Ne tuz ne un! Üç beyazdan biri olan şekerin bu zararlarını biliyor muydunuz? İşte detaylar...
Son dönemde yapılan kapsamlı bir uluslararası araştırma, gazlı içecekler, meyve suları ve enerji içeceklerinde bulunan sıvı şekerlerin karaciğer ve pankreas sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu ortaya koydu. Araştırma, farklı şeker türlerinin vücutta aynı etkiyi yaratmadığını gösterirken, özellikle sıvı formdaki şekerin metabolik hastalıklar üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti
Abone Ol
Araştırmaya göre, gazlı içecekler, meyve suları ve enerji içecekleri gibi sıvı formda tüketilen şekerler, katı gıdalardaki şekerden çok daha hızlı kana karışıyor. Bunun temel sebebi ise sıvıların içinde lif, yağ ya da protein gibi kan şekerinin yükselmesini yavaşlatacak bileşenlerin bulunmaması.
Bu durum, kan şekerinde ani yükselmelere ve insülin seviyelerinde hızlı dalgalanmalara yol açıyor. Sonuç olarak, vücutta tokluk hissi sağlanamıyor, bu da aşırı yemeye ve dolayısıyla kilo artışına neden oluyor.
Aynı zamanda karaciğer bu ani şeker yükünü işlemek zorunda kalıyor. Uzun vadede bu durum, karaciğerin yağlanmasına ve pankreasın aşırı çalışmasına yol açarak metabolik dengelerin bozulmasına neden oluyor. Tip 2 diyabet, insülin direnci ve obezite gibi hastalıkların ortaya çıkmasında sıvı şekerin bu hızlı emiliminin önemli bir rol oynadığı belirtiliyor.
Laboratuvar ortamında yapılan deneyler ise sıvı şekerin bağırsak hücreleri üzerinde de beklenmedik etkileri olduğunu gösterdi. Tatlandırılmış içeceklerde bulunan şekerler, bağırsak hücrelerini “yeniden programlayarak” şeker emilim kapasitesini artırabiliyor
Bu durum, bağırsaktan kana geçen şeker miktarını yükselterek metabolik sistem üzerindeki yükü daha da artırıyor. Dolayısıyla sadece karaciğer ve pankreas değil, sindirim sisteminin de bu süreçten olumsuz etkilendiği ortaya kondu.
Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sıvı formda ilave şeker tüketiminin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine uzun süredir dikkat çekiyor. Her iki kurum da şekerli içecek tüketiminin azaltılması gerektiğini, mümkünse bu içeceklerin soda ile seyreltilmesi ya da doğal alternatifler olarak limon suyu gibi içeceklerle değiştirilmesini öneriyor.
Özellikle çocuklarda ve gençlerde şekerli içeceklerin yoğun tüketiminin ilerleyen yıllarda obezite ve diyabet riskini önemli ölçüde artırdığına vurgu yapılıyor. Bu nedenle, bireylerin günlük beslenme rutinlerinde şekerli içecek tüketimini kontrol altına almaları sağlık açısından kritik önem taşıyor.
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, günlük sadece bir bardak şekerli içeceğin şekersiz ya da suyla değiştirilmesinin bile yıllar içinde tip 2 diyabet riskini yaklaşık yüzde 10 oranında azaltabileceği yönünde. Bu da gösteriyor ki, küçük yaşam tarzı değişiklikleri, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmede etkili olabiliyor.
Bu doğrultuda uzmanlar, bireylerin özellikle gazlı ve enerji içecekleri tüketiminde azalmaya gitmelerini, mümkünse bu içecekleri tamamen hayatlarından çıkarmalarını tavsiye ediyor. Ayrıca meyve suları gibi doğal görünümlü ancak yüksek şeker içeren içeceklerin de kontrollü tüketilmesi gerekiyor.
Gelişmelerden haberdar olmak istiyor musunuz?
Google News’te Ege Telgraf sitemize
abone olun.