İzmir’de üniversite kampüsünün yanındaki ormanda gizli bir yaşam keşfetti! Kuşlardan ahtapotlara: Bu da mı varmış?
İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencisi Yağız Ertürk, çocukluk yıllarında başlayan doğa ve hayvan sevgisini fotoğrafçılığa taşıdı. Kampüsün ormanlık alanında aylar süren gözlemler yapan Ertürk, farklı canlı türlerini görüntülerken su altı dünyasını da keşfetmeye başladı
Abone Ol
Eğitimine devam ederken arkadaşlarıyla sık sık üniversitenin kampüsündeki ormanlık alanda vakit geçiren Ertürk, bir süre sonra ağaçların arasında yaşayan farklı canlıları fark etti. Bunun üzerine arkadaşlarıyla birlikte çeşitli hayvan türlerini fotoğraflamak için ormana düzenli olarak gitmeye başladı. Aylar boyunca süren gözlemlerde sabırlı şekilde bekleyen Ertürk ve arkadaşları, aralarında nadir görülen canlıların da bulunduğu çok sayıda türü fotoğraf ve videolarla kayıt altına aldı. Ertürk, çektiği fotoğrafları ve kamera arkası görüntülerini sosyal medya hesabından paylaşarak bir video serisi oluşturdu. Paylaşımlar kısa sürede binlerce izlenmeye ulaştı.
“KEŞFETMEYE ETRAFIMIZDAN BAŞLAYABİLİRİZ”
Doğaya ve canlılara çocukluğundan beri ilgi duyduğunu belirten Yağız Ertürk, üniversite yıllarında bu ilgisinin daha da arttığını söyledi. Kampüsteki ormanlık alanda yaptıkları gözlemler sırasında çok sayıda canlı türüyle karşılaştıklarını belirten Ertürk, "Üniversite yıllarımda bu ilgim daha da arttı. Arkadaşlarımla birlikte sürekli kampüse gidip oradaki ormanlık alanda vakit geçirmeye başladık. Sonra bir baktık ki aslında içerisinde inanılmaz canlılar yaşıyormuş. Düzenli olarak aylarca oraya gittik ve bu canlıları görüntülemeye başladık. Daha sonra bunları bir video serisi haline getirip sosyal medya hesabımda paylaştım. Aynı zamanda üniversite yıllarında dalış lisansımı aldıktan sonra su altı dünyasını da keşfetmeye başladım. ‘Ben zaten bu canlıları sürekli gözlemliyorum ve insanların da bunları görüp tanımasını istiyorum' dedim. Çünkü ilk zamanlar benim de bu kadar farkındalığım yoktu. İllaki uzak coğrafyalara gitmemize gerek yok. Keşfetmeye etrafımızda yaşayan canlılardan da başlayabiliriz diyerek yola koyuldum" dedi. Ertürk, üniversite kampüsünün dışına çıkarak su altı canlılarını da fotoğraflamaya başladı. Dalış lisansı aldıktan sonra su altı dünyasını gözlemleyen genç, burada deniz tavşanları, ahtapotlar ve kalamarların davranışlarını incelemeye başladı.
ÇAKALBURNU LAGÜNÜNDE KUŞ GÖZLEMİ
İnciraltı Kent Ormanı içerisinde bulunan Çakalburnu Lagünü'nde de kuş gözlemleri yapan Ertürk, bölgenin farklı kuş türleri açısından önemli bir nokta olduğunu ifade etti. Ertürk, sonbahar göçlerinin başlamasıyla birlikte lagünü çok sayıda kuş türünün ziyaret edeceğini belirterek "Burası sonbahar göçlerinin başlamak üzere olduğu ve bir sürü kuş türünün ziyaret edeceği bir nokta. Burada yaz kış görebildiğimiz flamingolar ve tepeli pelikanlar gibi çok farklı kuş türlerine rastlıyoruz" diye konuştu.
