KURULUŞUN ARKA PLANI
ICE, 11 Eylül saldırılarının ardından çıkarılan 2002 tarihli İç Güvenlik Yasası kapsamında kuruldu. Bu yasayla birlikte ABD İç Güvenlik Bakanlığı oluşturuldu ve ICE bu bakanlığa bağlı temel kolluk kurumlarından biri haline geldi. Kurumun ana misyonu, göçmenlik yasalarını uygulamak, düzensiz göçmenlikle ilgili soruşturmalar yürütmek ve sınır dışı işlemlerini gerçekleştirmek olarak tanımlandı. Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşüyle birlikte ICE’nin bütçesi ve operasyon alanı önemli ölçüde genişletildi.

GÖZALTI YETKİSİNİN SINIRLARI
ICE, ABD’de yasal statüsü bulunmadığından şüphelenilen kişileri durdurma, sorgulama ve gözaltına alma yetkisine sahip. Ancak bu yetki, yerel polis departmanlarının genel yetkilerinden farklı ve daha dar bir çerçevede uygulanıyor. Kurumun temel kuralı, ABD vatandaşlarını tutuklamamak. Sadece bir tutuklamaya müdahale edilmesi ya da bir memura saldırı gibi istisnai durumlarda bu çizgi aşılabiliyor. Buna rağmen ProPublica’nın haberlerine göre Trump’ın ilk dokuz ayında federal ajanların ABD vatandaşlarını iradeleri dışında alıkoyduğu 170’ten fazla olay kayda geçti. Bu vakalar arasında, düzensiz göçmen oldukları şüphesiyle durdurulan Amerikalılar da yer aldı.

ZOR KULLANMA VE SİLAH
ICE’nin güç kullanımı, ABD Anayasası, federal yasalar ve İç Güvenlik Bakanlığı’nın iç yönergeleriyle belirleniyor. Vanderbilt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Chris Slobogin, anayasal çerçevede kolluk kuvvetlerinin yalnızca kişinin kendileri ya da başkaları için ciddi bir tehlike oluşturması halinde ölümcül güç kullanabileceğini vurguluyor. İç Güvenlik Bakanlığı’nın 2023 tarihli notunda ise ölümcül gücün “yalnızca gerektiğinde” kullanılabileceği, bir memurun “kendisine veya başka bir kişiye yönelik yakın bir ölüm veya ciddi bedensel yaralanma tehdidi varolduğuna dair makul bir inanca sahip olması” gerektiği ifade ediliyor. Yüksek Mahkeme kararları da, olay anında karar veren polis memurlarına geniş bir takdir alanı tanıyor.

SAHADAKİ YAYILMA
ICE normal şartlarda ABD içinde faaliyet gösterse de, bazı ajanları yurt dışında da görevlendirilebiliyor. Kardeş kurum olan ABD Gümrük ve Sınır Koruma Teşkilatı teknik olarak sınır bölgelerinde görev yapıyor. Ancak Trump yönetiminin farklı federal kolluk kuvvetlerine göçmenlik uygulamalarına katılma yetkisi vermesiyle bu ayrım giderek silikleşti. Son dönemde Los Angeles, Chicago ve Minneapolis gibi büyük şehirlerde yüzlerce federal görevlinin ortak operasyonlar yürüttüğü bildirildi.

GÖZALTINDAN SINIR DIŞINA
ICE ile karşılaşan bir göçmenin başına gelebilecek senaryolar oldukça farklı. Bazı kişiler kısa süreli alıkonulup sorgulandıktan sonra serbest bırakılıyor. Bazıları ise ülke genelindeki büyük gözaltı merkezlerine transfer ediliyor. Trump yönetimi, 20 Ocak–10 Aralık 2025 tarihleri arasında 605 bin kişinin sınır dışı edildiğini açıkladı. Ayrıca 1,9 milyon göçmenin “gönüllü olarak” ABD’den ayrıldığını duyurdu. Syracuse Üniversitesi’nin hükümet verilerine dayanan araştırmasına göre Kasım 2025 itibarıyla yaklaşık 65 bin kişi ICE gözetimi altındaydı. Göçmenlik avukatları, gözaltına alınan kişilerin yerinin aileler tarafından günlerce öğrenilemediğini söylüyor.

TOPLUMSAL TEPKİ
ICE operasyonları sık sık protestolara ve sert eleştirilere yol açıyor. Maskeli ajanlar, kameralara yansıyan gözaltılar ve silah kullanımı, kamuoyunda korku ve güvensizlik duygusunu besliyor. Pew Araştırma Merkezi’nin Ekim 2025 tarihli anketine göre Amerikalıların yarısından biraz fazlası sınır dışı uygulamalarının belli ölçüde gerekli olduğunu düşünüyor. Ancak aynı ankette yetişkinlerin yüzde 53’ü Trump yönetiminin bu konuda “gereğinden fazla ileri gittiğine” inanıyor. Destek verenlerin oranı ise yüzde 36’da kalıyor. Minneapolis’teki ölümcül olay sonrası bu oranların yeniden şekillenip şekillenmeyeceği merak konusu.

KAYNAK: BBC TÜRKÇE

Yorumlar
Editör Hakkında