel yöntem yıllardır birçok evde uygulanmaktadır.
Bazı kişiler mayalama sırasında çok az miktarda tuz eklemeyi tercih eder. Tuzun yoğurdun dayanıklılığını artırdığı ve daha sert bir kıvam oluşmasına katkı sağladığı düşünülmektedir. Ancak kullanılacak miktarın oldukça az olması gerekir. Fazla tuz hem lezzeti değiştirebilir hem de mayalanma sürecini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle ölçülü davranılması tavsiye edilir.
Mayalama süresi tamamlandıktan sonra yoğurdun hemen tüketilmesi önerilmez. Öncelikle oda sıcaklığında kısa süre dinlenmesine izin verilmesi gerekir. Ardından buzdolabına alınarak birkaç saat bekletilmesi kıvamın oturmasına yardımcı olur. Özellikle bir gece boyunca buzdolabında bekletilen yoğurt daha yoğun ve lezzetli bir yapı kazanır. Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra yoğurt servise hazır hale gelir.
Yoğurdun üzerindeki peynir altı suyu doğal bir oluşumdur. Bu sıvı besin değeri açısından oldukça zengindir ve dökülmesi zorunlu değildir. İsteyenler bu suyu karıştırarak yoğurdu tüketebilir. Daha koyu kıvam isteyenler ise fazla suyu dikkatli şekilde ayırabilir. Her iki yöntem de yoğurdun tüketimine uygundur.
Hazırlanan yoğurdun uzun süre tazeliğini koruyabilmesi için uygun koşullarda saklanması gerekir. Yoğurt mümkün olduğunca cam kaplarda muhafaza edilmeli ve kapağı kapalı şekilde buzdolabında tutulmalıdır. Her kullanımda temiz kaşık kullanılması yoğurdun bozulma riskini azaltır. Böylece yoğurt daha uzun süre ilk günkü lezzetini koruyabilir. Saklama koşulları ürünün dayanıklılığı açısından büyük önem taşır.
Ev yapımı yoğurt katkı maddesi içermediği için raf ömrü hazır ürünlere göre daha kısa olabilir. Bu nedenle kısa süre içerisinde tüketilmesi önerilir. Uygun sıcaklıkta muhafaza edilen yoğurt günler boyunca güvenle tüketilebilir. Düzenli olarak yeni yoğurt mayalamak hem taze ürün tüketmeyi sağlar hem de doğal beslenmeye katkıda bulunur. Geleneksel yöntemlerle hazırlanan ev yoğurdu, doğru uygulamalar sayesinde yoğun kıvamı ve doğal lezzetiyle sofralarda yerini almaya devam eder.
Gelişmelerden haberdar olmak istiyor musunuz?
Google News’te Ege Telgraf sitemize
abone olun.