2025 yılından itibaren dünyaya gelecek olan bebekler, "Beta Kuşağı" olarak adlandırılıyor. 2039’a kadar doğacak bu kuşağın, küresel sorunların etkisini doğrudan hissedeceği ve çözüm üretmek için mücadele edeceği bir çağda büyümesi bekleniyor. Özellikle iklim değişikliği, hızlı kentleşme ve sürdürülebilirlik gibi kritik konular, Beta Kuşağı’nın gündemini şekillendirecek.
Beta Kuşağı, yapay zeka ve otomasyonun hayatın her alanına entegre olduğu bir dönemde yetişen ilk nesil olacak.
Eğitimden sağlığa, günlük yaşamdan çalışma hayatına kadar teknolojinin derinlemesine hissedildiği bir dünyada, bu kuşağın teknolojiyle etkileşimi bir önceki nesillerden çok daha ileri düzeyde olacak.
Beta Kuşağı’nın ebeveynlerini, 1990’lar ve 2000’lerin başında doğan Z Kuşağı bireyleri oluşturacak. Z Kuşağı, kendi sosyal medya ve ekran bağımlılıklarını tecrübe etmiş bireyler olarak, çocuklarının dijital cihazlarla olan ilişkilerini daha bilinçli yönetmeyi hedefleyecek.
2035’e gelindiğinde, Beta Kuşağı bireylerinin dünya nüfusunun yüzde 16’sını oluşturması bekleniyor. Bu durum, ekonomik ve toplumsal dinamiklerde yeni bir kuşağın etkisinin belirginleşeceğine işaret ediyor.
2010-2024 arasında doğan çocuklar, Alfa Kuşağı üyesiydi. Beta Kuşağı ise bu mirası devralarak, değişen dünya koşullarına adapte olacak yeni bir dönemi başlatacak.
Beta Kuşağı’nın, çevresel farkındalık ve sürdürülebilirlik konularında liderlik yapması umut ediliyor.
Beta Kuşağı, teknolojiyi insanlık yararına kullanma ve gezegenin geleceğini koruma misyonuyla dünyaya geliyor. Bu kuşağın, yalnızca bir nesil olarak değil, global problemlerin çözümünde öncü bireyler olarak iz bırakması bekleniyor.