Yaşam

Klima ile serinleyenler dikkat! İşin ustası anlattı: Bu yöntem elektrik faturasını düşürüyor

Yaz sıcağında klimayı açarken faturayı düşünmek zorunda değilsiniz. Yıllardır yapılan bazı kullanım hataları, cihazın gereğinden fazla enerji harcamasına neden olabiliyor. Oysa birkaç basit ayarla aynı serinliği daha dengeli bir tüketimle yakalamak mümkün. Uzmanların dikkat çektiği küçük ayrıntılar, klima kullanım alışkanlıklarınızı baştan aşağı değiştirebilir. İşte bilmeniz gereken o pratik yöntem...

Abone Ol

YANLIŞ ALIŞKANLIĞI BIRAKIN Klimayı kullanırken yapılan en yaygın hatalardan biri, cihazı sürekli en düşük sıcaklıkta çalıştırmak oluyor. Oda bir an önce soğusun düşüncesiyle dereceyi 18 veya 20 seviyelerine çekmek, beklenenin aksine her zaman daha hızlı bir sonuç sağlamıyor. Klima, ayarlanan sıcaklık ile mevcut ortam arasındaki fark büyüdükçe daha yoğun çalışabiliyor. Bu nedenle konfor sıcaklığını makul bir seviyede belirlemek, tüketimi kontrol altında tutmanın en kolay yollarından biri olarak öne çıkıyor. Küçük bir ayarla büyük bir kullanım farkı yaratmak mümkün olabiliyor.

DERECEYİ DOĞRU SEÇİN Soğutma sırasında 25-27 derece civarındaki ayarlar birçok kişi için yeterli bir konfor sağlayabilir. Buradaki temel amaç, odayı gereğinden fazla soğutmak yerine dışarıdaki sıcaklığa göre dengeli bir ortam oluşturmaktır. Çok düşük sıcaklık seçildiğinde klima daha uzun süre yüksek kapasitede çalışabilir. Ayrıca aşırı serin ortam, dışarıdaki sıcak havayla iç mekân arasındaki farkı gereksiz biçimde büyütebilir. Bu yüzden dereceyi düşürmek yerine doğru seviyeyi bulmak daha akıllıca bir tercih olabilir.

SÜREKLİ AÇ KAPATMA Klimayı birkaç dakikada bir açıp kapatmak her durumda tasarruf anlamına gelmez. Özellikle inverter teknolojisine sahip cihazlar, ortam sıcaklığına ulaştıklarında çalışma kapasitelerini düşürerek daha dengeli biçimde devam edebilir. Ancak bunun her klima modeli için aynı sonucu vereceğini söylemek doğru olmaz. Cihazın teknolojisi, odanın yalıtımı, dış hava sıcaklığı ve kullanım süresi toplam tüketimi doğrudan etkiler. Bu nedenle yalnızca aç-kapa alışkanlığına bakmak yerine kullanım koşullarının tamamını değerlendirmek gerekir.

İNVERTER AVANTAJINI KULLANIN İnverter klimaların en önemli özelliklerinden biri, kompresör hızını ihtiyaca göre değiştirebilmesidir. Geleneksel sistemlerdeki gibi sürekli aynı kapasitede çalışmak yerine, hedef sıcaklığa yaklaşıldığında daha düşük güçle devam edebilir. Bu özellik özellikle klimayı uzun süre kullanan kişiler açısından önemli bir avantaj sağlayabilir. Ancak cihazın verimli çalışabilmesi için uygun sıcaklık ayarının yapılması ve bakımının ihmal edilmemesi gerekir. Yani tasarruf yalnızca cihazın inverter olmasına değil, doğru kullanılmasına da bağlıdır.

FAN HIZINI ABARTMAYIN Fanı en yüksek seviyeye almak odadaki havanın daha hızlı dolaşmasına yardımcı olabilir. Fakat en yüksek fan ayarının sürekli kullanılması her ortamda gerekli değildir. Oda yeterince serinlediğinde daha düşük bir fan seviyesi hem konforu artırabilir hem de gereksiz hava hareketini azaltabilir. Otomatik fan seçeneği bulunan modellerde bu özellik de değerlendirilebilir. Böylece cihazın çalışma koşulları odanın ihtiyacına göre daha dengeli hale getirilebilir.

ECO MODU DEVREDE Kumandanızda Eco, Energy Saving veya benzeri bir seçenek bulunuyorsa bu özellik özellikle dikkat çekebilir. Bu modların çalışma mantığı modele göre değişse de temel amaç, sistemi daha düşük enerji tüketimine yönlendirmektir. Bazı cihazlar hedef sıcaklığı ve kompresör çalışma düzenini değiştirerek tüketimi azaltmaya çalışır. Ancak Eco modunun sağladığı avantajın her marka ve modelde aynı olması beklenmemelidir. En doğru sonucu almak için cihazın kullanım kılavuzundaki açıklamalara bakmak gerekir.

