Yemek seçen çocuklar birçok ebeveyn için endişe kaynağı olabiliyor. Ancak uzmanlar, bu durumun çoğu zaman geçici olduğunu belirtiyor.
Araştırmalar çocukların damak tadının zaman içinde değişebildiğini ve deneyimlerle geliştiğini gösteriyor.
İşte çocukların yemek tercihlerini etkileyen faktörler.
HÜRRİYET
Akşam eve geldiğinizde sofraya ne koyacağınızı düşünürken çocuklardan biri “Mantı yapalım mı?” diye heyecanlanabiliyor, diğeri ise yalnızca makarna ya da patates kızartması isteyebiliyor. Aynı evde büyüyen çocukların yemek tercihlerinin farklı olması uzmanlara göre oldukça yaygın bir durum.
Uzmanlara göre iyi haber şu: Çoğu çocukta yemek seçme davranışı geçici bir dönemden ibaret. Doğru yaklaşım ve sabırla çocukların damak tadı zaman içinde genişleyebiliyor.
Bilim insanlarına göre insanlar bazı tatlara doğuştan yatkın geliyor. Bebekler genellikle tatlı tada olumlu tepki verirken acı ya da keskin tatlara karşı daha temkinli davranıyor. Bunun evrimsel bir nedeni olduğu düşünülüyor.
Araştırmalara göre bu süreç doğumdan bile önce başlayabiliyor. Hamilelik sırasında annenin tükettiği yiyeceklerin aromaları amniyon sıvısına (Gebelik sırasında fetüsü çevreleyen, koruyan ve bebeğin içinde yüzdüğü berrak ve hafif sarımsı bir sıvı) geçebiliyor ve bebek bu tatlarla tanışabiliyor.
Araştırmalar, sebze ve baharatlı yemekleri daha sık tüketen annelerin çocuklarının ek gıdaya geçişte sebzeleri daha kolay kabul ettiğini gösteriyor. Bu durum annenin beslenme alışkanlıklarının çocukların damak tadına erken dönemde etki edebileceğini ortaya koyuyor.
Bazı çocukların roka, brokoli ya da greyfurt gibi yiyecekleri reddetmesinin arkasında genetik farklılıklar bulunabiliyor. Araştırmalar toplumun önemli bir bölümünün acı tat bileşiklerine karşı daha hassas olduğunu gösteriyor.
Benzer bir durum kişniş gibi bazı otlarda da görülüyor. Bazı insanlar ferahlatıcı bulurken bazıları “sabun” tadı aldığını söylüyor. Bunun nedeni koku algısını etkileyen genetik farklılıklar olarak açıklanıyor.
Araştırmalar çocukların yemek tercihlerini en çok günlük deneyimlerin şekillendirdiğini ortaya koyuyor. Bir yiyecek olumlu bir deneyimle eşleştiğinde çocuk o yemeği daha çok sevme eğilimi gösterebiliyor.
Aileyle keyifli geçirilen bir akşam yemeği, park dönüşü içilen sıcak bir çorba ya da ebeveynin övgüsü bile bir yemeğin algısını değiştirebiliyor.
“Sebzeni bitirmezsen tablet yok” gibi baskılar kısa vadede işe yarasa da uzun vadede isteksizlik oluşturabiliyor. Bu nedenle bazı çocukların evde yemediği yemekleri okulda veya arkadaş ortamında denemesi şaşırtıcı bulunmuyor.
Uzmanlara göre ebeveynlerin en sık yaptığı hata, çocuk bir yiyeceği reddettiğinde tamamen vazgeçmek ya da tam tersine zorlamak oluyor. Oysa bir çocuğun yeni bir tadı kabul etmesi için bazen 10-12 kez hatta daha fazla deneme gerekebiliyor.
Bu nedenle önerilen yöntem baskı yapmak yerine fırsat sunmak. Sebzeleri farklı şekillerde hazırlamak, tanıdık yemeklerle birleştirmek veya sofrada herkesin aynı yemekten yemesi öneriliyor.
Uzmanlar ayrıca çocuk sağlıklı büyüyorsa yemek seçmenin çoğu zaman ciddi bir sorun olmadığını belirtiyor. Çünkü damak tadı zamanla genişleyebiliyor ve yemek alışkanlıkları tekrar eden deneyimlerle şekilleniyor.