Seyahat

Karagöl neden korkutucu, Agora neden kutsal? İzmir’in ilçelerine gizlenmiş 10 mitolojik şehir efsanesi

Ege’nin kıyı kentlerinden biri olan İzmir, mitoloji ve sözlü tarih kaynaklarıyla da dikkat çekiyor. Bu hikayeleri daha önce duymuş muydunuz? İşte İzmir'in çok bilinmeyen 10 mitolojik hikayesi

Abone Ol

KENTİ YENİDEN KURDULAR Annia Galeria Faustina (Genç Faustina), Roma İmparatoru Antoninus’un kızı ve Marcus Aurelius’un eşiydi. Romantik aşk sonrası evlenen çift, General Cassus’a karşı yapılan Asya Seferi sırasında Anadolu’ya geldi.

Sefer sırasında İzmir’e uğrayan Faustina’nın kenti beğendiği, Smyrna Agorası’ndaki kemer üzerinde görülen kabartmalara atıfla aktarıldı. M.S. 178’deki depremden sonra Aurelius’un, Faustina’nın anısını yaşatmak için kentin yeniden inşasını başlattığı söylendi. Ayrıca Miletus’teki Faustina Hamamları’na ölümünden sonra adının verildiği kaydedildi.

TÜRK ORDUSU ZAFERLE GİRDİ 15 Mayıs 1919’da Yunan kuvvetlerinin İzmir’i işgal etmesi, Ege’de direnişin başlamasına neden oldu. Gazeteci Hasan Tahsin’in Kordon’da sıktığı ilk kurşun, ulusal mücadelenin sembollerinden biri olarak tarihe geçti. 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’un ardından Mustafa Kemal Paşa, “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” emrini verdi. 9 Eylül 1922’de Türk birlikleri İzmir’e girerek Hükümet Konağı ve Kadifekale’ye Türk Bayrağı’nı göndere çekti.

Mustafa Kemal Paşa’nın çekilmesini istediği telgrafta, “Birliklerimiz İzmir doğu sırtlarında düşmanın son direnişini kırdıktan sonra, bugün mağlup düşmanla beraber İzmir’imize zaferle girdik” ifadeleri yer aldı. Bu zafer, muharebe safhasının bitip ekonomik ve sosyal kalkınma döneminin başladığı eşik olarak görüldü. 1927’de “9 Eylül Mahalli Sergisi”, 1935’te “9 Eylül Panayırı” düzenlendi. 1 Eylül 1936’da Enternasyonel İzmir Fuarı’nın temelleri atıldı. Kent hafızasında bir semte “Kahramanlar” adı verildi ve İzmir Marşı bestelendi.

KARŞIYAKA TARİHSEL TELAFFUZLARLA ANILDI Haçlı Seferi sırasında İngiltere Kralı I. Richard’ın (Aslan Yürekli Richard) ordularının İzmir’in kuzey kıyılarında, bugünkü Karşıyaka bölgesinde konakladığı söylendi. “Coeur de Lion” (Fransızca Arslan Yürek) ifadesinin zamanla Cordelieu, Cordelion, Kordelya ve Karşıyaka’ya evrildiği aktarıldı.

1764’te Joseph Roux gravüründe bölgenin “Cardile” olarak adlandırıldığı görüldü. “Kordela/Cordelio” kelimelerinin de kıyı şeridi için kullanıldığı ve söylencenin bu adlandırmalarla güçlendiği ifade edildi.

AZİZ POLİKARP KADİFEKALE’DE ANILDI Aziz Polikarp Kilisesi, İzmir’in en eski kilise kalıntısı ve Hristiyanlıktaki 7 kutsal kiliseden biri olarak biliniyor.

Psikopos Polikarp’ın M.S. 155’te Romalılar tarafından Kadifekale’de şehit edildiği, efsaneye göre alevlerin ona dokunmayı reddettiği için bıçaklanarak öldürüldüğü anlatıldı. Bu söylence, Hristiyanlık tarihinin İzmir’deki izleriyle birlikte sözlü kültürde aktarıldı.