SESSİZLİK TASARRUF DEĞİL Silence veya Silent adı verilen modlar kullanıcıların geceleri daha rahat etmesini sağlayabilir. Bu özellik genellikle fan sesini azaltmaya ve daha sakin bir çalışma düzeni oluşturmaya yöneliktir. Dolayısıyla sessiz çalışma seçeneğini doğrudan elektrik tasarrufu modu olarak görmek doğru olmayabilir. Bazı modellerde çalışma kapasitesi de değişebileceği için tüketim üzerindeki sonuç cihazdan cihaza farklılık gösterebilir. Bu modu öncelikle ses konforu açısından değerlendirmek daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

NEMİ GÖZ ARDI ETMEYİN Yüksek nem, sıcaklığın olduğundan daha bunaltıcı hissedilmesine neden olabilir. Bu nedenle bazı günlerde yalnızca dereceyi düşürmek yerine nem kontrolüne odaklanmak daha konforlu bir sonuç sağlayabilir. Kumandalarda Dry veya Nem Alma olarak bulunan modlar bu amaçla kullanılabilir. Fakat nem alma işlemi de enerji harcayan bir çalışma biçimidir ve sürekli kullanıldığında mutlaka tasarruf sağlamaz. Bu nedenle söz konusu modu yalnızca ortam koşulları gerçekten gerektirdiğinde tercih etmek daha mantıklıdır.

KUMANDA NEREDE DURUYOR Bazı klimalarda sıcaklık ölçümü kumandanın bulunduğu noktadan da etkilenebilir. Kumandada sıcaklık sensörü bulunan modellerde cihazın bulunduğu konum, algılanan sıcaklığın değişmesine yol açabilir. Kumandayı doğrudan güneş alan, sıcak bir yüzeye yakın veya hava akımının dışında kalan bir noktaya bırakmak ölçümü etkileyebilir. Üreticinin önerdiği kullanım biçimine uymak bu nedenle önem taşır. Böylece klima ortam koşullarını daha doğru değerlendirebilir.

GÜNEŞİ İÇERİ ALMAYIN Klimanın tüketimini azaltmanın yolu yalnızca kumandadaki tuşlardan geçmiyor. Güneş ışığının doğrudan içeri girmesi, odadaki ısı yükünü ciddi biçimde artırabilir. Özellikle günün en sıcak saatlerinde perdeleri veya panjurları kullanmak, klimanın karşılaşacağı yükü azaltabilir. Pencerelerden gelen yoğun güneş engellendiğinde iç ortamın daha geç ısınması mümkün olur. Böylece klima daha rahat bir çalışma düzenine kavuşabilir.

KAPIYI KAPALI TUTUN Soğutulan alanın kapısını sürekli açık bırakmak, klimanın işini zorlaştırabilir. Serin hava başka bölümlere yayıldıkça cihazın hedef sıcaklığa ulaşması daha uzun sürebilir. Özellikle geniş ve bölümlere ayrılmış evlerde bu durum daha belirgin hale gelebilir. Klimanın kapasitesine uygun bir alanı soğutmak, verimli kullanım açısından önem taşır. Kullanılmayan odaları da aynı anda serinletmeye çalışmamak gereksiz tüketimin önüne geçebilir.

FİLTRELERİ UNUTMAYIN Kirlenen klima filtreleri yalnızca hava kalitesini değil, cihazın çalışma performansını da etkileyebilir. Tozla dolan filtrelerden hava geçirmek zorlaştığında klima aynı hava akışını sağlamak için daha fazla çalışmak zorunda kalabilir. Bu durum zaman içerisinde verim kaybına ve daha yüksek tüketime yol açabilir. Bu nedenle filtrelerin üreticinin önerdiği aralıklarla temizlenmesi önemlidir. Temiz bir sistem, klimadan beklenen performansın korunmasına yardımcı olur.

BAKIMI ERTELEMEYİN Klima bakımını yalnızca cihaz arızalandığında hatırlamak doğru bir yaklaşım değildir. Uzun süre kullanılan sistemlerde iç ve dış ünitelerde zamanla toz ve kir birikebilir. Hava akışının etkilenmesi, cihazın beklenen performansı göstermemesine neden olabilir. Özellikle yoğun kullanılan klimalarda periyodik bakımın ihmal edilmemesi önem taşır. Küçük bir bakım ihmalinin ileride daha büyük performans sorunlarına dönüşmesini önlemek mümkün olabilir.

DIŞ ÜNİTE ÇOK ÖNEMLİ İç ünitenin temizliği kadar dış ünitenin bulunduğu ortam da önemlidir. Dış ünitenin hava dolaşımının engellenmesi, sistemin ısıyı dışarı atmasını zorlaştırabilir. Önünün kapatılması veya çevresinin gereksiz eşyalarla doldurulması bu nedenle kaçınılması gereken bir durumdur. Ünitenin çevresinde üreticinin önerdiği açıklığın korunması daha sağlıklı çalışma sağlayabilir. Özellikle yaz aylarında dış ünitenin performansı klima verimliliğinde belirleyici olabilir.

