Bursa'nın Gölyazı Mahallesi, tarihi ve doğal güzellikleriyle "Küçük Venedik" olarak anılıyor. Ancak son yıllarda, bu büyülü köyün kendine has atmosferini daha da özel kılan bir değişim yaşanıyor. Gölyazı'nın sakinlerinde, geleneksel balıkçılıkla geçimlerini sağlayan kadınlar, şimdi kayıklarla turistleri gezdirerek aile bütçelerine katkı sağlıyor. Uluabat Gölü'nün huzur veren manzarasında, kadınlar artık teknelerinin başında; hem geleneksel bir mesleği sürdürüyorlar hem de turizmde yeni bir rotanın haritasını çiziyorlar.
(Sözcü)
Geçmişte erkeklerle birlikte balığa çıkan, sabahın ilk ışıklarıyla göle açılan Gölyazılı kadınlar, şimdi süsledikleri teknelerle turistleri gezdiriyor.
Tekne turları, antik Simitçi Kalesi’nin surları arasında başlıyor. Kadınlar, sazlıkların içine ustalıkla girerek turistlere yaban ördeklerini, nilüfer çiçeklerini ve gölün saklı güzelliklerini tanıtıyor. Göl üzerinde ilerlerken hem manzara değişiyor hem de önyargılar çözülüyor.
Kadın kaptanlar sadece tekneleri değil, aynı zamanda toplumun alışkanlıklarını da yönlendiriyor. Geleneksel rollere meydan okumadan, onları dönüştürerek yerel kültürü turizmle buluşturuyorlar. Gölyazı’nın suyla iç içe geçmiş sokaklarında, artık kadınların direnci, emeği ve kararlılığı da yankılanıyor.
Kadın kaptanlardan Serpil Çelik, oğlunun sağlık sorunları nedeniyle ara verdiği iş yaşamına gölde kaptan olarak dönmüş. Kayıkçılığın kendi hayatında bir "geri dönüş" değil, çocukluk anılarına dayanarak inşa ettiği bir güç alanı olduğunu ifade ediyor. "Sandal bizim için çocukken oyuncaktı. Şimdi geçim kaynağımız," diyen Çelik, gelen turistlerin çoğunun önce şaşkınlıkla kendisini süzdüğünü, ardından büyük bir memnuniyetle tekne turundan ayrıldığını söylüyor. “Kadın olduğum için önce tereddüt ediyorlar ama tura çıktıklarında fikirleri tamamen değişiyor.”
Kadın kaptanlardan Serpil Çelik, oğlunun sağlık sorunları nedeniyle ara verdiği iş yaşamına gölde kaptan olarak dönmüş. Kayıkçılığın kendi hayatında bir "geri dönüş" değil, çocukluk anılarına dayanarak inşa ettiği bir güç alanı olduğunu ifade ediyor.
"Sandal bizim için çocukken oyuncaktı. Şimdi geçim kaynağımız," diyen Çelik, gelen turistlerin çoğunun önce şaşkınlıkla kendisini süzdüğünü, ardından büyük bir memnuniyetle tekne turundan ayrıldığını söylüyor. “Kadın olduğum için önce tereddüt ediyorlar ama tura çıktıklarında fikirleri tamamen değişiyor.”
Tekne turları, antik Simitçi Kalesi’nin surları arasında başlıyor. Kadınlar, sazlıkların içine ustalıkla girerek turistlere yaban ördeklerini, nilüfer çiçeklerini ve gölün saklı güzelliklerini tanıtıyor. Göl üzerinde ilerlerken hem manzara değişiyor hem de önyargılar çözülüyor.
2017 yılında kurulan Gölyazı Turizm Geliştirme Kooperatifi bünyesinde bugün 61 kayıkçı kaptan bulunuyor ve bunların 4’ü kadın. Kooperatif Başkanı Türker Torgay, kadınların çocukluklarından beri kayıklarla içli dışlı olduğunu, çoğunun yıllarca eşleriyle ya da babalarıyla balıkçılık yaptığını belirtiyor. “Onlar zaten gölde kaptanlık yapıyordu, sadece adı konmamıştı,” diyen Torgay, şimdi bu kadınların turizme katkı sağlayan aktif aktörlere dönüştüğünü ifade ediyor.
Kadın kaptanlar sadece tekneleri değil, aynı zamanda toplumun alışkanlıklarını da yönlendiriyor. Geleneksel rollere meydan okumadan, onları dönüştürerek yerel kültürü turizmle buluşturuyorlar. Gölyazı’nın suyla iç içe geçmiş sokaklarında, artık kadınların direnci, emeği ve kararlılığı da yankılanıyor.
Gölyazı, sadece bir göl kıyısı yerleşimi değil; aynı zamanda kadınların suyla olan kadim ilişkisini geleceğe taşıdığı bir yaşam alanı. Ve bu yaşam alanında, kaptan köşkünde artık kadınlar var.