Geçmişin İzlerini Bir Odada Topladılar

Şehir şehir dolaşarak Yörük kültürünü tanıtan Koçak çifti, bir ziyaret sırasında gördükleri ev müzesinden etkilenerek kendi evlerinin bir odasını müzeye dönüştürdü. Bu özel odada, geleneksel Yörük kıyafetlerinden yıllarca kullandıkları eşyalara, kendi elleriyle ördükleri kıl çoraplardan otantik bebeklere kadar birçok kültürel mirası sergiliyorlar. Müze, köyü ziyaret edenlerin büyük ilgisini çekiyor.

"60 Yıldır Geçinip Gidiyoruz"

Hasan Koçak, dedesinin 1880’li yıllarda Konya’nın Çumra ilçesinden Burdur’a çobanlık için gelmesiyle başlayan hikayesini şöyle anlatıyor:
“Dedem, annesi ölünce buraya çoban olarak gelmiş, burada evlenmiş ve çocuk sahibi olmuş. Ben de bir ardıç ağacının altında doğdum. Ömrümün büyük kısmı dağlarda geçti. Askere gitmeden önce babamın 350 küçükbaş hayvanına çobanlık yaptım. Asker dönüşü annemin isteğiyle Havva ile evlendim. Tam 60 yıldır birlikte hayatımızı sürdürüyoruz.”

Almanya’dan Köy Yaşamına Uzanan Bir Hikaye

Hasan Koçak, 1972’de çalışmak için Almanya’ya gitmiş ve burada 8 yıl kalmış. Ancak eşi Havva’nın memlekete olan özlemi nedeniyle Almanya’daki yaşam kısa sürmüş. Havva Koçak, eşinin Almanya’da olduğu dönemde hem çocuklarına bakmış hem de tarlalarda çalışmış. Halı dokumaktan hayvan otlatmaya kadar her işi yaptığını belirten Havva Koçak, “Hiç durmadım, hala da durasım yok. Bu kültürü yaşatmak için elimizden geleni yapıyoruz” diye konuştu.

"Eskiden İmece Usulü Vardı"

Hasan Koçak, geçmişte köylerde yardımlaşmanın ve imece usulü çalışmanın önemini vurguluyor:
“Köyde tarlalar sürülürken komşular yardıma gelirdi. Kimse para istemez, tarlada çalıştıktan sonra bir öğün yemek yer, borcu öyle öderdik. Düğün için odun kesmeye giderdik, hep beraber işlerimizi hallederdik.”
Koçak çifti, yokluk içinde geçen hayatlarını “şen şakrak” bir şekilde yaşadıklarını söylüyor. Hasan Koçak, keçi kılından yün çorap örme becerisini babasından öğrendiğini belirterek, bu mirası sürdürdüğünü ifade ediyor. Havva Koçak ise babasının bakkallık yaptığı dönemde köy köy gezdiklerini ve ürünleri takas yöntemiyle aldıklarını anlatıyor.

Kültürü Yaşatan İlham

Bir etkinlik sırasında gördükleri ev müzesinden etkilenerek kendi evlerini müzeye çevirme kararı alan Havva Koçak, bu süreci şöyle anlatıyor: “Konya’da bir şenlik sırasında eski Yörük eşyalarını sergileyen bir ev gördüm. ‘Ben de yaparım’ dedim ve evimizin bir odasını müzeye çevirdim. Çoraplar ördüm, bebekler yaptım ve eski eşyalarımızı sergiledim.”

Şiirle Gelen Hasret

Havva Koçak, şiir yazmaya eşinin Almanya’ya gitmesiyle başladığını söylüyor. Çocuklarına ve memleketine duyduğu özlem, ona maniler ve şiirler yazdırmış. “Geçmişimi unutmadan geleceğe sahip çıkmak istiyorum,” diyen Havva Koçak, Yörük kültürünü tanıtmak için Türkiye’nin birçok şehrini ve Türkmenistan’ı ziyaret ettiklerini belirtiyor.
Koçak çifti, geleneksel Yörük kültürünü yaşatmaya olan bağlılıklarıyla herkes için örnek bir hayat sürdürüyor. Havva Koçak’ın da dediği gibi: “Geçmişini unutan, geleceğine sahip olamaz. Geçmişimizi unutmayalım, gelecek nesillere aktaralım.”

Yorumlar
Editör Hakkında