KAPI PENCERE DENGESİ Klima çalışırken pencereyi sürekli açık tutmak, serinletilen havanın dışarı kaçmasına neden olabilir. Dışarıdaki sıcak ve nemli hava içeri girdikçe klima yeniden aynı ortamı soğutmaya çalışır. Bu da cihazın daha uzun süre devrede kalmasına yol açabilir. Havalandırma gerekiyorsa bunu kontrollü ve uygun zamanda yapmak daha verimli olabilir. Böylece hem temiz hava ihtiyacı karşılanır hem de gereksiz enerji kaybı sınırlandırılabilir.

SICAKLIK FARKINI BÜYÜTMEYİN Dışarıdaki hava ile içerideki sıcaklık arasındaki farkı gereğinden fazla artırmak çoğu zaman iyi bir fikir değildir. Çok soğuk bir oda oluşturmak yerine vücudun rahat edeceği dengeli bir sıcaklık tercih edilebilir. Özellikle dışarıdan eve girildiğinde klimayı bir anda en düşük dereceye indirmek yaygın bir alışkanlıktır. Ancak bu yöntem konforu artırmak yerine enerji tüketimini yükseltebilir. Daha makul bir ayarla serinliğin kademeli biçimde sağlanması daha dengeli olabilir.

OTOMATİK AYARI DENEYİN Bazı yeni nesil klimalarda otomatik çalışma seçenekleri bulunuyor. Bu özellikler cihazın mevcut sıcaklığı algılayarak çalışma düzenini buna göre değiştirmesine yardımcı olabilir. Kullanıcı her birkaç dakikada bir fan veya sıcaklık ayarıyla uğraşmak zorunda kalmayabilir. Ancak otomatik modun çalışma prensibi marka ve modele göre değişebilir. Bu nedenle kumandadaki seçenekleri bilinçli kullanmak, rastgele ayar değiştirmekten daha faydalı olacaktır.

GECE AYARINI KULLANIN Uyku sırasında ihtiyaç duyulan serinlik gün içindeki kadar yüksek olmayabilir. Bu nedenle gece boyunca klimayı aynı yüksek kapasitede çalıştırmak yerine Sleep veya Uyku modundan yararlanılabilir. Bu mod bazı cihazlarda sıcaklığı zaman içerisinde kademeli olarak değiştirebilir. Böylece gece boyunca daha dengeli bir ortam oluşturulması mümkün olabilir. Elbette özelliğin çalışma biçimi klimadan klimaya değiştiği için kullanım kılavuzuna bakmak gerekir.

ODAYI ÖNCE HAZIRLAYIN Klimayı çalıştırmadan önce odanın koşullarını iyileştirmek, cihazın üzerindeki yükü azaltabilir. Perdeleri kapatmak, gereksiz ısı kaynaklarını kapatmak ve kapıları kontrol etmek bunun en basit yolları arasında bulunuyor. Bilgisayarlar, güçlü aydınlatmalar ve bazı elektronik cihazlar da küçük miktarlarda ısı oluşturabilir. Özellikle küçük odalarda bu ısı kaynaklarının toplam etkisi daha belirgin hale gelebilir. Yani tasarruf için ilk adım bazen kumandaya dokunmadan önce atılabilir.

HER ODAYI SOĞUTMAYIN Evin tamamını aynı anda serinletmek yerine kullanılan bölgeye odaklanmak enerji tüketimini azaltabilir. Özellikle gün boyunca kullanılmayan odaların klimayla soğutulması gereksiz bir yük oluşturabilir. Salon kullanılıyorsa yalnızca salonun konforlu hale getirilmesi daha mantıklı olabilir. Gece yatak odasında kalınacaksa gündüz kullanılan alanın klima ihtiyacı yeniden değerlendirilebilir. Kullanım alanını küçültmek, çoğu zaman en zahmetsiz tasarruf adımlarından biridir.

FİYATA DEĞİL TÜKETİME BAKIN Klima seçerken yalnızca satın alma fiyatına odaklanmak uzun vadede yanıltıcı olabilir. Enerji verimliliği, cihaz kapasitesi ve kullanım koşulları toplam maliyet üzerinde önemli rol oynar. Gereğinden büyük bir klima her zaman daha ekonomik anlamına gelmez. Aynı şekilde düşük kapasiteli bir cihaz da geniş bir alanı soğutmaya çalışırken verimsiz çalışabilir. Bu nedenle cihazın kullanılacağı alanla kapasitesinin uyumlu olması büyük önem taşır.

ASIL TASARRUF BURADA Elektrik faturasını azaltmak için tek bir sihirli tuş bulunmuyor. Asıl fark, sıcaklık ayarından filtre temizliğine, güneş kontrolünden doğru kullanım alışkanlıklarına kadar birçok küçük adımın birleşmesiyle ortaya çıkıyor. Klimayı sürekli en düşük derecede çalıştırmak yerine ortamı dengeli biçimde serinletmek daha akılcı bir yaklaşım olabilir. Eco ve Sleep gibi modlar uygun koşullarda destek sağlayabilirken, bakım ve doğru alan kullanımı da en az kumanda ayarları kadar önem taşıyor. Kısacası yıllardır gözden kaçan o zahmetsiz yöntem, klimayı daha bilinçli kullanmak ve ihtiyacından fazlasını çalıştırmamak.