Sağlık

Neden tek bir diyet yok? Keto, vegan, akdeniz… Hangisi gerçekten işe yarıyor?

Kilo vermek isteyen milyonlarca kişi her yıl farklı diyetleri deniyor. Keto, paleo, vegan ve Akdeniz diyeti gibi popüler beslenme planları arasında hangisinin gerçekten doğru olduğu ise hala tartışma konusu. Uzmanlara göre tek bir doğru diyet yok; önemli olan bireyin biyolojisine uygun beslenme modelini bulması. Vücut hangi sinyalleri veriyor ve popüler diyetler kimler için risk taşıyor?

Abone Ol

Her yıl pek çok kişi kilo vermek amacıyla farklı beslenme planlarını uygulamaya başlıyor. Keto, paleo, vegan ve Akdeniz diyeti gibi özel diyetler geniş kitleler tarafından tercih ediliyor. Ancak uzmanlar, çok sayıda diyet planı ve çelişkili tavsiyeler nedeniyle doğru beslenme şeklini bulmanın zorlaştığını belirtiyor.

Doktor Mark Hyman, podcast yayını “The Dr. Hyman Show”da herkes için geçerli tek bir diyet olmadığını vurguluyor. Hyman bu konuda şu ifadeleri kullanıyor: “Gerçek şu ki, en iyi diyet, biyolojinize uygun olan diyettir. Hepimiz farklıyız. Herkese uyan tek bir diyet yok.”

Hyman’a göre sağlıklı beslenmenin temelinde gerçek gıdalar ile “gıdaya benzer maddeler” arasındaki farkı ayırt edebilmek yer alıyor. Bu ayrımı şu sözlerle açıklıyor: “Yiyecek, bir organizmanın sağlığını, gelişimini ve büyümesini desteklemeye yardımcı olan şeydir. Dürüst olmak gerekirse, bugün Amerika’da çoğu insanın yediği şey tanım gereği yiyecek değil; yiyeceğe benzeyen bir madde. Benzer durum sadece ABD için de geçerli değil.” İşlenmiş gıdaların, raf ömrü ve pratiklik amacıyla üretilen aşırı işlenmiş ürünlerden farklı olduğuna dikkat çeken Hyman, yiyeceklerin yalnızca enerji sağlamadığını belirtiyor. Bu yaklaşımı “yiyecek ilaçtır” ifadesiyle özetliyor.

Bitkilerde bulunan binlerce biyoaktif bileşiğin iltihaplanma, detoksifikasyon ve hastalık riski üzerinde etkili olabileceği belirtiliyor. Hyman, bu durumu şu sözlerle ifade ediyor: “Vücudunuza aldığınız her şey size fayda sağlayacak veya zarar verecek bir ilaç gibidir.”

Hyman’a göre bireylerin yiyeceklere verdikleri tepkileri belirleyen temel faktörlerden biri kan şekeri düzenlemesi. Rafine nişasta ve şeker oranı yüksek beslenme modellerinin metabolik sağlığı olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyor: “Kan şekeriniz dengeli değilse, yüksekse veya insülininiz yüksekse, bu metabolizmanızı bozacaktır.”

Metabolik kontrolün bozulmasının yalnızca diyabet ve kalp hastalıklarıyla değil, aynı zamanda ruh sağlığı sorunlarıyla da ilişkili olduğu belirtiliyor.

Mayo Clinic’e göre keto diyeti, yüksek yağ, orta düzey protein ve düşük karbonhidrat alımına dayanıyor. Bu beslenme planı, karbonhidrat alımını azaltarak vücudu şeker yakmaktan yağ yakmaya yönlendiriyor. Bu metabolik durum ketozis olarak adlandırılıyor.

Hyman, keto, paleo, vegan ve Akdeniz diyeti gibi popüler diyetlerin, uygulanış biçimine ve kişinin biyolojisine uygunluğuna göre faydalı ya da zararlı olabileceğini belirtiyor. Keto diyetinin beyin için verimli bir yakıt sağlayabildiğini, kan şekerini dengeleyebildiğini ve iltihabı azaltabildiğini ifade ediyor. Ancak yanlış uygulamaların risk taşıdığına da dikkat çekiyor: “İnsanlar hata yapabilir ve bu kötü sonuçlar doğurabilir. Kötü keto ile tam gıdalar, sebzeler ve kaliteli yağlar üzerine kurulu versiyonlar arasında büyük fark var. Çoğu insan için bu bir araç, kalıcı bir yaşam tarzı değil.”

Paleo diyeti; meyve, sebze, yağsız et, balık, yumurta, kuruyemiş ve tohumlara dayanıyor. Vegan diyet ise hiçbir hayvansal ürünü içermiyor. Hyman, bu beslenme planlarının dikkatli uygulandığında ve kişinin yaşam tarzına göre uyarlandığında uygun olabileceğini ifade ediyor.

Uzun ömür ve kalp sağlığıyla ilişkilendirilen Akdeniz diyeti de uygulanış biçimine göre farklı sonuçlar doğurabiliyor. Hyman’a göre bir diyetin işe yarayıp yaramadığını anlamada enerji seviyeleri, yeme isteği ve diğer fizyolojik göstergeler önemli rol oynuyor.