Eyüp Sultan Camii, İstanbul'un tarihi yarımadasında yer alan, hem inanç hem de tarih açısından büyük bir öneme sahip kutsal bir mekan olarak yüzyıllardır ziyaretçilerini ağırlıyor. Eyüp Sultan Camii, İstanbul’un tarihi ve dini simgelerinden biri olarak, hem inançlıların hem de tarihseverlerin buluşma noktası olmuştur. Bu kutsal mekân, sadece mimarisiyle değil, aynı zamanda sahip olduğu manevi değerle de önemli bir yere sahiptir. Eyüp Sultan’ın hayatı ve mezarının bulunma hikâyesi de bu caminin tarihini bir hayli ilginç kılmaktadır.
(Habertürk)
Eyüp Sultan Hazretleri, İslam dünyasının önemli sahabelerinden biri olarak bilinir. Hicret sırasında, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.S.)’in devesinin Eyüp Sultan Hazretleri'nin evinin önünde durması, ona büyük bir şerefi kazandırmıştır. Hz. Muhammed, "İstanbul elbette fetih edilecektir; onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir" diyerek, Eyüp Sultan'a bu kutsal müjdeyi vermiştir.
İstanbul’un kuşatılmasında 90’lı yaşlarında savaşan Eyüp Sultan, kuşatma sırasında şehit olmuştur.
Eyüp Sultan’ın mezarının yeri, İstanbul’un fethinden sonra Akşemsettin tarafından keşfedilmiştir. Sultan Mehmet’e, Eyüp Sultan’ın mezarını bulması için yer gösterilmesi talimatı verilmiştir.
Akşemsettin, karşı kıyıdaki bir tepede ışık gördüğünü ve bu noktada beyaz mermerin çıkacağına dair bir işaret olduğunu belirtmiş, kazı yapıldığında ise Eyüp Sultan’ın mezarı bulundu. Mezara, padişahın emriyle çeşmeler ve yapılar inşa edilmiştir.
Eyüp Sultan Camii, 1458 yılında inşa edilmiştir. İstanbul’un fethinden 5 yıl sonra inşa edilen bu cami, Eyüp Sultan Hazretleri’nin türbesinin yakınında yer alır ve büyük bir dini öneme sahiptir. Caminin inşası sırasında Akşemsettin’in gösterdiği yer, tarihsel olarak çok önemli bir manevi anlam taşır.
Eyüp Sultan Camii, pek çok onarımdan geçmiş ve her seferinde zenginleşerek günümüze ulaşmıştır. 1766’da büyük bir depremde hasar gören cami, 1215 yılında yeniden inşa edilmiştir. 1823’te minareler de büyük zarar görmüş, ancak cami son olarak 1960’larda Adnan Menderes’in talimatıyla restore edilmiştir.
Caminin mimarisi, barok tarzıyla dikkat çeker. Dış avluda yer alan sekiz sütunlu kubbe, büyük bir zarafetle yükselir. Camiiye adım atıldığında, geleneksel Osmanlı sanatını yansıtan birçok detay göz önüne serilir.
Caminin içinde bulunan önemli eserler arasında Eyüp Sultan Hazretleri’nin sandukasını çevreleyen gümüş şebeke, altın yaldızla işlenmiş ayetler, Peygamber Efendimiz’e ait mübarek "ayak izi" ve Sultan I. Mahmud tarafından hediye edilen kutsal eserler yer almaktadır. Ayrıca camideki ahşap ve kumaş eserler de büyük bir manevi değere sahiptir.
Eyüp Sultan Camii, halk arasında sünnet olacak çocukların dua etmek için götürüldüğü kutsal bir yer olarak da bilinir. Çocuklar, sünnet öncesinde beyaz kıyafetler giyerek, davul zurna eşliğinde camiye gelir ve burada dua edilir. Bu gelenek, Osmanlı döneminden günümüze kadar devam etmektedir.
Eyüp Sultan Camii’nin doğusunda yer alan çınar ağacı, tam 751 yaşındadır. Bu ağaç, İstanbul kuşatması sırasında çok önemli bir rol oynamıştır. Padişah Mehmet, kuşatmanın zor günlerinde askerleri morale etmek için Eyüp Sultan’ın kabrini aramaya karar vermiştir.
Akşemsettin’in rehberliğinde bulunan bu kutsal yerin üzerine, ikişer fidan dikilmiş ve zamanla bu fidanlar büyük çınarlara dönüşmüştür. Bu çınarların yerinin kutsal kabul edilmesi, Eyüp Sultan’a olan derin saygının bir simgesi olarak günümüze kadar gelmiştir.