İzmir’de tarihin kalbi meğer buradaymış! Gölet başında piknik, tarih dokusu ve mis gibi doğa büyülüyor
İzmir’in güneyinde yer alan Buca, antik dönemden günümüze uzanan tarihi, Levanten mirası ve doğal alanlarıyla dikkat çekiyor. Buca'ya gitmeden önce hakkında bilmeniz gereken 10 şey
Abone Ol
Ege Bölgesi’nde yer alan ve İzmir’e bağlı bir ilçe olan Buca, Nif Dağı’nın güney eteklerinde hafif engebeli bir arazi üzerine kuruludur. Nif Dağı’ndan doğan Melez Çayı, ilçe topraklarını sulayarak Halkapınar’da denize dökülmektedir.
BUCA ADI NEREDEN GELİYOR?
Kararas’ın Iconomos’tan aktardığı bilgilere göre, 1235 yılında İzdik Devleti Kralı İoyanis, Lenvon Manastırı sınırlarını belirlerken “Kohi” adlı bir yerleşimden söz edilmektedir. Iconomos’a göre bu yerleşim, zamanla Buca adını almıştır. “Kohi” sözcüğü eski Yunancada kapalı bir açının iç kısmı anlamına gelirken, yeni Yunancada “Gonia”ya dönüşmüş, ardından Bugia ve son olarak Buca şeklini almıştır.
Bir diğer görüş ise, son Bizans döneminde bölgede toprak sahibi olan Vuza ya da Vuzas adlı kişiden ismini aldığı yönündedir.
BUCA TARİHİ
Ege kıyıları, uygarlık tarihinin en eski ve hareketli yerleşim alanları arasında yer almaktadır. İzmir ve çevresi Roma’dan sonra Bizans, Araplar ve Selçuklular arasında el değiştirmiş; Çaka Beyi, Selçuk Beylikleri, Osmanlılar, Rodos Şövalyeleri ve Timur’un egemenliği altına girmiştir. Bölge, 1426 yılında Osmanlı hakimiyetine geçmiştir.
ANTİK DÖNEM
Yörede yapılan araştırmalar ve bulunan arkeolojik kalıntılar, Antik Çağ’da Buca’da yerleşim olduğunu göstermektedir. Kral Yolu’nun da bu bölgeden geçtiği bilinmektedir. Yerleşim alanı sırasıyla Lidyalılar, Persler, Büyük İskender, Pergamon Krallığı, Romalılar ve Bizanslıların egemenliği altında kalmıştır.
1868 yılında Buca’da bulunan ve British Museum’a götürülen, insan boyutlarından büyük bir kadın büstü antik döneme ait önemli buluntular arasında yer almaktadır.
TÜRK HAKİMİYETİ VE LEVANTEN DÖNEMİ
Buca’nın yakın tarihte bir Rum köyü olarak ortaya çıktığı bilinmektedir. İzmir ile ticari ilişkiler kuran Avrupalı iş insanları ve aileleri zamanla Buca’ya yerleşmiş, ilçenin gelişimine katkı sağlamıştır. Levanten olarak adlandırılan bu topluluk, özellikle İngiliz ailelerin yoğunluğu ile dikkat çekmiştir.
1805 yılında Bornova’daki Fransiskan rahipleri tarafından gündeme gelen St. Jean Baptist Kilisesi fikri, 1815’te Buca’daki Katolik nüfus için hayata geçirilmiş, 1840’ta Roma Kilisesi tarafından geliştirilmiştir. Aynı şekilde, Protestan topluluğun 1838’de kurduğu kilise, 1865’te bugünkü yapısına kavuşmuştur.
DEMİRYOLU VE KÜLTÜREL HAYAT
1860 yılında İngiliz Aydın Demiryolu Şirketi tarafından İzmir-Aydın hattının Buca’ya uzatılması, ilçe tarihinde önemli bir dönüm noktası olmuştur.
Aynı dönemde Buca, Levantenlerin büyük köşkler inşa ettiği bir yerleşim alanı haline gelmiştir. 1820’lerden itibaren Apollo Açıkhava Tiyatrosu’nda tiyatro etkinlikleri düzenlenmiştir.
GEZİLECEK YERLER
Buca, köy turizmi açısından Kaynaklar başta olmak üzere çeşitli yerleşimlere ev sahipliği yapmaktadır. Yedi Göller, Buca Göleti ve Hasan Ağa Bahçesi ilçenin öne çıkan rekreasyon alanları arasındadır.
Tarihi yapılar arasında Kızılçullu Su Kemerleri, Protestan İngiliz Şapeli, Amerikan Koleji, Mevlana Heykeli ve Levanten köşkleri yer almaktadır.
NE YAPMALI?
Forbes Sevgi Yolu, alışveriş ve yürüyüş alanı olarak kullanılmaktadır. İlçede yıl boyunca çeşitli festivaller düzenlenmekte, Ege Bölgesi’nin tek hipodromu olan Buca Hipodromu’nda at yarışları yapılmaktadır.
NE YEMELİ?
Buca, zeytinyağı, üzüm, incir, oğlak kebabı, kekik turşusu ve bamya gibi ürünleriyle Ege mutfağının önemli merkezlerinden biridir. İlçede birçok sebze ve meyve organik olarak üretilmektedir.
KIZILÇULLU SU KEMERLERİ
Romalılar tarafından inşa edilen ve “Akvadük Kemerleri” olarak anılan yapılar, M.Ö. 133 – MS 395 yılları arasında İzmir’in su ihtiyacını karşılamıştır. Yapımında yumurta akı kullanıldığı belirtilmektedir.
PROTESTAN KİLİSESİ
1834’te hizmete açılan kilise, 1865’te şapel olarak yeniden yapılmıştır. Orgu üzerinde şu ifade yer almaktadır: “T.B OWENRees ESQ.R Mrs.Rees As a Thanks”, “Ailemizi I. Dünya Savaşında koruduğu ve aile fertlerimizden hiçbiri ölmediği için bu organizasyonu tanrıya armağan ediyoruz.”
KERVAN KÖPRÜSÜ
Meles Deresi üzerindeki köprü, İzmir’in tarihi giriş noktalarından biri olarak kabul edilmektedir. Sir Charles Fellows köprüyle ilgili gözlemlerini, “Burası çok güzel bir manzaraya sahip ve İzmir’e gelen veya giden malların develerle taşındığı ilginç bir yer...” ifadeleriyle aktarmıştır.
ESKİ AMERİKAN KOLEJİ VE REES KÖŞKÜ
1912’de yapılan Amerikan Koleji, Cumhuriyet sonrası Köy Enstitüsü olarak kullanılmıştır. Rees Köşkü ise 1959 yılında eğitim kurumu olarak hizmet vermeye başlamıştır.
YEDİGÖLLER
2000 yılında yapımına başlanan Yedigöller, göletler, yürüyüş yolları, seyir terasları ve sosyal alanlardan oluşmaktadır.
BUCA GÖLET
1999 yılında açılan alan; restoranlar, amfitiyatro, piknik alanları ve etkinlik sahalarıyla hizmet vermektedir.
MEVLANA HEYKELİ
Tıngır Tepe’de bulunan heykel, kaidesiyle birlikte 25 metre yüksekliğindedir.
HASANAĞA PARKI
1926 yılında satın alınan alan, günümüzde çok amaçlı bir park olarak kullanılmaktadır.
Gelişmelerden haberdar olmak istiyor musunuz?
Google News’te Ege Telgraf sitemize
abone olun.