Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli zaferlerinden biri olan 93 Harbi, yalnızca askeri anlamda değil, kahramanlıklarıyla da tarihe damgasını vurmuş isimleriyle hatırlanır. Bu kahramanlardan biri de, Erzurumlu Nene Hatun’dur.
22 yaşında bir anne olarak cepheye koşan ve Aziziye Tabyası’ndaki savunmada büyük bir cesaret sergileyerek halkının gönlünde taht kuran Nene Hatun, yıllar sonra yaşadığı maddi zorluklar ve çaresizlikle de dikkat çekmiştir.
Türk kadınının simgelerinden biri haline gelen Nene Hatun'un, savaşın ardından yaşamını sürdürmekte zorlandığı yıllar, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye yazdığı içler acısı dilekçede açıkça yer almıştır. Bu dilekçe, bir kahramanın yalnızlık ve yoksulluk içindeki mücadelesini gözler önüne sererken, aynı zamanda devletin tarihi kahramanlarına gösterdiği vefasızlıkla ilgili derin bir sorgulama yapmaktadır.
Osmanlı tarihinin en önemli savaşlarından biri olarak bilinen 93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı), bu savaşta gösterdiği kahramanlıkla tanınan Erzurumlu Nene Hatun’un, savaş sonrası yaşadığı zor yıllar bir kez daha gündeme geldi. Bu yıllarda yaşadığı fakirlik ve çaresizlik, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye yazdığı bir dilekçede açıkça belirtilmiştir.
1857 yılında Erzurum’da doğan Nene Hatun, 93 Harbi'nde 8 Kasım 1877 tarihinde Aziziye Tabyası'nın savunmasında yer almıştır. 1955 yılında Türk Kadınlar Birliği tarafından yılın annesi seçilen Nene Hatun, 22 Mayıs 1955'te zatürre nedeniyle vefat etmiştir. Ancak, hayatının büyük bir bölümünü ekonomik zorluklar ve sosyal sorunlar içinde geçirmiştir. Bu durum, hem Nene Hatun'un kendi ifadelerinde hem de devlet arşivlerinde yer alan belgelerde görülmektedir.
Tarih araştırmacıları, Nene Hatun'un 93 Harbi’ndeki kahramanlık hikâyesinin, savaş sonrası içler acısı halini gizlemediğini ortaya koymuştur. M. Talat Uzunyaylalı, “Efsane Kadın Nene Hatun” adlı romanının 19. baskısında, Nene Hatun’un yaşamının fakirlik içinde geçtiğini belirtmiştir. Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye yazdığı dilekçede, Nene Hatun, maddi zorluklarını ve yardım talebini dile getirmiştir. 18 Ağustos 1943 tarihli dilekçede, Nene Hatun, tıpkı kendisi gibi bir savaş gazisi olan Name Hanım’la birlikte yaşadıkları zorlukları anlatmış ve yardım talep etmiştir.
Cumhurbaşkanı İnönü’ye yazılan dilekçede, Nene Hatun ve Name Hanım, "93 Osmanlı-Rus Harbi'nin kahramanları" olarak tarihe geçmiş olduklarını, ancak buna karşın gereken değerin kendilerine verilmediğini belirtmiştir.
Aziziye zaferinin, Erzurum’u işgalden kurtaran büyük bir zafer olduğunu ifade eden Nene Hatun, "Her biri 90 yaşına yaklaşan bizlerin, hiçbir destek ve güvencemiz yoktur. Belediyeden aldığımız 4 lira maaştan başka bir şey yok, ekmeğimizi de kestiler. Şu anda aç ve muhtaç durumdayız" diyerek yardım talebinde bulunmuştur.
Ancak, bu dilekçe sonrası herhangi bir yardım sağlanamamış, Nene Hatun'un maaşı 4 lira kesildikten sonra bu durumu "İnsaf edin, 4 lira ile ne yapabilirim?" şeklinde dile getirmiştir. Sonrasında, Erzurum Belediyesi, Nene Hatun’un maaşını 25 liraya çıkarıp sürekli hale getirmiştir. Bunun yanı sıra, Nene Hatun’un bakım evine alınması düşünülmüş ancak o, evinden ayrılmayı reddederek evde yardım talep etmiştir.
Akın Aktaş’ın araştırmasına göre, Nene Hatun ve Kara Fatma gibi kahramanların hayatlarının çoğunu ekonomik sıkıntılarla geçirmesi, dönemin siyasi koşullarının bir sonucu olarak görülebilir.
Aktaş, bu durumu "Sosyal ve ekonomik sorunlarla mücadele eden bu iki kahraman kadının yardım taleplerinin reddedilmesi, tarihin unutulmaz hafızasında bir utanç olarak kalmıştır" şeklinde değerlendirmiştir.
Nene Hatun, 1857’de Erzurum’un Çeperli köyünde doğmuş ve 22 yaşında anne olmasına rağmen, "Bu bebeği Allah verdi, ona Allah bakar" diyerek cepheye koşmuştur. 93 Harbi'nde gösterdiği kahramanlıkla Türk kadınının simgesi haline gelen Nene Hatun, hayatı boyunca büyük acılar çekmiş, 1. Dünya Savaşı’nda iki oğlunu şehit vermiştir. 22 Mayıs 1955'te zatürre nedeniyle vefat etmiştir.