TAPINAK TAHRİP EDİLDİ Kybele, “Tanrıların Anası/Anadolu’nun Tanrıçası” olarak antik metinlerde yer aldı. Diodoros’a göre Lidya Kralı’nın kızı Meona, Kybelon Dağı’na ölüme terk edildi ancak hayatta kaldı ve dağa “Kybele” adı verildi.

İzmir–Manisa sınırındaki Yunt Dağı yamaçlarında bulunan Kybele Tapınağı’nın M.Ö. 3. yüzyıla ait olabileceği tahmin edildi. Tapınağın mimarisinde granit ve büyük kesme taşların harçsız kullanıldığı aktarıldı. Kaçak definecilerin bölgede tahribata yol açtığı ve tapınağın talan edildiği kaydedildi.

SİRENLERİN YAŞADIĞI İLÇE Foça’nın antik ismi “Phokai” olarak biliniyor. Yakınındaki Orak Adası’nda Sirenlerin (deniz kızları) yaşadığı söylendi.

Homeros’un Odysseia Destanı’nda, gemicilerin Sirenlerin büyülü sesini duyup yelken açarak kaybolduğu anlatıldı. Odysseus’un, tayfasının kulaklarını balmumuyla kapattığı ve Siren Kayalıkları’nı bu sayede geçtiği aktarıldı.

HERAKLES HEYKELİ'NİN SIRRI Erythrai Efsanesi’ne göre Herakles’in heykeli, Fenike’nin Tyros kentinden bir sal üzerine bırakıldı ve Chios (Sakız) Adası ile Erythrai arasındaki Mesate Burnu’nda karaya vurdu. Heykeli çıkarmak için kadın saçından halat yapılması fikrine kimse inanmadı; Thrak kökenli bir köle halatı yapıp heykeli kıyıya çıkardı.

Kölenin gözlerinin açıldığı ve heykel için kutsal bir alan yapıldığı söylendi. Alana Thrak kadınları dışındakilerin girmesinin yasaklandığı aktarıldı. Çeşme Müzesi’nde Erythrai sikkelerinde tapınak ve heykel tasvirlerinin görüldüğü ifade edildi.

İZMİR'İN ŞİFA NOKTASI Balçova Kaplıcaları’nın oluşumuna referans gösterilen söylencede, Agamemnon’un yaralı kızının bir gölcükte ayaklarını suya soktukça yaralarının iyileştiği anlatıldı.

Kralın pişmanlık sonrası kızını arattığı, şifayı öğrenince suyun halk tarafından da kullanılabilmesi için imkân yarattığı aktarıldı.

YAREN DEDE ÇAMI 160 YILDIR YAŞIYOR Güzelbahçe Yaren Dede Caddesi üzerinde bulunan “Yaren Dede Çamı”, 160 yaşında tescilli anıt ağaç olarak koruma altında tutuluyor. 35 metre boyunda, 4,30 metre çevre kalınlığındaki kızılçamın, Yaren Dede tarafından 160 yıl önce dikildiği söylendi.

Semercilik yapan bir zanaatkar olan Yaren Dede’nin hayır işlerine adandığı aktarıldı. Ağacın, piknik ateşi nedeniyle yangın tehlikeleri atlatınca askeri alan içine alındığı kaydedildi.

AYI TAŞI'NIN HİKAYESİ Ödemiş–Kiraz karayolu üzerinde Türkönü Köyü’nü 200 metre geçince sol tarafta bulunan “Ayı Taşı” kayalarının, 4 kız arkadaş ve ayı karşılaşması söylencesiyle oluştuğu anlatıldı.

Kaçışın imkansız olduğu anda “beni ya taş ya da kuş et” diyen kızın ayıyla birlikte taşa dönüştüğü sözlü kaynaklarda aktarıldı.