KAMPÜSTE TOPLULUĞU KURULDU
Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde Doğa ve Kuş Araştırmaları Topluluğu da kuran Ertürk, bu oluşumla birlikte daha fazla öğrenciyi doğa gözlemlerine dahil etmeyi amaçladıklarını aktardı. Kampüs içinde gözlemler gerçekleştiren topluluk, bunun yanı sıra farklı bölgeleri de ziyaret ederek canlı türlerini incelemeye başladı. Ertürk, topluluğun kuruluş amacıyla ilgili "Yaptığımız gözlemlere insanları da dahil etmek adına kurduğumuz bu kulüple hem kampüs içerisinde gözlemler yapıyoruz hem de farklı lokasyonları ziyaret ediyoruz. İnsanlar kuş türlerini daha önce fark etmediklerini söylediler. Onlara bu farkındalığı aşılamaya çalıştık" ifadelerini kullandı.
“BİZİM KAMPÜSTE BUNLAR MI YAŞIYORMUŞ?”
Ertürk'ün sosyal medya hesabından paylaştığı fotoğraf ve videolar da farklı kişilerden geri dönüş aldı. Özellikle kampüsün ormanlık alanında yaşayan canlıları konu alan video, üniversite öğrencilerinin ilgisini çekti. Sosyal medyada paylaşılan içeriklerin binlerce kez izlendiğini belirten Ertürk, kendisine ulaşan geri dönüşleri "İzlenme sayılarımız şu anda gayet güzel. İnsanlar ‘burada bu canlıların yaşadığını bilmiyordum" diyorlar. Özellikle üniversitemizde ‘kampüsün gizemli canlıları' videomuza karşı ‘bizim kampüste bunlar mı yaşıyormuş?' şeklinde çok güzel yanıtlar aldık. ‘Ben de bugün kampüsün ormanına gittim, çok merak ettiğim için gezdim' diyen insanlardan güzel geri dönüşler aldık" şeklinde anlattı. Hayvanlara duyduğu sevgiyi de anlatan Ertürk, farklı canlı türlerinin özelliklerini gözlemlemek ve bunları insanlara tanıtmak istediğini "Ben hep ‘İyi ki varlar' diyorum. Onlar olmasa dünya çok çekilmez bir yer olurdu. Hiçbirini birbirinden ayırmıyorum. Su altından karaya hepsinin kendine ait inanılmaz ilginç özellikleri var. O yüzden bu canlıları daha fazla tanımak, keşfetmek ve insanlara tanıtmak istiyorum" sözleriyle ifade etti.
HEDEFİNDE YABAN HAYATI BELGESELİ VAR
Çocukluğundan bu yana yaban hayatı belgeselleri çekmenin en büyük hayallerinden biri olduğunu belirten Ertürk, bu hedef doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Hem kara hem de su altındaki canlıları gözlemleyen Ertürk, Türkiye'de bugüne kadar kaydedilen 508 kuş türünün 245'ini fotoğrafladığını ifade etti. Ertürk, yaban hayatı belgeseli hedefiyle ilgili "Bu hayalime adım adım ilerlemeye çalışıyorum. Kafamda yakın zamanda hayata geçirmeyi planladığım birkaç belgesel projesi var. Hem su altı dünyasında hem de karadaki yaşamda çok farklı canlılarla karşılaşıyoruz. Su altı dünyasına girdiğimde deniz tavşanları, ahtapotlar ve kalamarların davranışlarını gözlemlemeye başladıkça büyülendim. Türkiye'de şu ana kadar 508 kuş türü kaydedildi. Bunlardan 245 tanesini fotoğraflayabildim. Her coğrafyada farklı türlerle karşılaşabiliyoruz. Biz de bu coğrafyaları ziyaret ederek hem oranın ekosistemini görüntülüyor hem de kuş türlerini yakından tanımaya çalışıyoruz” dedi.
BAŞLAMAK İSTEYENLERE TAVSİYE
Doğa fotoğrafçılığına ilgi duyan kişilerin pahalı ekipmanlara sahip olmadan da gözlem yapabileceğini belirten Ertürk, başlangıç için çevredeki canlıların fotoğraflanabileceğini söyledi. Ertürk, doğa fotoğrafçılığına başlamak isteyenlere "Elinizdeki en ufak ekipmanla bile yakın bir parka gidip etraftaki canlıları görüntüleyebilirsiniz. Cebinizdeki bir telefonla kuş çekmek bazen zor olabilir ama etraftaki böcekleri, kelebekleri ve çiçekleri çekerek kendinizi teşvik edebilirsiniz. Daha sonrasında kompakt bir kamera alıp sulak alanlarda kuş çekebilir ya da bir dürbün ve kuş rehberi eşliğinde etraftaki canlıları tanıyıp fotoğraflamaya başlayabilirsiniz" tavsiyelerinde bulundu.
TİLKİDEN YABAN DOMUZUNA KADAR
Dokuz Eylül Üniversitesi Biyoloji Bölümü yüksek lisans öğrencisi Ömer Faruk Arslan da kampüs çevresindeki ormanda yaptıkları gözlemlerde çok sayıda canlı türüyle karşılaştıklarını belirtti. Arslan, Ertürk ve diğer arkadaşlarıyla üniversitede tanıştıklarını, her birinin daha önce kendi başına gözlemler yaptığını ifade etti. Kampüsün hemen yanında bulunan ormanda birlikte arazi çalışmalarına başladıklarını aktaran Arslan, karşılaştıkları türleri fotoğraf ve videolarla kayıt altına aldıklarını söyledi. Arslan, gözlemlere ilişkin "Arkadaşlarımızla üniversitede tesadüfen tanıştık. Her birimiz tek başımıza ayrı ayrı gözlem yapıyorduk. Kampüsümüzün hemen yanında bir orman var. Beraber orada araziye çıkmaya başladık. Arazide tilkiden yaban domuzuna kadar pek çok canlı türüyle karşılaştık. Bu canlı türlerini fotoğraflayarak ve videolarını çekerek hikayelerini sosyal medyadan insanlara ulaştırdık. Bu durum insanların çok ilgisini çekti. Kampüsün hemen yanında böyle canlıların bulunması onları çok heyecanlandırdı. Kimsenin bundan haberi yokmuş. Aramızda daha önce hiç gözlem yapmamış insanlar vardı ve onlar da bizimle birlikte çok heyecanlandılar. Onlara doğanın nasıl korunacağına ve doğa hakkında nasıl bilinçleneceklerine dair etkinlikler düzenledik. Onlara her zaman şunu anlattık; Doğayı gözlemlemek için çok pahalı ekipmanlara ihtiyacınız yok. Hiçbir şeyiniz olmasa bile sadece gözlerinizle bile doğada gözlem yapabilirsiniz. Yanımızdaki pek çok kişi gözleme bu şekilde başladı" dedi.
YAĞMUR ALTINDA ARAZİ ÇALIŞMALARI
Doğa gözlemlerini hava koşullarına rağmen sürdürdüklerini belirten Arslan, zaman zaman ormanda yağmura yakalandıklarını ve ekipmanlarını korumaya çalışarak araziden çıktıklarını anlattı. Arslan, doğaya olan ilgilerini "Bazen ormanın içindeyken aniden yağmura yakalanıyor, kameralarımızı korumaya çalışarak bir şekilde koşarak araziden çıkıyorduk. Bunlar bizim için çok heyecan verici anlardı. Biz doğaya karşı gerçekten çok tutkuluyuz ve insanlara da bu tutkuyu aşılamak istiyoruz” sözleriyle anlattı.
Gelişmelerden haberdar olmak istiyor musunuz?
Google News’te Ege Telgraf sitemize
abone olun.